Bu arada fizik katliamlara bir de hafıza katliamı eklenir. Daha savaş esnasında Filistin yerleşimlerinin ve coğrafi alanların isimleri, arkeologlarca Tevrat ve diyer dini- tarihi metinlere göre İbraniceleştirilir. Ve 1300 yıllık Arap geçmişiyle bağ kopartılmaya çalışılır. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI / Sayfa 33
Alıntı
Müslümanlığımıza Sıkı Bir Tokat !
■ Bu savaşta onların elinde bulundurduğu vurucu güç bizim elimizde yok. Onların Yahudiliği var bizim İslam'ımız yok ! Onlar ellerinde Tevrat'la giriyor savaşa, biz Kur'anı terk ediyoruz. Onlar Musa'nın adıyla çağırıyorlar, biz Muhammed'in adıyla çağırmıyoruz. Onlar tapınak diyor biz Aksa diyemiyoruz! Onlar Cumartesiye hürmet ediyor biz Cuma'ya hürmet göstermiyoruz. Onların gözünde din şeref bizde ise suç !
Sayfa 243·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Senin sade,bir dost,bir sevgili,bir can parçam olduğun için değil; beni,bu garip ve tedirgin canı, yaşama tutkusunu umuttan, aşktan, ölümü unutulan güzelim sevdalardan yana o aziz duyulara, düşüncelere sımsıkı bağlayan bir dünya olarak seviyorum.İncil gibi, Tevrat gibisin Leylim.
Sayfa 110·Kitabı okuyor
Kur'an kadının erkekten, yahut erkeğin kadından çıktığına ve özellikle kaburga kemiği hikayesine kesinlik işaret etmemektedir. Bu söylem Tevrat'ta yer alır. Kur'an'ın ifadesi erkeğin kadından yaratıldığını savunmaya çok uygundur.
Sayfa 532·Kitabı okudu
Tanrı mükemmelse ve evreni, yaşamı, insanı istediği gibi yaratma gücüne sahipse, neden böyle bir model tasarladı ve yarattı? İnsanlar, Tanrı’nın bir öğretmen olmak ve sınav yapmak hevesi için bu kadar çok acı çekmek zorundalar mı? Doğal afetler, savaşlar, katliamlar, cinayetler, tecavüzler, sömürüler, baskılar sonucunda milyarlarca masum insan neden ölüyor, neden acı çekiyor? Küçük çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve onlarla birlikte her cinste ve yaşta masum insan neden ölmek veya acı çekmek zorunda kalıyor? Tanrı istese bunları önleyemez mi? Tanrı evreni, yaşamı ve insanı farklı bir biçimde yaratamaz mıydı? Tanrı’nın mükemmel varlık olarak tanımlanması, yaşamdaki kötülüklerin varlığını ilahi boyutta haklı çıkartmaktan ziyade, Tanrı’nın yokluğunun göstergesi değil midir? Üstelik Tanrı’nın varlığını nereden biliyoruz? Bu konuda bir kanıt var mı? Bu konuda bir deneyim var mı? Deneyim ve akıl Tanrı’nın varlığını bize gösteriyor mu? Evrim kuramında söz konusu olduğu gibi, bilimsel tezler ile Tevrat, İncil ve Kuran’ın tezleri çeliştiğinde, bu kitapların herhangi bir inandırıcılığı ve güvenilirliği kalır mı? Peygamberlik var mı, vahiy ve mucizeler gerçekleşmiş mi, ruh ölümsüz mü, Tanrı var mı, bunları nasıl ve nereden bileceğiz? Tanrı’nın olduğu yerde insan özgür olabilir mi? Filozoflar binlerce yıldır bunları tartışıyor.
eğer "imâm-ı rabbânî ahmed-i fârukî bugün hindistan'da hayattadır" diye ziyaretine bir dâvet vukû' bulsa, bütün zahmetlere ve tehlikelere katlanarak ziyaretine gideceğim. binâenaleyh, incil'de "ahmed", tevrat'ta "ahyed", kur'ân'da "muhammed" ismiyle müsemmâ, iki cihanın güneşi kabrin arka tarafında milyonlarca fârukî ahmedler ile muhât olarak sâkindir. onların ziyaretlerine gitmek için niye acele etmiyoruz. geri kalmak hatâdır.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Reklam
Reklam