Ses~Sabahattin Ali
10/10
·64 syf.··
2026 17. kitabı
Bu eserden önce,Sabahattin Ali’nin kaleminden, yalnızca Kürk Mantolu Madonna okumuş biri olarak söyleyebilirim ki,kesinlikle Sabahattin Ali’nin romanlarının yanın- da kısa öykülerine de şans verilmesi gerekli.İlk başta gözüme çarpan en büyük fark,komünist mesajların yoğunluğu.Toplumun sefaleti,kurumla- rın beceriksizliği,kadınlara uygulanan kötü muamele,burjuva(şehirli)sınıfla köylü sınıfın arasındaki fark ve şehirlinin,köylüleri bir yandan kardeş olarak gördüğünü idda edişiyle,onları aşağılaması arasındaki tezatlık bu öykülerde birebir işleniyor.Konuyla en alakasız görünen “Köstence Güzellik Kraliçesi” öyküsünde dahi,gazinolarda çalışan kadınların çektiği zulüm ve kapitalist sistemin seni kullanıp atması temaları işleniyor.Şüphesiz her öykü cidden pek dehşet verici olsa da,“Sıcak Su” öyküsü bir çalışanın patronuna yaranmak uğruna yaptıklarında ne kadar sınır tanımaz olduğunu ve yaptığından biraz bile olsa utanmayışını gözler önüne seriyor.Yanlış hatırlamıyorsam aynı hikâyede,dönemin kadınının,eşinden bağımsız birey olmasının imkansızlığını da anlatıyor.Kitaba ismini veren “Ses” hikâyesi ve diğer hikâyeler arasındaki farka dikkat ederseniz eğer,Sabahattin Ali’nin Türkçü düşünceden,Komünist düşünceye kayışını ve bu değişimin kalemine etkisine de şahit olabilirsiniz.
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 71. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:28
Bugüne isnad edilebilecek bir noktası vardı kitabın. İkiz kardeşlerin, babalarının cenazesinden sonra hikayede bahsi geçen merdivenlere oturup konuşmalarını anlatıyor. Hadi geçmişi düşünelim diyip hatırlıyorlar. Babalarıyla geçen en muhteşem günü yâd etmek için…Düşünüyorlar ve akıllarına gelen şu: ”Hani okuldan çıkmıştık babam bizi almıştı, merdivenlerden iniyorduk parkta oynamak için ve başka bir babayla karşılaştık. Babalarının arkadaşına, bizi parka götürdüğünü söylediğini ama sonrasında bir kahve içeceklerine dair sözleşelim.” dediğini hatırlıyorlar. Ve ikisi de orta yaşı geçen kardeşlerden biri diyor ki “Hayatımın en göz kamaştırıcı anıydı.” Bu cümleyi okuyunca düşündüm. Hayat bu, bu kadar basit işte. Sadece olağan gibi gözüken basit bir an. Geri dönülmez, dönülemez ve bir o kadar da basit ama iç dolduran belki güven veren, birinin seninle ilgilendiğini gösteren kısa bir an. Varlık-yokluk ötesinde günlük bir olayın, konuşmanın belki kıymetinin bilinmediği ama sonrasında asla unutulmayan küçük küçük anlar… Geçmişte de olsa böyle anlara sahip olmayı hatırlamak biraz teselli olabilir mi hayatta? Umarım oluyordur, umarım olur.Bilmiyorum. Kitabı genel olarak pek beğenmedim ama bazı hikayeleri iç ısıtıyordu. Daha uzun, tüm detaylara sahip olacağım kitaplar daha güzel geliyor bana ama bu da yormadı. Sıcak hikayeleri vardı…
Roma HikâyeleriJhumpa Lahiri · Domingo Yayınları · 202678 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·352 syf.··
2026 26. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:16
Bayram işçi olarak Almanya’ya gitmiştir. Aldığı Mercedes marka arabayla, köyüne; ölüm döşeğindeki amcasını son bir kez görme umuduyla gitmektedir. Arabası onun her şeyidir. Arkadaşı, sırdaşı kimi zamanda yavuklusu… Romanı okuyan ilahi adaletin her şekilde tecelli ettiğine tanıklık edecektir. Kişisel hırsların, çıkarların, kıskançlığın kol kola girdiği bu roman insan ilişkilerini de sorgulamanıza neden olacaktır. Biraz yorucu ama dürüst.
Fikrimin İnce GülüAdalet Ağaoğlu · Boğaziçi Üniversitesi Yayınları · 20252,537 okunma
Vitrin Ürünü
Puan vermedi
Sosyolog Zygmunt Bauman, bu "Akışkan Modernite" eserinde modern insanın kendisini sürekli bir vitrin ürünü gibi sergileme ihtiyacını, içsel boşluğun dışsal bir imajla doldurulması olarak açıklar.
Hayata Dair
Akışkan ModerniteZygmunt Bauman · Tellekt · 2023222 okunma
Pazarlamanın Sonu
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama. Yazar böyle diyor. Klasik ve bilinen satış yolları dışında internetin, hem yeni bir alan hem de yeni bir yol açtığından bahsediyor. Yazarın kendini de bu yeni pazarlama piyasası içinde. Bu kapsamda hem tüketici olarak hem üretici hem de aktarıcı olarak bu yeni pazarlama yolu hakkında bilgiler veriyor. Pazarlamanın Sonu ile Carlos Gil, 2019'da ilk baskısı yapılan lakin 2020 pandemi sürecinde yaşananların da etkisiyle 2021'de güncelleştirilmiş yeni baskısıyla okurların karşısına çıkıyor ve yeni pazarlama hakkında birşeyler anlatmaya çalışıyor. İsimleri ve yaptıkları farklı olsa da kısaca sosyal medya dedikleri yeni tür içinde yeni pazarlama, satış ve ticaret gelişti. Bu kanalların herhangi birinden herkes birşeyler satabilir. Yazar burada, 16 yaşındaki bir gencin sadece Instagram'da bir hesap açarak yaptığı satış ve başarıdan örnek de veriyor. [buna "meme" hesap deniyormuş. Yani tanıtım amaçlı ürün açıklamasının gönderi başlıklarında bulunması ve buradan yapılan satışlar. Hesap sahibinin (memeci) bir deposu, dükkanı yok. Sipariş geldikçe anlaştığı üreticiden malı depodan sevk ettiriyor. Meme hesaplarda Instagram algoritmasını biraz yanıltarak önplana çıkma; gönderi başlıklarında tutarlı niş tarzı ürün satışı, yine başarılı başlıkları alıp biraz 'takla attırarak' yeniden kurgulamak gibi yeni yollar kullanarak özellikle internetsiz bir dünyayı bilmeyen yeni nesle ürün pazarlamayı amaçlar] Klasik reklamlar internetsiz dünyayı bilmeyenler için cazip olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle 2000 sonrası yeni nesil çoğu şeye farklı bakıyor. Kendisinin yaşadığı o anları görecek, duyacak, koklayacak, anlayacak ve satın aldıracak bir şey arayışında. An, yeni neslin sözü üstüne kurulabilir. Geçmiş ve geçmişin yaşanmışlıkları,
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
Pazarlamanın SonuCarlos Gil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20262 okunma
Görmek
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:31
Görmek orijinal adıyla Ensaio sobre a Lucidez , kelime anlamı: Berraklık Üzerine Deneme, Nobel ödüllü Portekizli yazar José Saramago’nun 2004 yılında yazdığı politik bir kitaptır ve Körlük kitabının da devam niteliğindedir. 2006 yılında İngilizce diline çevrilmesiyle 25 dile de çevrilmiştir. Ülkede seçim yapılmaktadır ve sağanak yağmur nedeniyle kimsenin gelmediği görülür ve eşe dosta haber edilir. Akşamüstü saat 4 gibi hava açsa da çok az katılım olur bundan dolayı iki saat daha uzatırlar. Başbakan sonuçları açıkladığında yüzde 75’ten fazla beyaz oy çıkar yani boş oy atılmıştır. Bir hafta sonra yine seçime gidilir, bu olay bana 2015 yılında koalisyon kurulamadığından tekrar seçime gidilmesini hatırlatır, seçimde bu sefer % 83’ten fazla çıkar ve sağ/sol oyları yine güdük kalır. Hükümet halkın arasına ajanlar sokar ve beyaz oyun bulaşıcı olduğunu düşünür. Hatta hükümet başkenti değiştirmek ve emniyet güçlerini de çekmek ister. Kaos olması için metro istasyonuna bomba koyarlar iç işleri bakanının bundan haberi vardır ama belediye başkanı bunu hükümetin yapmasından şüphelenir ve onları suçlar. Hatta metronun karşısındaki parka ölenler için anıt yaparlar ve ölenlerin ailelerine yardımda bulunurlar. Dört yıl önce körlük hastalığı ile ilgili ilk kör olan Cumhurbaşkanına mektup yazar ve o da bunu başbakanla paylaşır. Karantinaya alındıklarında doktorun eşinin kör olmadığını ve kadının makasla cinayet işlediğini söyler. Ayrıntılı bilgi isterler adamdan o da 6 kişi ve bir köpeğin bulunduğu fotoğrafı verir. Kendi eski eşi de vardır ama artık onunla da görüşmediğini ifade eder. Günümüzde de demokrasi yolu tıkandığında yönetenlerin yargı eliyle kendi yerlerini korumak adına mutlak butlana sığındığını çok yakından gördük. İç işleri bakanı ve Komiser: deniz papağanı ve albatros kod
1000Kitap
GörmekJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 202422,9bin okunma