TASAVVUF ERİ...
(...) Tedâîler boyunca devam edebiliriz: “Cin iki kişi demektir”… Öyle ki, Selçuklular’da gördüğümüz “çift başlı kartal”, alâmeti, şeklî bir ayniyet hâlinde “kahbe Bizans”ta da vardır. Cinnî bir mânâ ve ona dair kalbte beliren “enginlik-muhabbette sınırsızlık” hissi, tehlikenin daima üçüncü kişiden gelmeyebileceğini gösterir. İki kişi bazen başlı başına tehlikedir. Herhangi iki kişinin bir araya gelmesinden tasavvuf doğmaz, belki ölür. Bu iki kişinin “tasavvuf eri” olması gerekir. Nitekim “cin”, hemen bu davanın kahramanlığına soyunur. O zaman, cinne muhabbet, Allah’a muhabbetin yerini alır ki, sonu hüsranla biter. Asıl, “Can iki kişi demektir” demek lâzım... “Dost iki kişi demektir”.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996, Halil Naşid imzasıyla), Tasavvuf Yoluna Dair Deneme
Akademya Yazıları
Şairin hisleri, sezgisi, muhakemesi, müşahade uyandırdığı tedailer yer alır.
Alıntı
Bu Ülke
"Sen düşüncelerin bulutlaştığını bilir misin? Bulutlaşır, cıvıklaşır, katranlaşır. Tedailer zikzak çizer boyuna. Kafatasında musikisi biter kelimelerin, uğultu başlar, şuuraltının veya şuursuzluğun uğultusu. Hayat, uyku ile uyuşukluk arasında rakseder. Tehlikeye düşen vücut için, şuur bir safradır. Külçe gibi, leş gibi yaşamak da yaşamaktır. Zekânın sürekli isyanlarından bîzar olan madde, bu şımarık, bu geveze, bu mütecessis meşaleyi bir üfleyişte söndürür. Cinnet maddenin zaferi."
Alıntı
VAR-YOK 126 TAMAM!..
24 Mayıs 1950... Adımın konulduğu gün!.. (...) 126... 126... 126... 126?.. Zaman bir varlık-bir yokluk temposunda tecelli eder... Abû: 126... Abû: Nilüfer çiçeği... Nil: Mavi... Fer: Işık... Çiçek: Zuhur... Mavi ışık’ın zuhur zamanı!.. Ebû: 126... Ebû: Baba... Vaktin babası!.. Alîm... Allah’ın bu ismi Kur’ân’da 126 kere zikredilmiştir!..
Vâridât: Bal-Havva-Tilki, ″KUŞ GAGASI VE DUDAK″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Tedailer
Munis tedailer ki renklerle fısıldaşır, En müphem hatıram yanar alnımda kederle. Hala başımda manasını kaybetmeyen sır, Dökmekte ıtrını rüyama yaseminlerle.