Çöplükte Can Bulan Kolektif Masallar
7/10
·144 syf.··
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:03
Söz konusu roman üniversitede ‘‘Yeni Türk Edebiyatı’’ dersimize giren hocanın tavsiyesi olup benim de Latife Tekin kalemiyle tanışmamı sağlayan eserdir. Yazar eseri klasik anlatımdan soyutlayıp edebi sanatlardan ustaca faydalanarak kurgulamıştır. Bu tavır her ne kadar eseri edebi olarak üst düzeye yalıda da bende zaman zaman kopmalara sebep oldu. Eseri gruplara ayırarak inceleyelim: Mekanın Hafızası ve "Kentin Ötekileri" Roman, coğrafi ve sosyal olarak dışlanmış, merkeze kabul edilmeyen bir topluluğun varoluş çabasını merkezine alır. Çöplüklerin hemen yanı başına, bir gecede kurulan kondular; sadece derme çatma barınaklar değil, aynı zamanda sistemin ürettiği atıklarla beslenen zorunlu bir yaşam alanıdır. Zorunlu Uyum ve Yabancılaşma: Kırsaldaki köklerini bırakıp metropolün sınırlarına yığılan insanlar, hayatta kalabilmek için kentin artıklarını dönüştürmek zorundadır. Bu süreç, bireyleri bir yandan şehre bağlarken diğer yandan onları kendi öz değerlerine ve yeni düzene karşı derin bir yabancılaşmaya sürükler. İki Dünyanın Çatışması: Eser, geleneksel taşra alışkanlıkları ile vahşi endüstriyel gerçeklik arasında sıkışan kitlelerin psikolojik ve sosyolojik adaptasyon sancılarını çarpıcı bir berraklıkla ortaya koyar. Büyülü Gerçekçilik ve Masalsı Anlatım Latife Tekin’i döneminin toplumcu gerçekçi yazarlarından ayıran en belirgin özellik, gecekondulaşma gerçeğini kuru bir didaktizmle değil, masalsı ve büyüleyici bir dille ele almasıdır. Dile Getirilen Şiirsellik: Romanın anlatımında baskın olan belirsiz geçmiş zaman kullanımı, metne zamansız ve efsanevi bir hava katar. Trajik ve ağır yaşam şartları, yazarın kıvrak, imgesel ve şiirsel üslubu sayesinde adeta destansı bir boyuta ulaşır. Kolektif Bilinç ve Çok Seslilik: Kitap tek bir kahramanın peşinden gitmez; aksine her
Berci Kristin Çöp MasallarıLatife Tekin · Can Yayınları · 20182,367 okunma
Sistemi değil yönetimi eleştiren kitap
Puan vermedi
Bence Hayvan Çiftliği sadece komünizmi eleştiren bir kitap değil. Orwell’ın asker geçmişinin de etkisiyle İngiltere’yi bir adım önde tutup Ruslara karşı net bir tavır aldığı hissediliyor. Bir yandan liberalizmi daha özgür bir düzen gibi gösterirken diğer yandan eşitlik için çıkan devrimlerin bile baştakilerin çıkarına dönüşebildiğini anlatıyor. Halk değişim için uğraşıyor ama güç kimdeyse sistem yine ona hizmet ediyor. Bu yüzden hâlâ güncel kalan çok sert bir fabl.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,4bin okunma
Reklam
Enki Bilal'den Ekolojik bir uyarı
8/10
·93 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Havanın Rengi ile Gazap Fırtınası üçlemesinin sonuna geldim. Bu seri Mahluk, Julia ve Roem, Hava Rengi olarak üç albümden oluşuyor. Enki Bilal çizgiroman dünyasının devlerinden biridir. İşlerini çizerliğin ötesinde bir ressam gibi yapar. Zaten kendisinin Fransa ve Amerika'da açtığı serigiler de var. Akrilik boya, soft pastel, guaj boya, çini mürekkebi gibi malzemelerle karışık teknik uygular. Çizgiroman panellerini klasik yöntemle bir sayfa üzerinde çizmez. Her bir kareyi ayrı ayrı büyük boylarda çalışır. Bu yüzden onun sahneleri sergi resimlerini andırır. Bana göre en iyi portre sanatçılarından biridir. Karakterlerin hüzünlü, düşünceli yüz ifadelerini ustaca resmeder. Oluşturduğu fantastik kaotik atmosferlerle sizi başka bir dünyaya çeker. Bilal'i ilk defa bizde 90'lı yıllarda yayınlanan Av Partisi çizgiromanı ile tanımıştım. Pierre Christin'in yazdığı bu kitapta sanatçının çizgilerine hayran kalmış, sayfalarını uzun uzun incelemiştim. Daha sonra 2000'lerde, kendisinin yazıp resimlediği, meşhur Nikopol serisi ve Canavar serisi yayınlandı. Bu albümlerde tekniğini iyice geliştirmiş ve çizgiroman sanatının en güçlü görsel ürünlerini vermişti. Ancak her ne kadar ressamlığına hayran olsam da Enki Bilal'in yazarlığını pek sevmem. Hatta iyi bir yazar olmadığını düşünürüm. Kurgusu dağınıktır. cümleleri akmaz. Sık sık edebiyat ve felsefe alıntısı ile anlatıyı derinleştirmek ister ama bu tutum hikayenin doğallığını bozar. Bunun en büyük sebebi de sanırım Bilal'in çizgiroman çalışma tarzı... Hikayelerin karelerini çizdikten sonra diyalogları ve metin kutularını yazıyor. Bu da doğaçlama bir yazım demek. Doğal olarak hikayeleri bu spontane yöntem ile karmaşıklaşmaya başlıyor. Sahnelerde tiyatral bir hava oluşuyor. Bilal'de varoluşçu ve nihilist eğilimleri hemen fark
Çizgi Roman
Havanın RengiEnki Bilal · Marmara Çizgi · 20177 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 15:36
Halide Edip Adıvar ın otobiyografi si diyebiliriz. Yazar hem kendi hayatını kendi gözünden hem de Osmanlı İmparatorluğu nun son döneminin siyasal ve sosyal yönlerini, halkın yaşadıklarını, doğu- batı ikililiğini anlatmış. Çocukluk dönemini ama kendi ağzıyla değilde 3. Tekil şahıslar vasıtasıyla anlatıyor. Çocukluğunu o dönemin imkanlarkna göre yokluk içinde geçirmemiş. Bolluk içinde eğitim yönünden donanımlı geçirmiş. Sarayla da babasından dolayı bağlantılı geçirmiş. Sarayı da görmüş. Sadece o dönemde aile hayatı çok dalgalı düzensiz geçmiş. Kitabın adı da Çocukluğunda yaşadığı Mor Salkımlı Ev den geliyor. Anne sevgisi çok görmemiş çünkü annesini küçük yaş da kaybetmiş. Ona daha çok anneannesi bakmış. Ona da Haminne diye hitap etmiş. Kitaba bu adı verme sebebi bence de o çocukluğunun geçtiğş evi unutmak istememesi. Babası Edip Bey dir. Küçüklüğünden beri gerek evde gerek de okullarda kaliteli hocalardan eğitim almıştır. Rumca, Arapça, Fransızca bilmektedir. Piyano çalar. Kendini çok yönlü bir şekilde geliştirmiştir. İlk evliliği öğretmeni olan ve aralarında çok yaş farkı olan Salih Zeki Bey le olmuştur. Çocukları da olmuştur. Sonraki evliliği Adnan Adıvar ile olmuştur. Milli mücadeleyi desteklemiştir ve isyancıların hedefinden kaçmak için Mısır a gitmiştir. Orada da boş durmamıştır. Oradaki farklı bölgelerde okullar açmıştır. Destek olmuştur. Özellikle kız çocuklarının okumasını çok istemiştir. Tüm bunları yaparken de bazen hümanist tavır takınmıştır bazen de milli mücadeleyi destekleyici tavrını belli etmiştir yani taraflı olmuştur. Milli Mücadeleyi desteklemesi ve bu yçnden etkilenmesinin sebepleri Ziya Gökalp ve Yısuf Akçura olabilir. Yazar düşüncelerini belirtirken insanı sprgulamaya yönlendiriyor. Direk bilgi vermemiş bu da hoşuma gitti. Bend earaştırma isteği
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,689 okunma
Puan vermedi·131 syf.··
2026 24. kitabı
Tek Başına Bir Adam, hacminden beklenmeyecek bir cüretle, modern insanın en aristokratik trajedisini sahneye koyuyor: Derin bir aidiyetsizlik ve entelektüel bir izolasyon. Christopher Isherwood, bizi George adında yas tutan bir akademisyenin zihninde gezdirirken, aslında burjuva ahlakının ve banliyö sıradanlığının ortasına bırakılmış rafine bir bilincin otopsisini yapıyor. Kitap, kalın entelektüel tuğlalardan hoşlananların aksine, "az ama öz" felsefesini benimseyen, her cümlesi incelikle yontulmuş bir heykel gibi duran o nadir yapıtlardan. ​Romanda beni en çok büyüleyen şey, Isherwood’un acıyı asla vulgarize etmemesi, onu bir rütbe gibi, sessiz ve asil bir biçimde taşıması oldu. George’un acısı, varoluşçu bir başkaldırıdan ziyade, stoacı bir katlanış. Çevresindeki o kitlesel sıradanlığa, banliyö hayatının mekanik neşesine karşı takındığı mesafeli ve alaycı tavır, tam anlamıyla entelektüel bir aristokrasinin dışavurumu. O, kalabalıkların arasında bir yabancı değil; kalabalıkları kendi zihinsel laboratuvarında inceleyen titiz bir gözlemci. ​Kitap, uyanış anıyla başlar ki bu kısım felsefi olarak tam bir başyapıttır. "Ben" ve "şimdi" bilincinin acı verici geri dönüşü, bir insanın kendi varoluşunun ağırlığını her sabah yeniden kuşanmasını anlatır. Isherwood, zamanı doğrusal bir akıştan çıkarıp George’un zihninde büküyor; geçmişin gölgesi, şimdinin tatsız gerçekliğiyle öyle bir çarpışıyor ki, ortaya muazzam bir melankoli çıkıyor. Bu yönüyle metin, bana Proustvari bir hafıza felsefesini ve Woolf’un bilinç akışındaki o şık zamansızlığı hatırlattı. ​Eğer bu eseri sadece bir "yas hikayesi" olarak okursanız, onun asıl dehasını ıskalamış olursunuz. Tek Başına Bir Adam, modern dünyanın tek tipleştirici baskısına karşı, bireyin kendi özgünlüğünü ve estetik değerlerini koruma
Tek Başına Bir AdamChristopher Isherwood · Yapı Kredi Yayınları · 201824 okunma
Çocuklar mı sahipsiz, yoksa insanlık mı?
9/10
·208 syf.·
2026 70. kitabı
✯Bellisperennis✯ Ülkenin ve toplumun kanayan yaralarını, zaman zaman argo ifadeler olsa dâhi öylesine etkileyici anlatıyorsun ki, Günday’a duyduğum hayranlığa bir de zekâsına ve kalemine duyduğum hayranlık eklendi. Bu kitap aslında dünyanın dört bir yanında karanlığa terk edilmiş, derin kuyulara düşmüş; çıkabilmek için binbir türlü eziyet yaşamış ve tüm bu acıların karşısında geleceğe dair umutlarını yitirmiş çocukların hikâyesini anlatıyor. Kısa kısa öykülerden oluşsa da hepsinin ortak noktası, toplum olarak görmek istemediğimiz ya da görmezden geldiğimiz çocuklar. Her hikâye insanın içine işliyor, düşündürüyor ve vicdanıyla yüzleştiriyor. Bu yüzden bu kitabı herkesin mutlaka okumasını tavsiye ederim. Belki o zaman etrafımızda olup bitenlere biraz daha duyarlı bakmayı öğreniriz. Konu Hakan Günday olunca tavsiyelerimin ardı arkası kesilmiyor. Bu kez, çok kıymetli bir hocama kitabı önerip onunla birlikte okumak ve üzerine ortak bir inceleme hazırlamak benim için büyük bir mutluluktu. Okuma serüvenine eşlik eden bu paylaşımın ardından şimdi sözü hocama bırakıyorum. Mahsun Evet bir eserin daha sonuna geldik. Hakan Günday ilk tanışmam değil belki ama kendisini,kalemini takdir ettiğim hatta biraz daha ileri gideyim çok sevdiğim eseri Derz oldu.Derz;insanların karanlık taraflarını anlatan sıradışı bir yapıt olarak karşıma çıkmakla beraber, hikaylerde anlatılan kahramanların kusursuz olmayışları içimizden biri gibi lanse edilmesi ve bunu yaparken kullandığı sert ve yer yer argo dilini mükemmel bir uyumla harmanlanması eserin en sevdiğim özelliği oldu.Ve eserin en sevdiğim yanıda toplumsal eleştiriyi yaparken takındığı tavır ve kullandığı dil oldu.(Bir ara acaba Aziz Nesin'mi okuyorum diye düşünmedim değil )Bana kitabı öneren ve birlikte okuma şerefine nail olduğum Melda
DerzHakan Günday · Doğan Kitap · 02,231 okunma
Reklam
Reklam