Pumking Spıce kafe Kitap Yorumum
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:21
"Bazı yerler vardır, insan daha ilk adımını attığında eve gelmiş gibi hisseder." ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere sonbaharın tüm güzelliğini, kahve kokusunu ve küçük kasaba sıcaklığını sayfalarına sığdırmış o kitapla geldim. Laurie Gilmore'dan Pumpkin Spice Kafe ile sizlerleyim. ‎ ‎Jeanie Ellis, Boston'da yaşayan ve yıllardır aynı düzen içerisinde sıkışıp kalmış bir yönetici asistanıdır. Sürekli başkalarının hayatını kolaylaştırırken kendi hayallerini erteleyen Jeanie, teyzesi Dot'un vefatının ardından Dream Harbor kasabasındaki Pumpkin Spice Kafe'yi miras alır. Hayatında ilk kez kendisi için bir karar veren Jeanie her şeyi geride bırakarak bu küçük kasabaya taşınır ve yeni bir başlangıç yapmaya çalışır. ‎ ‎Logan Anders ise Dream Harbor'ın sessiz, huysuz ve insanlarla arasına mesafe koyan çiftçisidir. Geçmişinde yaşadığı olaylar nedeniyle insanlara güvenmekte zorlanan Logan, mümkün olduğunca kendi hâlinde yaşamayı tercih etmektedir. Ancak Jeanie'nin kasabaya gelişiyle birlikte kurduğu düzen yavaş yavaş değişmeye başlar. ‎ ‎Öncelikle kitabın en sevdiğim yanı kesinlikle atmosferi oldu. Yazar öyle güzel bir kasaba yaratmış ki okurken kendimi Dream Harbor'ın sokaklarında yürüyormuş gibi hissettim. Sonbahar yaprakları, sıcak kahveler, kasabanın küçük dükkânları, insanların birbirini tanıması ve o samimi ortam beni kitabın içine çok kolay çekti. (Kitabı okurken sürekli battaniyeye sarılıp yağmurlu bir günde kahve içme isteği geldi. ) ‎ ‎Kasaba halkını da çok sevdim. Hazel, Annie, Noah ve diğer yan karakterlerin hikâyeye kattığı sıcaklık bence kitabın en güçlü yanlarından biriydi. Sadece ana karakterleri değil kasabada yaşayan herkesi tanıyor gibi hissettim. (Bazı yan karakterlerin hikâyelerini daha fazla okumayı isterdim açıkçası. ) ‎ ‎Jeanie
Pumpkin Spice KafeLaurie Gilmore · Juno Kitap · 20251,177 okunma
8/10
·160 syf.··
2026 22. kitabı
‎Her kitap aslında bir kapıdır, ancak Volkan Erkan’ın Zihnini Yeniden Yapılandır eseri, sadece dış dünyaya açılan bir kapı değil, insanın kendi içine, o hiç bitmeyen ve derinleştikçe zenginleşen labirentlerine doğru uzanan bir geçit sunuyor. Günümüzün gürültülü, hızlı ve "kişisel gelişim" vaatleriyle dolu dünyasında, bu eser bir duraklama, bir nefeslenme ve en önemlisi, insanın kendisiyle olan eski hesaplarını kapatıp yeni bir sayfa açtığı bir "yüzleşme" alanı yaratıyor. ‎ ‎Volkan Erkan’ın geleneksel "kişisel gelişim" kavramına getirdiği eleştiri oldukça çarpıcı ve düşündürücü: "İnsan gelişmiyor, insan sürekli dönüşüyor." Bu cümle, kitabın ana omurgasını oluşturan felsefi bir manifesto niteliğinde. "Gelişim" kelimesi, lineer ve bitimsiz bir yükümlülük gibi üzerimize ağırlık yaparken; "dönüşüm", mevsimlerin geçişi kadar doğal, döngüsel ve köklü bir yeniden doğuşu müjdeliyor. Yazar, insanın tıpkı bir ağaç misali olduğunu; aynı ağacın dallarından kiminin tatlı, kiminin ekşi meyveler verdiğini hatırlatarak, özün aynı kaldığını ancak deneyimlerin bizi sürekli başkalaştırdığını vurguluyor. Hayatın çekirdeğindeki o kaçınılmaz düaliteyi, yani zıtlıkların uyumunu kabullenmek, aslında yazarın işaret ettiği "olgunlaşma" sürecinin ta kendisi. ‎ ‎Kitabın en etkileyici katmanı, Volkan Bey’in "izleme" üzerine inşa ettiği farkındalık pratiği. Hayatı, duyguları ve bedeni bir seyirci mesafesiyle, ancak tam bir teslimiyetle gözlemlemek, her şeyin tesadüften uzak bir sistematik içerisinde aktığına dair kadim bir bilgiyi yeniden uyandırıyor. Bu, sadece bir zihin egzersizi değil; yaşanan tüm acıların, kayıpların ve hazların bizi olmamız gereken "o" kişiye doğru yonttuğunu fark etmenin verdiği huzurlu bir kabulleniştir. İnsan, kalabalıklar içinde yalnız görünse de, bu gözlem yetisiyle kendi
Edebiyat
Zihnini Yeniden YapılandırVolkan Erkan · Destek Yayınları · 2024168 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
BUYRUNUZ:)
Puan vermedi·500 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:23
Sıradanlar ve seçkinler arasında ki adaletsiz savaşı konu alan bu kitap,başlarda kalbimi pırpır ettirip sonucunda kalbimi heyecanlı bir acıyla allak bullak etti. Sıradanların seçkinlere hastalık bulaştırdığına inanıldığı bir diyarda, sıradanlar ölüme mahkum edilmişti. Ama seçkin gibi davranmayı öğrenin Peadyn; krallığın varisleriyle duygusal bir bağ kurdu ve bu bağla beraber krallığın yalancı seçkin savaş oyunlarına girdi. Fantastik, Romantik komedi, Tatlı bir kaos içermektedir. Şöyle ki;okurken gerçekten çok eğelendim. Okumadan önce izlediğim bazı maratonlarda okuyucular kitabın çevirisinden pek hoşlanmamıştı ama beni tatmin etti. Gayet aktı yani. Kitabın son sayfası bittiğinde 2. Kitaba başlamaya korktum çünkü bu kitap asıl başlangıcı anlatmıyor. Sırlarla dolu bir kitap bu. 2. Kitap asıl başlangıç onu anladım. Ben çok sevdim ya. Uygunsuz sahne yok. Küfür yok. Eğelendim de. Tatlı tripli atışmalar okumaktan haz alan bir insan olarak bu kitap tam bana göreydi yani. Fantastik sevenlere önerimdir. Bitirdiğim gibi inceleme yazmaya geldiğim için hala o son sahnenin etkisindeyim. Gidip soluklanmam lazım. İyi okumalar.
PowerlessLauren Roberts · Beta Byou Yayınları · 2024972 okunma
9/10
·256 syf.··
2026 4065. kitabı
Okumaya başladığımda sıcacık, biraz neşeli bir aile hikâyesi okuyacağımı düşünmüştüm. İlk sayfalarda gerçekten de öyleydi; evin içindeki küçük atışmalar, kardeşler arasındaki tatlı rekabet ve gündelik hayatın sıradan ama samimi anları bana çok tanıdık geldi. Özellikle ailenin köpeği Sakura etrafında kurulan o sıcak atmosfer, hikâyeye yumuşak bir giriş yapmamı sağladı. Ama sayfalar ilerledikçe ton yavaş yavaş değişiyor. O sıcaklık yerini kırılganlığa, hatta yer yer ağır bir hüzne bırakıyor. Ailenin yaşadığı sarsıcı olayla birlikte herkesin gerçek yüzü, bastırdığı duyguları ortaya çıkıyor. En çok etkilendiğim şey, her karakterin acıyı farklı şekilde yaşaması oldu. Kimisi susuyor, kimisi öfkeleniyor, kimisi kaçmayı seçiyor. Bu yönüyle kitap bana çok gerçekçi geldi. Kanako Nishi’nin dili sade ama duyguları güçlü. Abartılı dramatik sahneler yerine daha içten, daha sessiz bir anlatım var. Bu da hikâyeyi daha vurucu yapmış bence. Özellikle kardeşler arasındaki bağın zamanla nasıl değiştiğini okumak hem güzel hem de iç burkucuydu. Kitap bittiğinde içimde derin bir hüzün kaldı ama aynı zamanda aile olmanın ne kadar karmaşık ve kırılgan bir şey olduğunu da daha iyi hissettim. Sıcak bir başlangıç yapıp ağır bir aile dramına dönüşen, insanın kalbine yavaşça dokunan bir hikâyeydi. Benim için sakin ama etkisi uzun süren bir okuma oldu.
Sakura'nın AilesiKanako Nishi · Beyaz Baykuş Yayınları · 202566 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Merhabalar, bugün sizlere Ece ile anne-kız okuma etkinliğinde okuduğumuz “Benim Kedim Bir Robot” kitabının yorumunu getirdim. Ece, babası, annesi ve abisi Mete ile huzurlu bir yuvada yaşıyordu. Bir sabah her şey, Mete’nin fırına poğaça almaya gitmesiyle değişir. Evde poğaça beklenirken, kese kâğıdının içinden minik ve hasta bir yavru kedi çıkar. Aile bu beklenmedik durum karşısında şaşırsa da kediyi sahiplenir ve adını “Poğaça” koyarlar. Ancak Poğaça’nın arka bacaklarında bir problem vardır ve yeniden yürüyebilmesi için robot bacak ameliyatı olması gerekmektedir. Bunun üzerine aile, masrafları karşılamak için büyük bir dayanışmaya girer. Acaba Poğaça için gereken para toplanabilecek miydi? Onu bekleyen umut dolu geleceğe kavuşabilecek miydi? Daha ilk sayfalardan itibaren kızım kendini kitabın içinde buldu. Çünkü hikâyenin kahramanının adı da Ece’ydi ve o da beşinci sınıfa gidiyordu. Üstelik kitaptaki Ece gibi bizim Ece de abisinin sinir uçlarıyla oynamayı çok seviyordu. Bu benzerlikler kitabı onun için daha da eğlenceli hâle getirdi. Ama kitabın bizi asıl etkileyen kısmı Poğaça’nın hikâyesi oldu. Çünkü Poğaça’nın yaşadıkları bize kendi kedimiz Leydo’yu hatırlattı. Onu da bir zamanlar sokakta hasta ve yardıma muhtaç bir hâlde bulmuş, uzun ve zorlu bir tedavi sürecinden geçirmiştik. Bu yüzden Poğaça’nın sağlık mücadelesini okurken kendimizi hikâyenin içinde bulduk. Elbette kitap sadece hüzünlü anlardan oluşmuyor. Babaannenin takma dişleriyle ilgili bölümler ve Mete’nin kucağında bir köpekle çıkageldiği sahneler bize kahkaha attırdı. Bunun yanında kitap oldukça eğiticiydi. Kullandığı dil, cümle yapıları ve aralara serpiştirilmiş küçük metaforlarla çocukların Türkçesini, imla ve dil bilgisi becerilerini geliştirmelerine katkı sağlıyor. Ayrıca teknolojinin yalnızca
Hikaye öykü çocuk edebiyat
Benim Kedim Bir RobotKaan Özdemir · Cezve Çocuk Yayınları · 20268 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 23:30
Altı Harfli Bir Tatlı, Şermin Yaşar'dan okuduğum ilk kitaptı. Açıkçası kitaba biraz önyargıyla başlamıştım ama okudukça bu önyargımın yersiz olduğunu fark ettim. Şermin Yaşar'ın samimi dili ve günlük hayatın içinden karakterleri anlatma biçimi kitabın en sevdiğim yönlerinden biri oldu. Kitap yer yer gülümsetiyor, yer yer hüzünlendiriyor. Özellikle aile ilişkileri, insanın iç dünyası ve hayatın küçük ama önemli ayrıntıları sıcak bir dille aktarılmış. Abartılı olaylardan çok, tanıdık duyguların ve insanların ön planda olduğu bir roman. Benim için keyifli bir okuma deneyimiydi. Şermin Yaşar'la tanışmak için güzel bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma