Geçmiş Günü Elerken - Kadir Mısıroğlu..
Puan vermedi·208 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 23:16
Kadir Mısıroğlu'nun hatıratını okumaya başladım. Kendi adıma kıymetli bilgiler edindim. Rahmetli tipik bir Trabzon insanı. Mutasavvıf bir ailede yetişen Mısıroğlu kitabın girişinde annesi, babası, dedesi ve nenesinden; Trabzon'daki çevresinden, Trabzon'un tarihinden önemli kesitler sunuyor. Mesela bu tarihi bilgilerden birisi Trabzon'un iki önemli valisinden birisi Giritli Sırrı Paşa. Zannediyorum bu vali rahmetli Şehit Bayram Ali Öztürk Hoca'nın da mezuniyet tezini yazdığı Giritli Sırrı Paşa ile aynı şahıs. Bu da benim kendi hikayemin bir parçası... Kadir Mısıroğlu 4 yaşına kadar yürüyememiş daha sonra bir dilencinin tarif ettiği tedavi yöntemiyle beraber yürümeye başlıyor. Kadir gecesinde doğan Mısıroğlu'na dedesinden dolayı Paşa, kadir gecesinden dolayı da Kadir ismi konulmuş. Etrafında kötü gördüğü şeyleri şiir yazarak hicivle tenkit eden Mısıroğlu bizim Hazreti Fatih Yılmaz'a benziyor. Bahçelerinde yetişen incirleri satarak kitap satın alıp okuyan Kadır Mısıroğlu bahçedeki karaağacın üstüne çıkıp şiirler okuyup nutuk çekermiş. O hitabet kalitesinin nereden geldiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Bir şeye çocukluktan başlamak insanları büyüdükçe bambaşka bir kapasiteye getiriyor. Bunun bir benzerini de yine çocukluğunu Trabzon'da geçiren Erbakan Hoca'nın büyüdükleri konakta oyunlar icad edip oyunlar kurması paralar basması ilerleyen senelerde kendisini bir lider olarak görmemizi pekiştiren hareketler olarak görüyoruz. İyi bir lider ve iyi bir hatip aslında kendini çocukken belli ediyor da denebilir tabii.. Kadir Mısıroğlu Futbol hakkında şunu söylüyor: "Şu yaşa kadar topa ne elim ve ne de ayağım değmiştir. Hayatta hiçbir maçı seyretmiş adam da değilim. Hatta televizyonda bile!.. Çocukluğumdan itibaren evimizde top menfur ilân edilmişti. Çünkü babamın ilk gençlik
Edebiyat
Geçmiş Günü Elerken - 1Kadir Mısıroğlu · Sebil Yayınevi · 2014437 okunma
Hiç veda etmek istemiyorum bu seriye...
10/10
·384 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 21:28
Ne diyeceğimi hakikaten bilemiyorum ama tek kelimeyle HARİKA BİR VEDA KİTABIYDI... Bu kitap o kadar beni mahvetti ki anlatamam. Ama bu mahvoluş muazzamdı... Seriye o kadar güzel veda ettik ama bir yandan da yarım kaldık...seriyi zaten Çok seven biri olarak ayrı bayıldım... Shikigami'ler, kaybedilenler, kaybolan anlamlar yeniden bulunmaya çalışılan o ruh... Her şey çok yerli yerindeydi. Ya da belki o son beni öyle bir hipnotize etti ki ben hatalarını söyleyemiyorum. Yani diyeceğim o ki bu incelemeyi objektif yapamayacağım. Ancak en azından şunları dile getireyim Himuranın karakter gelişimi, Haru karakterinin okudukça anlam kazanması, Mana ve diğer shikigami'ler, bedeller ve sonu böyle olacaksa neye deyecek tüm bunlar sorunu,o kadar iyi işlendi ki hele bence Kurara karakteri kesinlikle çok iyi bir noktada tamamlandı. Tam anlamıyla insan gibi her ne kadar tüm başına gelenleri tiksintiyle karşılaşasa bile en sonun da her şeyi kabullenişi ve anlamlandırışı baya iyiydi. Ve Haru'nun dediği gibi lotus oldu ancak buna biraz da mecbur kalmasına rağmen bunu en sonunda kabullendi. Teknik aksaklıklarda ise Aki ve Haru geçmişini sonra bu olan hünerbaz savaşlarını görmeyi kesinlikle isterdim. Ha birde başlarda o akıcılığı pek sağlayamamışlardı ve seride bazı yerlerde biraz daha kuvvetli bir anlatım olabilirdi ama bu benim gözüme o kadar batmadı hani biraz teferruat gibiydi diyeyim. Ancak tüm bunlara rağmen bence seri baya başarılıydı hele yazarın ilk serisi ilk kitapları olduğunu düşünürsek bu seri benim için 10 puanı hatta daha fazlasını hakediyor. Evreni zaten müthiş japon kültürü ile muazzam bir evren kurumu vardı hele bazı karakterlerin yazımı çok başarılıydı. Hele kötü karakter tablosunda prensesin o sosyopat tavrı baya iyiydi ve hakikaten okuyucuyu irite etmeyi
Asi ŞafakAnn Sei Lin · Timaş Genç Yayınları · 202552 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
4/10
·440 syf.··
2026 18. kitabı
Okuduğum ilk askeri kurgu. Bu kurgudan önce baytar hanım bir ve baytar hanım iki'yi okuyup, o şekilde başlamanızı öneririm. Şu bahsi geçen iki kitapta ana karakterimizin annesi İnci ve Cihangir'in hikayesini konu alıyor. Şahsen ben sahiplendiğim ana karakterlerin yan karaktere düşmesini yadırgıyorum. Bu açıdan ikinci seriden başlamak kendi kanımca iyi oldu. Sevmediğim kısımlardan başlayalım: -Bahar ve Pala'nın atıştığı şu soğuk savaş dönemleri uzun olabilirdi. Şahsen ben o kısımlara seve seve okudum ve daha fazlasına da hayır demezdim. -Bahar'ın sürekli bir şeyleri kanıtlama çabası. Sen kendini bildiğin sürece gerisi teferruat. Asker olmak için çok fedakarlık verdim demesi sıktı cidden. Hani bir kere dersin iki kere dersin anlarım da, her bölümde de olmaz ya... altın sözünü pul etti. Öte yandan ilk sayfalardaki o güçlü kadın profili, gemileri suya indirince, saman alevi gibi söndü. - Yağız Pala; Evet benim sevebileceğim ama aynı zamanda sevemeyeceğim bir karakterdi. Bahar'a da kızma sebebim biraz da bu yönde oldu. Yağız'ı alttan alması, sanırım bu benim yapabileceğim bir şey değil. Öte yandan bilinmezliği karşısında Bahar'ın sürekli Pala'yı sıkıştırmasını hoş bulmadım fakat çıkınca işler değişiyor ne yazık ki; İmdi gelelim sevdiğim kısımlara: -Karakterlerin aileye olan bağlılığına hayran kaldım. Yazarımız Türk aile yapısını güzel işlemiş. +18 smut sahneler yok ve bu da benim için bir artı, zira bu tarz içerikleri çok sevmiyorum. -Askeri diyaloglar ve tabirler güzel araştırılmıştı. -Her bir karakterin özenle işlenmiş oluşu, her birinin farklı karakterlik özelliği hoşuma gitti. Ay ilk bölümde ne güldüm, ne güldüm. -Favori karakterim tabii ki Alper, nedenini sormayın. -Son olarak yazarcığım Dm'den sorduğum sorularımı cevaplarsan sevinirim. İkinci kitapta
Askeri kurgu
Gölgenin GüneşiMeryem Soylu · Parola Yayınları · 2024435 okunma
Şüphelere Cevaplar
Puan vermedi·176 syf.··
2026 65. kitabı
Kitabı yazarın kendisinden hediye olarak aldım. Kendisiyle yaptığım bir oturum vesilesiyle kitabı bildim ve tanıdım. İlkin medresede kendi talebeleri için hazırlanmış ardından toplumunun bilmesi gereken hususları açısından tercüme etmişler. Konular ise Tevessül İstigase Teberruk Rabıta meselelerine cevaplar... Birçok zannımı düşüncemi değiştiren bir eser oldu. Özelikle Rabıta konusunda. Ve kitap ayet ve hadislerle selefin çizgisinde reddiyeler sunulmaktadır.
Tasavvuf
Tevessül İstigâse, Teberrük ve Râbıtaİsmailağa Telif Heyeti · İsmail Ağa Yayınevi · 20251 okunma
Yine hayal kırıklığı!
6/10
·544 syf.··
2026 13. kitabı
Her seferinde okumayacağım deyip okuduğum yazar. Yine bir tavsiye ile başladım. Hayali bir ada, Osmanlı iç çatışmaları, bağlı vilayetler, özgürlüğünü isteyen milletler ve en önemlisi de öldürürken adam sormayan veba salgını. Okurken ne badireler atlatmış insanoğlu denecek insanlıktan çıkılmışlığın kurgu da olsa belgesi gibi. Bunu son salgınlardan ve uzak tarihten de biliyoruz. Çok fazla teferruat veren, gereksiz ve bilgi amaçlı da olsa ayrıntılar kitabı ‘okunması zor’ bir yazıya dönüştürmüş. Belki yazar kitap kalın gözüksün istemiş belki de ayrıntı vererek kitabı güzelleştirmek istemiş, bilemem. Bende hissettirdiği duygu ve düşünceler; bıkkınlık, haftalar süren, araya başka kitaplar alıp bitirdiğim/bitirmeye çalıştığım bir eser. Bir daha okumayacağım kesin. Zira geçen zamanda çok daha iyi kitaplara şans verebilirdim. Olan oldu. Burdan bir uyarı mahiyetinde yazma gereğinde bulundum. Bir de şahsi fikrim olarak; bence bu kadar kurgu yazmak bir yerden sonra okuyucuyu uzaklaştırmada etkili. Masumiyet müzesini okurken de aynı hisleri yaşadım. Kurgu ayrıntılarda okuyucuya geçmediğinden dolayı bir afallama söz konusu olabilir. Açıklanmayan ayrıntıları ve gereksiz ayrıntıları ayırt edemeyen yazar burda bir kafa karışıklığı oluşturur. Bu kitabın geneline yayıldığında ise yazar adına güvenip, alıp okuduğumuz kitap bize bir işkence aracı olabilir. Verilmesi gereken ayrıntılar(madem kurgu); kahramanların hayatları daha net bir biçimde okuyucuya sunulabilir, bazı olaylar bir kaç cümle/cümlecik ile geçiştirilemeyecek kadar okuyucu için elzemdir. Gerçek bir hikaye olsa üstü kapalı eksik bilgileri tarihsel kaynaklı olarak anlayışla karşılarız. Ama kurgu olunca daha net çizgiler daha etkili ve yaşanması muhtemel bir hikayeye dönüştürürdü eseri. Masumiyet müzesinde de kahramanların
Alıntı
Veba GeceleriOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20218,7bin okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2026 7. kitabı
Doğan hocanın okur mektuplarıyla harmanlayıp görüşlerini dile getirdiği kitap. Evlilik ve aşamaları hakkında genelde eşlere seslenmiş. Evlilikte iletişim konusunun önemine değinmiş ki bence tüm ilişki türlerinde iletişim konusu hayati önem taşıyor. Toplum yapısı gereği ve bilinçsiz eşlerden dolayı, ortada sorun olunca direkt konuşmak yerine araya aracılar giriyor veya sokuluyor. Bu da iletişimin daha da kopmasına ve düzelmiş gibi görünen sorunun izlerinin kalmasına yol açıyor. Başkası aracılığıyla kurulan, ilerletilen veya çözülen (!) iletişimin sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Kim ne sorun yaşıyorsa muhatabına direkt iletmeli veya bir şekilde rahatsız olduğunu belirten tavır almalı. Sonrası, tarafların çabalarına kalıyor. Çiftler sorunlarını aracısız çözerlerse bağların güçleneceğine de inanıyorum. Zira başkaları araya girerse, yoluna girme ihtimali olan sorun daha da içinden çıkılmaz hâl alabilir veya istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Zira insanlar güzel şeyleri mahvetmekte ustadırlar ve güzel şeyleri mahvetmekten hoşlanırlar. Kitapta çok güzel konulara değiniliyor. Eşlerin veya adayların empati kurması, el âlem için birbirlerini zorlayıcı şartlar öne sürmeme, maddiyattan önce insani değerlere önem verme, karşılıklı saygı, sadakat, çaba, dinleme, değer verme, ailede oluşturulan ortamın çocuk gelişimine de katkısı, evrene dair ne varsa birtakım değerlere sahip olma vs vs gibi oldukça güzel ve asıl konuşulması gereken konular kitapta yer alıyor. Bu değerlere sahip olmayan veya değerler üzerine pek düşünmeyenler için farkındalık oluşturabilir. Korku kültürü ve gelişimci kültür ortamında yetişen kişilerin ayrımı da göz önüne seriliyor. Korkuyla değil sevgiyle yan yana gelelim, birbirimizin hayatına dahil olalım. Doğan hocanın eleştirebileceğim yönü, aile konusu olur.
Evlenmeden ÖnceDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20217,5bin okunma