Aşkın tevellüd süreci, metafiziği
Senin sevdiğin gözünün penceresinden güzelliğinin ışın ve parıltısını vicdanına bir şimşek gibi attığında, aşk denilen o tutuşmuş yakıcı ateş birden seni yakmaya, hislerinde kabarmaya başlar. Emellerin ve meyillerin de heyecana gelip birden arzuyla üst kattaki hayalin tabanını delerler. Bu imdat isteme karşısında o hayal hazinesinde saf tutmuş ve harekete hazır vaziyette bekleyen sevgilinin güzelliklerini ellerinde tutmuş veyahut onun güzelliklerinin hatırlatmasıyla başkalarının güzellikleriyle hazinesi dolu olan hayaller, hemen tasvire girişip o arzu ve emellerin imdadına koşarlar. Sonra beraberce hücum edip hayalden dile kadar inmekle, kavuşma meylini arkalarına ayrılıktan doğan elemi sağlama, saygı, edep ve iştiyakı sollarına, merhamet ve lütfu gerektiren sevgiliye ait güzellikleri önlerine, hediye olarak da methedilen sevgilinin gerdanını ve övgüsünün incilerini ellerine alarak “Yüreklere işleyen tutuşmuş yakıcı ateş” demeye lâyık olan aşk ateşini söndürmek için kavuşmanın tatlı suyunu celbeden faziletlerini sayıp dökmekle hâllerini ve hacetlerini arz ederler.
Sayfa 174·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Tatlı bir iltifat
Senin bir gülümseyişin, yüreğinin daha güçlü bir atışı, engin ve mutlu bir bakışın, heyecan dolu bir hayalin tüm bu papağanımsı gevezeliklerden ve altın yapraklarla bezenmiş tüm taçlardan çok daha yüce ve anlamlı bir hediye olurdu benim için.
Sayfa 201
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Kız kardeşim bunu bana hediye olarak almıştı," dedi, bana işaret parmağını doğrultarak. "Dolayısıyla bununla dalga geçersen sen bir canavarsın." "Dalga geçmiyorum," dedim, gülmemek için çok zorlanırken aynı zamanda kız kardeşinin ona aldığı pijama altını giymesini tatlı bularak.
Sayfa 235·Kitabı okuyor
​"Eşlerin birbirine vereceği en büyük hediye, nezaketle yoğrulmuş tatlı bir dildir. Dil neye alışırsa, kalp de oraya meyleder."
Böyle zamanlarında insana insandan fayda vardır. Halimizi görüyorsun. Bir tatlı söz duymak bile gönlümüze ferahlık verir.
Alıntı
Yemenli 11 kadının hikayesi
“‘Ya Resûlallah! Siz daha iyi bilirsiniz ki; kadınlar bir araya gelince birbirlerine en özel sırlarını açarak dertleşir ve rahatlarlar. Size Yemenli bir kadının hikâyesini anlatacağım,’ dedi nezih hitabetiyle. ‘Yemen diyarından tam on bir kadın bir araya gelmiş, birkaç cümleyle kocalarının hâllerini anlatıyorlardı. Öncesinde birbirlerine hiçbir şeyi gizlemeyeceklerine dair söz verirler. Ve başlarlar anlatmaya. İlk sözü en cesur olan alır ve der ki: “Benim kocam, yalçın bir dağın başındaki zayıf bir deve gibidir. Kolay değil ki çıkılsın, semiz değil ki götürülsün. Sert mizaçlı ve huysuzdur. Üstelik çok da gururludur. Ne diyeyim, ne anlatayım… Sizler anladınız işte.” Sözü alan ikinci kadın daha ölçülü ve daha ketumdur: “Vallahi,” der, “ben kocamın kötü huylarını anlatmak istemem. Çünkü kötüyü anlatmak, kişinin kendine zarar vermesinden başka bir işe yaramaz. Korkarım anlatmaya… Eğer anlatmaya başlarsam, büyük küçük her şeyini sayıp geriye hiçbir şey bırakmamam gerekir. Bu da kolay değildir. Buna ne kalbim el verir ne de vakit yeter.” Diğer ikisine göre şen ve şakrak olan üçüncü kadın sözü alır: “Benim kocamın boyu uzundur ama aklı kısadır,” der. “Konuşursam boşanırım, konuşmazsam muallakta kalırım. O sebeple susmayı tercih ederim.” Dördüncü kadın ise kendinden çok emindir. Kocasını över: “Benim kocam tıpkı Tihâme geceleri gibidir. Ne sıcaktır ne soğuk; ne korkulur ne de usanılır.”’ “Beşinci kadına sıra geldiğinde şöyle der: ‘Benim kocam, içeri girince pars; dışarı çıkınca aslan kesilir. Bana bıraktığı hiçbir şeyden ve ev işlerinden hesap sormaz.’ Altıncı kadın anlatır: ‘Benim kocam çok yemek yer, çok içer; yiyip içmekten başka bir şey düşünmez.’ Yedinci kadın derin bir ah çeker: ‘Ah,’ der, ‘ah ki ne ah! Benim kocamın işi sadece beni dövmektir. Başımı yarar, vücudumu
Sayfa 260·Kitabı okudu