Biriyle böyle uzun uzun karşılıklı sessizce oturup bundan da bir rahatsızlık duymamak dostluğun bir göstergesi olsa gerek diye düşündü Profesör bir ara.
Birazdan Gülistan cama çıkacak, ona şöyle bir gülümseyecek, solundan kalkmışsa tatlı sert sövecek, dayanamayıp kafasından aşağı mama boca edecek. Karagöz dile gelse, ihtiyarlıkta öfke insanı kederden koruyabilir Gülistan, söv sövebildiğin kadar diye bağıracak.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öfkeden ağzım köpürmüşken biri biraz gönlümü alsa ya da önüme bir bardak çay sürse hemen yelkenleri suya indirirdim. Bununla da kalmaz, ona karşı bir yakınlık duyardım; ama sonra kendime kızar, utancımdan birkaç ay uykularımdan olurdum. Yaratılışım böyleydi işte.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Bakışlarla, sözlerle ve dokunuşlarla gerçekleşir bu. Romantiklerden Novalis sıralamayı şöyle tasvir etmişti: "Bakış - (konuşma) - ellerin dokunuşu - öpücük - göğüs teması - cinsel uzuvlara el atış - kucaklaşma eylemi" (sic ! , Novalis, über die Liebe,1 2001, 84). Bütün bu şefkat ve şiddetten, aşkın herkesin bayıldığı pembe-kırmızı saatleri doğar. Ne var ki bu cezbe hali gün be gün her an yaşanamaz. Sevenlerin birbirine dokunma tarzı, zıtlıklardan beslenir. Kaş çatmak, tebessümden farklı bir tesir yapar. Pek hoş olmayan bakış, daha güzel bir bakışa özlemi uyandırır. Ses yükselince, daha önce işitilmiş tatlı tınıların eksikliğini hissedersiniz. Nahoş koku veya tat, merkezkaç kuvvetleri serbest bırakır. En nihayet arzulanmayan, tacizci, şiddet içeren dokunuş, ilişkinin mutlak sınırını çizer.
Sayfa 32·Kitabı okudu
1000Kitap
Beni benimle aynı sınavlardan geçmemiş hiç kimsenin asla anlayamayacağına uyandım
Sayfa 18
Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden, ha yavaş yavaş solmasına izin vermişsin
Sayfa 15