Tevâzū ise insanı süsleyen en güzel hasletlerden biridir. Allah'a îman eden kişi, kendisinde bulunan her şeyin Allah tarafından lütfedildiğini bilir. Bu sebeple de dâimâ tevâzû ve şükür hâlinde bulunur. Bu da onun insanlarla güzel geçinmesini ve herkes tarafından sevilmesini sağlar.
Sayfa 86 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okudu
Tevazû Arapça'da alçak gönüllülüğü ifade eder. Namazdaki tevazûnun güzel bir yorumunu Şeyh Ebû Said Harraz (k.s); "Allahüekber dediğin zaman gönlünde Allah'tan başka büyük varsa, sen sözünde sadık değilsin." diyerek yapar. Kişinin secdeye vardığında huzur-ı ilahide bir nokta kadar, hatta daha da küçüldüğünü düşünmesi bir tevazû işaretidir.
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Huşû, Arapça "itaat etmek, boyun eğmek, tevazû göstermek, korkmak" gibi manalara gelir. Ehl-i hakikatin ıstılahında huşû, Hakk'a boyun eğmektir. Hasan-ı Basri (rah) şöyle der: "Huşû, kalbe lazım gelen sürekli korkudur." Namazdaki huşûun, kulu felaha (kurtuluşa) erdirdiği ayetle sabittir. (Mü'minûn, 23/1-2). Namazdaki huşûun nasıl olacağı şu şekilde tanımlanmıştır: Kulun namazda sağ ve solundakini bilemeyecek derecede, kendini Allah'a (c.c) vermesidir.
Din
Peygamber Efendimiz: “Kanaat tükenmez bir hazinedir!” buyurmuşlardır. Bununla ihtirasları gemleyerek huzur ve sükûna ermenin temel şartını ifâde etmiş bulunmaktadır. Zîrâ hırsa kapılanlar bir doyumsuzluk hastalığına müptelâ olurlar ki, bunlar neye sahip olurlarsa olsunlar, huzur ve sükuna eremezler. Bazı her Dünya nimetine, nâil olan artistlerin ve zenginlerin sonunda intihar etmeleri de bu sonsuz derecede kabarmış olan iştihalarının neticesi olan bu huzursuzluk ve tatminsizlikten başka bir şey değildir. Hırslı ve iştihâlı olunacaksa bunun Dünya nimetlerine değil, Âhiret kazançlarına karşı olması lâzımdır. Yani sevâb ve hasenata hırslı olmak makbul, Dünya’yı ve nefsi putlaştırmak merduddur!.. Amelî Tavsiye: Tevâzû ve kanaatkârlığın takviyesi için sık sık hastahâneleti ve mezarlıkları ziyâret etmeli ve fakir dostlar edinmelidir.
Alıntı
İnsanı kamil kimdir?
İnsanın bu terbiyesi hangi hususlarda gerçekleşmelidir? 1.Îmân, tevhid, teslim ve tevekkülde. 2. Zühd ve takvâda. 3. Sâlih amellerde. 4. Hayır ve hasenât yapmada (cömertlikte). 5. Kanâatkâr olmada (hakkına râzı olmada). 6. Af ve müsamahalı davranmada. 7. Tevâzû ve alçak gönüllülükte. 8. Azim ve kararlılıkta. 9. Sabır ve sebatta. 10. Şeref ve haysiyette. 11. Fedâkârlık ve diğerkâmlıkta. 12. Bütün ehl-i îmânı sevmede. 13. Şefkat ve merhamette. 14. Hürmet ve itâatte. 15. Güven telkin etmede. 16. Doğruluk ve sadâkatte. 17. Vefâlı olmada. 18. Teşekkürü bir borç bilmede. 19. Adâletli davranmada. 20. Çalışmayı hayatî bir esas olarak almada. 21. Meşverete önem vermede. 22. Vahdet ve uhuvvet ruhuna sahip olmada.
Sayfa 252·Kitabı okudu
Dînin başlıca emirlerinden olan tevazů ahlakı kaybolup zengin ile fakir arasındaki uçurumu gidermeye medâr olan zekât, sadaka ve infak ortadan kalkınca, toplumda birçok kurbanlar ortaya çıkmaktadır. Yapılan yaldızlı ve yanıltıcı reklamlar yüzünden nice zavallı insan, gayr-i meşrû yollara tevessül etmek durumunda kalmaktadır.
Sayfa 18 - Erkam Yayınları, İstanbul - 1434 / 2013·Kitabı okudu