"... -Sorarım size, bu kişi ne demeye para versin?.. İşte vermeyeceğini önceden bile bile, yine ona gittim ve...
Raskolnikov sözünü kesti:
-Neden gidiyorsunuz öyleyse?
-Ya gidecek başka yerin, baş vuracak başka kimsen yoksa?.. Her insanın, hiç olmazsa gidebileceği bir yeri olması gerekmez mi? Çünkü öyle zaman oluyor ki, mutlaka hiç değilse, bir yere gitmek gerekiyor..."
"Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş!
Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!"
"...Ve kardeşim Hidayet, öfkelenince de onların bütün kusurlarını, küçüklüklerini, daha önce hoşgörüyle karşıladığım kendini beğenmişliklerini daha şiddetle görüyordum ve unutmuyordum. Onları kıskanıyordum, onları beğenmiyordum. Oynadıkları oyunu hiç anlamıyorlardı. Yaşamak istiyorlardı, en çok buna kızıyordum."