Şeker Portakalı, okurken beni hem gülümseten hem de boğazımı düğümleyen kitaplardan biri oldu. Kitaba başlamadan önce çok sevildiğini biliyordum ama bu kadar etkileneceğimi açıkçası beklemiyordum.
Hikâyeyi Zeze'nin gözünden okumak çok farklı bir deneyimdi. Onun hayal gücü, yaramazlıkları ve çocukça düşünceleri bazen insanı güldürüyor, bazen de yaşadığı zorluklar karşısında gerçekten üzüyordu. Özellikle küçük bir çocuğun sevgiye ve ilgiye ne kadar ihtiyaç duyduğunu görmek beni derinden etkiledi.
Kitabın en güçlü yanı bana göre duyguları çok doğal vermesi. Zeze'nin yaşadığı mutluluklar da üzüntüler de yapay hissettirmiyor. Sanki gerçek bir çocuğun hayatını okuyormuşsun gibi geliyor. Bu yüzden karakterle kısa sürede bağ kurdum ve onun başına gelen olaylar beni gerçekten etkiledi.
Romanın dili oldukça sade ve akıcı. Sayfalar hızlı ilerliyor ama anlattığı duygular uzun süre akılda kalıyor. Özellikle Zeze'nin büyümek zorunda kaldığı anlar, çocukluğun ne kadar kırılgan bir dönem olduğunu düşündürdü.
Kitabı bitirdiğimde içimde tatlı bir hüzün vardı. Bana göre Şeker Portakalı, sadece bir çocuk hikâyesi değil; sevgi, yalnızlık, dostluk ve büyümek üzerine çok güçlü bir roman. İnsan hangi yaşta okursa okusun kendinden bir parça bulabiliyor.
Puanım: 10/10. Hem duygusal derinliği hem de unutulmaz karakterleriyle beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu. Bitirdikten sonra Zeze'yi ve yaşadıklarını uzun süre unutamadım.