Salazarların kızıyla konuşmam seni rahatsız mı ediyor?”1 Panikleyerek çatalı tatlıma geçirip bu sefer daha büyük bir lokma aldım. Cheesecake’kin yumuşak, limonlu kreması ağzımın içine yayılırken bir şey söylemeden önce zaman kazanmaya çalıştığımı biliyordu. “Bence birbirinize çok yakışıyorsunuz.” Bunları söylerken tatlı yememe rağmen ağzımda acı bir tat oluşmuştu. “Ondan hoşlandın mı?”6 Buraya geldiğinden beri ilk kez keyfini yerine getiren bir şey yaşanıyor olmalı ki gülmemek için yanaklarının içini ısırdı. “Bunu neden bilmek istiyorsun?” “Sadece merak ettim.” “Hımm.” Başını ağır bir hareketle salladığında yüzünde eğlenen bir ifade vardı. “Demek sadece merak ettin?” Omzunun üzerinden bir kadınla konuşan Harper’a baktı. Ona attığı bakışlar boş ve ilgisizdi ama bakışlarını daha sevecen göstermek için kendini zorladı. “Aslında güzel kadın.” Midemde bir yanma hissettim.
En sevdiğim tatlı olduğunu biliyorsan neden son dilimi aldın?” diye sorduğumda bir şey söyleme gereği duymadan sadece yüzümü izledi. Benimle konuşmak için tatlıyı bahane etmiş olabilir miydi? Bunun düşüncesi bile beni heyecanlandırıyordu. Çatalı alıp tatlıdan küçük bir parça alarak bakışlarımı ondan çektim. Uzun süre onunla göz kontağı kurmak bana iyi gelmiyordu. “Harper’la iyi anlaşıyor gibisiniz.” Olamaz, bunu gerçekten söyledim mi? Dilimi sertçe ısırdım, umarım onu kıskandığımı düşünmezdi.
Reklam
Hatırlıyor kocamiz
Senin miydi?” Bir insanın sesine bile özlem duyulur mu? Onca zamandan sonra kulaklarıma ulaşan sesi bile ayaklarımı yerden kesmeye yeterdi. İlk birkaç saniye sesimi bulamadım ama daha sonra kuruyan dudaklarımı aralayıp, “Hayır,” dedim zayıf bir sesle. “Onu almayacaktım, sen yiyebilirsin.” Zaten çok zayıflamıştı, eski kilosuna kavuşmak için iyi beslenmeliydi. Başını eğip kısa bir an tabağındaki limonlu cheesecake’e bakıp yeniden bakışlarını bana çıkardı. “Bu senin en sevdiğin tatlı değil mi?” Bunu hatırlamasıyla kalbim teklediğinde Gurur tabağı bana uzattı. “Al.” Hâlâ emir niteliğinde konuşuyordu ama daha kibar ve daha yumuşak bir sesle.
Havana Tıp Fakültesi’ni ziyaret ediyor Castro, bir bir elini sıkıyor öğrencilerin. Çikolata renkli bir kız öğrenciye nereli olduğunu soruyor. — Amerikalıyım. diye yanıt veriyor, çikolata renkli kız. Çikolata takıntımın nedeni, zenci dememek için, zenci demenin çok ayıp olduğunu öğrendim Amerika’da. Nesi ayıpsa? Zenci olmak ayıp değil ki, söylenmesi ayıp olsun! Esmer vatandaş, desen ırkçı oluyorsun, ayıptır söylemesi! Siyahlar denilecekmiş, formasına ikinci bir renk bulamamış yaratıcılığı sınırlı bir spor takımından söz eder gibi. Üstelik tam siyah değiller ki! Salak bu amerikalılar ve dünyayı yönetiyorlar, ne salakça bir durum. Sezen Cumhur Önal yıllar önce çözmüş olayı: çikolata renkli! Hem kulağa da çok tatlı geliyor, diabetik açıdan.
Acaba ile başlayan her ihtimal karanlıktı. Ama biz o ihtimallerin hep çok güzel, en azından mevcuttan daha güzel olduğunu düşünüyor, bu yanılgıyla kendi kendimizi yiyip bitiriyorduk. Oysa karanlıkların içinde kötü senaryolar olabilirdi, mevcut halimizi mumla aratacak senaryolar.
Sayfa 198
Anıların tatlı bir kederi vardır.
Reklam
Reklam