(...) Tedâîler boyunca devam edebiliriz: “Cin iki kişi demektir”… Öyle ki, Selçuklular’da gördüğümüz “çift başlı kartal”, alâmeti, şeklî bir ayniyet hâlinde “kahbe Bizans”ta da vardır. Cinnî bir mânâ ve ona dair kalbte beliren “enginlik-muhabbette sınırsızlık” hissi, tehlikenin daima üçüncü kişiden gelmeyebileceğini gösterir. İki kişi bazen başlı başına tehlikedir. Herhangi iki kişinin bir araya gelmesinden tasavvuf doğmaz, belki ölür. Bu iki kişinin “tasavvuf eri” olması gerekir. Nitekim “cin”, hemen bu davanın kahramanlığına soyunur. O zaman, cinne muhabbet, Allah’a muhabbetin yerini alır ki, sonu hüsranla biter. Asıl, “Can iki kişi demektir” demek lâzım... “Dost iki kişi demektir”.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996, Halil Naşid imzasıyla), Tasavvuf Yoluna Dair Deneme