Tipolojik bir tespit
Utanmazca davranış, bazı insanlara bir büyüklük ve üstünlük duygusu verir. Bazıları da kaba, zalim ve inatçı oldukları ya da başkalarından uzak durdukları zaman aynı duyguyu duyarlar.
Edebiyat
"Yeshiva Üniversitesinde yürütülen bir çalışmada uzun ömürlü insanların iki ortak noktasının olduğu tespit edilmiştir. Bu özellikler olumlu bir tutum ve yüksek derecede duygusal farkındalıktır."
Sayfa 36·Kitabı okuyor
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
bir devrin bütün ahmakları yan yana durup geçmiş ahmaklara gülecek, her cehennemlik başka cehennemliği çok kolay tespit edecek, sadece ama sadece iyi hep gizlenecek, ayrı yol tutanın nereye gittiği hiç bilinmeyecek..
1000Kitap
Osmanlı Sultanlarının Halifeliği Sorunu
Bir rivâyete göre, Selim tarafından İstanbul'a gönderilmiş olan Halife Al-Mutawakkil Ayasofya Camii'nde hilâfeti resmen pâdişaha terk ve ferag etmiştir. M. d'Ohsson ve sonra M. Ata, eserlerinde bu rivâyeti yaymışlardır. Gerçekte, 1774'te Kırım Hanlığı'nın bağımsızlığı konusu ortaya çıktığı zaman Osmanlı padişahı, Ruslara karşı bu Müslüman devleti üzerinde halife sıfatıyla birtakım haklarını devam ettirmek iddiasında bulunmuş, Abbasî halifeleri zamanında tespit edilmiş klasik hilâfet nazariyesi öne sürülmüştü. Daha önceleri 1727 Ekimi'nde İran'a hâkim olan Afgan Şahı Eşref'le yapılan antlaşmada, Osmanlı padişahı bütün Müslümanların halifesi olarak tanınmıştır. Osmanlılar, Nadir Şah'a aynı şeyi kabul ettirmeye çalışmışlardır. Klasik hilâfet görüşü, 1258'de Bağdad'ın Mogollarca işgali ve Abbasîlerin yok edilmesi üzerine her İslâm sultanı tarafından taşınan genel bir unvandan başka bir şey değildi ve eski anlamını tamamıyla kaybetmişti. Mekke ve Medine'nin ve hac yollarının hâmisi olmak ise İslâm dünyasında üstünlüğü belirten bir sıfattı. Vaktiyle Abd Allah b. Zubayr, Muaviye'ye karşı Ka'be'nin hâdimi ve Hacc reisi olmakla üstünlük iddiasında bulunmuştu. Şahruh, Muharrem 833'te (1429 Kasım) Ka'be'yi örtü ile örtmek ve Mekke'de çeşme yaptırmak istediği zaman Mısır Sultanı bunu bir üstünlük iddiası sayarak reddetmişti. Fâtih Mehmed'in hac yolları üzerindeki kuyu ve çeşmeleri tamir arzusu aynı şekilde Memlûk sultanınca olumsuz karşılanmıştı. Selim'in Şirvanşah'a gönderdiği Mısır fetihnâmesinin, "Büyük Hilafet" anlayışını yansıtmak bakımından özel bir önemi vardır. Selim, bu mektupta, Memlûklerin Hicaz hac yolunu "Arap eşkiyasından" koruyamadıklarını, kendisine Allah tarafından İslâmiyet kanûnlarını düzene koyma ve Ka'be mahmillerini techiz vazifesi verilmiş olduğunu ifade
Sayfa 144 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Diyar-ı Bekr
Kadim bir geçmişe sahip bu şehrin eski ismi Amid'dir. Rivayete göre bu isim, Hazret-i İbrahim'in (a.s.) torunlarından Amid b. Bülendi'den gelir. Hazret-i Ömer (r.a.) döneminde (M. 639) Müslüman ordularınca fethedildikten sonra,Dicle kıyısında yaşayan Rebia Arapları'nın iki büyük kabilesinden biri olan Bekr b. Vâil kabilesi buraya yerleşti; bölge Diyâru Bekr veya Diyâr-ı Bekr olarak isimlendirilmeye başlandı. Bu ismin ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak bilinmese de 8. asırdan itibaren kaynaklarda yer aldığı tespit edilmiştir.
Sayfa 18 - İsmi ile Müsemma Olamayan Şehirler·Kitabı okuyor
1000Kitap
Kıyıcı bir tespit. Aksini kim iddia edebilir?
Düş kırıklığı anlam arayışına gerekçe oluşturur, anlam arayışı, mutlu olmak için yaşadığımıza inanmakla ilgili temel yanılsamadan bir kurtuluş biçimidir. Bizi mutsuz eden nedenler ortadan kalktığında, mutlu olabileceğimizi sanıyoruz; oysa acı yok olduğunda ortaya çıkan mutluluk değil, sıkıntıdır. Mutluluğun koşulları acıyla birlikte yok olur, insan yaşamının kısır döngüsü budur; acı ve sıkıntı, mutluluk yanılsaması ve acının gerçekliği arasında sürekli gidip gelmektir.
Sayfa 120 - Say Yayınları, 2017.·Kitabı okuyor