Yılanlar yılanken sizin gibi alçakların hakaretine dayanamadı da, siz insan olduğunuz halde bunca hakarete, bunca zulme, zillete nasıl dayanıyorsunuz behey, heheeeey Kara Bayram?..” Fakir Baykurt
Tutunamayanlar, tutunamayanları anlatmaz.
Tutunmuş gibi yapanları rahatsız eder.”
Bu ülkede düşünen insan,
ya susmak zorunda kalır
ya kendini tüketir.
Tutunamayanlar; Oğuz Atay’ın bu ülkeye bıraktığı bir nottur:
“Ben anladım.
Siz de anlarsanız,
belki yalnız olmazsınız.”
Taras Bulba'nın, Gogolun yapıtları arasında çok farklı ve özel bir yeri vardır. Güçlü ve yiğit Taras Bulba önderliğindeki Kazakların Polonyalılara karşı isyanını ve Taras Bulba'nın iki oğlunun yargılanışını konu edinen bu tarihsel öykü, Ukrayna'nın Kazak gelenekleri ve zengin halk kültürüyle beslenerek yetişen Gogol'ün, Ukrayna şarkılarının sevinç ve hüznüne duyduğu derin sevginin, Kazakların geçmişine duyduğu bağlılığın ürünüdür. 1835 yılında yayımlanan Mirgorod Öyküleri arasında yer alan Taras Bulba, aynı zamanda yazarın XIX. yüzyıl Rusyası'nın baskıcı ortamından geçmişe sığınışının bir ifadesidir. Nitekim, bu destansı öykünün kahramanı, Gogol'ün o çok iyi tanıdığımız bürokratlarından, delilerinden ve sahtekârlarından çok farklı bir karakterdedir.
Ernest Hemingway silahlara vedasında savaşın gerçek ve canavar yüzünü, hayatlar üzerindeki acımasız etkisini çok güzel bir şekilde gözler önüne seriyor. Gerekliliğine inanmadığın bir savaşta bulunmaktansa sevdiğinle bir kaçak olmayı tercih eden, ancak sonunda sevdiğini ve bebeğini malesef kaybeden bir teğmenin hikayesi anlatılmaktadır.
Bence bu kısacık kitap verdiği mesajlar ve içerdiği anlam itibariyle en iyi ilk on kitap arasına girebilir. Tıpkı Gıgol'un Palto'su gibi. Çok konsantre. Acıma ve nefret, iyi ile kötü arasında okuru yargılamaya ve karar vermeye sevk ediyor. Hasta bir köpeği onu çok seven sahibi mi vurmalı, ondan nefret eden bir başkası mı? Aynı şekilde içinde hiç bir kötülük olmayan saf temiz hayallerle hayatını adeta bir hayvan saflığı ile yaşayan bir adamı en iyi arkadaşı mı yoksa baştan beri ondan nefret eden patronun bizzat kendisi mi vurmalı? Düşündürücü.
Tolstoydan yine muhteşem bir eser. İnsan yaptıkları yada yapmadıkları konusunda şeytanı suçlayabilir mi? Yoksa kendi kendisinin mi şeytanıdır insan? Düşündürücü.