Puan vermedi·192 syf.··
2026 19. kitabı
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı Simyacı. Coelho'nun da okuduğum ilk kitabı oldu ayrıca. Mistik, masalsı bir anlatımı var kitabın. Baş karakterimiz Santiago adında genç bir İspanyol çoban. Birkaç kez gördüğü düşü onu Mısır Piramitlerine kadar götürecek. Amacıysa bir hazine bulmak. Tabii bu sırada en başta yaşlı bir Çingene falcıyla daha sonra Salem Kralı olan yaşlı bir adamla tanışacak. Mısır'a gitmek ve hazinesine kavuşmak için bütün koyunlarını satacak ancak dolandırılacak. Dolandırılması üzerine bir billuriye dükkanına gidecek orada yaklaşık bir sene boyunca çalışacak. Mısır'a gidecek kadar parayı böylece biriktirmiş olacak. Bütün bunları yapma amacıysa "Kişisel Menkıbe"sini gerçekleştirmek. "Evrenin Ruhunu"da unutmuyor bu sırada. Hazinesini bulmak için gittiği Arap topraklarında karakterimiz aşık da oluyor. Ve sorguluyor bunu, hazinesinin bu olduğunu düşünüyor. Sonra karşısına Simyacı çıkıyor bu sefer. Arap topraklarında Piramitlere gitmesi için ona rehberlik ediyor Simyacı. Kitabın sonuysa beklenmedik bir şekilde bağlanıyor. Kitapta dini birçok içerik var. Tevrat ve İncil'e göndermeler bulunuyor. "Tanrı" kavramına değiniyor. Dini yönüyle pek tarzım olmayan bir konusu var kitabın. Bu nedenle çok beğenerek okumadım açıkcası. Ancak kitaba haksızlık da etmemek gerek. Birçok mesaj içeriyor bu kitap. Bu nedenle olsa gerek "Küçük Prens" ve "Martı Jonathan Livingston" ile karşılaştırılıyor Simyacı.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma
Sizce biz de Sodom ve Gomore de mi yaşıyoruz?
8/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 00:39
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU SODOM VE GOMORE Mayısta başlayıp Haziranda bitirdiğim bir eser ile karşınızdayım. Yakup Kadri'nin ikinci kez okuduğum eseri. Eserde Yakup Kadri bize işgal yıllarındaki İstanbul'un potresini çiziyor. İstanbul'un o yıllardaki durumu, Tevrat, İncil ve Kur'anı Kerimde geçen Hz Lut'un sapkın kavmi Sodom ve Gomore'ye benzetmiş Yakup Kadri. İşgal altındaki İstanbul itilaf askerleri tarafından türlü pisliklere bulanmış üzerine bir de batı taraftarı ve yozlaşmış Türk halkı da üzerine tuzu biberi ekmiştir. Roman, Leyla ve Necdet ana karakteri üzerinden anlatılıyor. Leyla; tam bir batı özentisi yabancı erkekler ile içli dışlı olan içinde milliyet sevgisi vatan değeri bilmeyen bir kızdır. Tek işi yemek içmek yabancı askerlerle gezmek gün geçirmektir. Necdet ise milliyetçi ve vatanına düşkün bir Türk gencidir. Lâkin aşkın gözü kör kulağı sağır, Necdet, Leylânın her türlü özentiliğine, yozluğuna rağmen onu delicesine seviyor. Tabi yan karakterlerinde ne kadar batı sevici yozlaşmış ahlaksız olduğunu okudukça göreceksiniz. Yakup Kadri İstanbulun bu hâlini helâk olmuş bu kavme benzettiği için her bölüm başına da eski ahitten parçalar koymuş. Yazı dili sade ama aralarda o yozluğu, asimilasyonu anlatmak için yabancı kelimeleri de kullanmıştır(açıklamasıyla) Şimdilik diyeceğim bu kadar. Kitapla kalın sevgiyle kalın efenim️ Sodom ve GomoreSodom ve Gomore Yakup Kadri KaraosmanoğluYakup Kadri Karaosmanoğlu
Duygu ve Düşünce
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Düşündüren Bir Öykü Kitabı
8/10
·70 syf.··
2026 19. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:55
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere Rahel Tanrı'yla Hesaplaşıyor anlatacağım. Stefan Zweig bu kitabında 3 küçük öyküye yer vermiş. İlk öykü kitaba da adını veren Rahel Tanrı'yla Hesaplaşıyor, Rahel'in evlatlarının Tanrı'nın gazabından kurtulabilmesi için kendisini Tanrı'ya açmasını ve merhamet dinlenmesini ele almış. Tanrı kendisiyle bu kadar açık yüreklilikle konuşabilen kulunu ve evlatlarını affediyor. İkinci öykü ise Üçüncü Güvercinin Hikayesi, Tevrat'ta Nuh'un gönderdiği üç güvercinden geri dönmeyen üçüncüsünün hikayesi anlatılmakta. Son hikaye Ölümsüz Kardeşin Gözleri hikayesindeyse kralın sağ kolu olan Virata bir savaşı kazanıyor fakat bu kazanılan savaşta kardeşini öldürüyor. Ardından kral tarafından ödüllendirilip başkomutan yapılmak isteniyor fakat kardeşini öldürmüş olan Virata bu görevi kabul etmiyor. Bunun üstüne kral da onu adalet bakanı yapıyor. Zamanla Virata adil olmasıyla ülkeye ün salıyor. Günün birinde bir mahkumdan etkileniyor ve verdiği cezaların adil olması için, ceza veren kişinin de verdiği cezayı çekmesi gerektiğini düşünüp kendisini bir ay boyunca zindana kapatıyor. Daha sonrasında bu görevini de bırakan Virata Tanrı'ya yakınlaşmak için kendini inzivaya çekiyor, hiçbir şey yapmadan dünyevi şeylerden uzaklaşıyor fakat bu eylemsizliğin de iyi bir şey olmadığını fakrediyor. Üç hikayedeki ortak tema da barış ve iyilik. Bence güzel bir kitaptı. Akıcı ve sıkmıyor. Puanım 8.
Edebiyat
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 50. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:21
Bir toplumun değişimi için inanmış, azimli ve en önemlisi kendi hakikatine ikna olmuş bir insan bazen yeterli olabilir. Malcolm X'in dediği gibi: “Uyuyanları uyandırmaya bir uyanık yeter.” Taha Kılınç, Dil ve İşgal adlı eserinde Ben Yehuda'nın hayatını anlatıyor. Ben Yehuda'nın da uğruna mücadele ettiği büyük bir ideali vardır: İbraniceyi yeniden günlük hayatta kullanılan, canlı bir dil hâline getirmek. O dönemde İbranice yalnızca ibadetlerde ve Tevrat okunurken kullanılıyor; günlük yaşamda konuşulması ise yanlış kabul ediliyordu. Ancak Ben Yehuda, yerleşmiş kabulleri değiştirmeye kararlıdır. Şartlar ne kadar zor görünürse görünsün, çevresindekiler bunun imkânsız olduğunu söylese de o, olumsuzluklara takılıp kalmaz. Üzerine düşen mücadeleyi sonuna kadar sürdürür. Şartlar ne olursa olsun, hakikat olarak gördüğü ideale odaklanarak yaşamını şekillendirir ve sonunda başarır. Elbette Ben Yehuda bir Yahudidir ve bugün Yahudilerin işlediği zulümler göz ardı edilemez. Ancak bu kitabı okurken amacımız, bir toplumun dönüşümünün nasıl gerçekleştiğini görmek ve bundan dersler çıkarmak olmalıdır. Çünkü bazen farklı dünya görüşlerine sahip insanların hayat mücadeleleri de bize önemli tecrübeler sunabilir. Kitabın bana hatırlattığı en önemli şeylerden biri, bahanelere sığınmadan doğrularımızın peşinden gitmemiz gerektiğidir. Pes etmeden hakikatimize doğru yürümeli, inandığımız değerler uğruna mücadele etmeliyiz. Toplumda köklü değişimler oluşturmak istiyorsak işe tepeden değil, tabandan başlamalıyız. Eğitime gereken önemi vermeli, geleceğimizin teminatı olan gençleri bilinçli ve donanımlı bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Çünkü nesil değişirse toplum da değişir. Aksi hâlde ortaya konulan çabalar, sloganlardan öteye geçemez.
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,065 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Mö.587 Babilliler tarafından tapınak yerle bir edildi ve Yahudiler 50 yıl sürgün yediler. Pers kralı keyhüsrev Babil devletini yıkınca Yahudilere geri dönme izni verdi ve tapınağı yapmalarında yardım etti. Bölge büyük İskender ile Makedonya hakimiyetine sonra mısır ile Helen krallığı seleukasların eline geçti. IV.Antiochus Epifanus mabede yunan ilahlarını koyarak tapmaya zorladı Makkabi isyanı çıktı Haşmonaim sülalesi egemen oldu. Roma hakim olunca Yahudi kralı Herod mabedi genişletti fakat Roma Ordusu Titus tarafından tapınak yıkıldı. asıl felaket roma imp. Hadrianus zamanında yaşandı Bar Kohba’nın çıkardığı isyana kızan Hadrianus tarafından izi kalmayacak şekilde yok edildi ve Judea olan bölgenin ismi Palestin (Filistin ) konuldu. Kudüs’teki bilinen ilk Türk 766-809 yılları arasında halifelik yapan Harun Reşit’in hanımı Sogdlu Türk Maride İlk Türk yönetici 838-841 Abbasi orduları komutanlığını yapan Fergana Türk hükümdarları soyundan Hayder Bin Kavus 878 Tolunoğullarına bağlandığında valiler Türk’tü 1095 Clermont konsili papa urbanus Bizans imp Alexios elçileri ile bir araya gelir ve İstanbul’da haçlı ordusu toplanır 15 ağustos 1096 Meryem’in göğe yükseldiği tarihte İstanbul’dan hareket ederler. Bu arada önemli nokta iki kilise birbirini aforoz etmesine rağmen ortak karar almıştır. Theodor herzl II Abdülhamid’den Kudüs’ü Yahudilere toprak satılmasını istemiş Abdülhamid bunu engellemiştir. Zaten tahttan indirilmesinde sebataycılar ve yahudilerin payı büyüktür. 1189 III. Haçlı seferi ve yenilen İngiltere kralı aslan yürekli Richard gelişini kasteden İngiliz işgal orduları komutanı Edmund Allenby 11 aralık 1917 yılında Selâhaddin Eyyubi’nin mezarını tekmeleyerek kalk Selâhaddin yine biz geldik ( Haçlı Zihniyeti ) demiştir. Bu kin ve bitmeyen nefret hala devam
Kudüs'ün Gizemli TarihiPelin Çift · Destek Yayınları · 20161,424 okunma
Bir iz incelemesi olduğu için spoiler içerir.
Puan vermedi·176 syf.·
2026 17. kitabı
Meleklerin İsyanı metaforik anlamda çok güçlü ve zamansız bir kitap çünkü insanın kalıplaşmış, hiçbir zaman değişmeyen o düşünce yapısını çok iyi yakalıyor. Kitabın zengin bir kütüphanede başlıyor olması bu yüzden en önemli detaylardan biri. İnsan, bilimin ve ilmin efendisi olduğunu, her şeyi çözdüğünü sandığı an zihninde kendini tanrılaştırmaya başlıyor. Kitapta Hristiyanlıktan, Yahudilikten, yani Tevrat (Talmud) ve İncil'den söz edilmesi de tam olarak bu düşüncenin köklerine inmek için. Bütün dinler birbirinin devamı olduğu için birbirine benziyor ve kitap bize aslında tüm bu yaratılışın tiyatrosunu yaşatıyor. Anatole France bu bütünlüğü kurarken sadece kutsal kitaplardan değil, Tevrat'ın dışlanan parçası olan kadim Hanok’un Kitabı’ndan ve antik Gnostik metinlerden de derinlemesine besleniyor. Zaten kitapta Tanrı’dan bahsedilirken geleneksel dini figürler yerine ısrarla Gnostisizmdeki "Ialdabaoth" isminin kullanılması bu yüzdendir. Melekler kütüphanede okudukça, karşılarındaki gücün evrenin gerçek, sevgi dolu yaratıcısı değil; her şeyi bildiğini sanan, kibirli ve insanları cehalette bırakmak isteyen kör bir gök tiranı (Demirurgos) olduğunu keşfederler. Kitaptaki meleklerin o tozlu raflar arasında bulduğu büyük sır tam olarak budur. Onlarınki sadece alelade bir başkaldırı değil, bilginin önünü tıkayan ve cehaleti kutsayan bu yalancı tiranlığa karşı bir aydınlanma savaşıdır. Burada kitapla ilgili çok can alıcı bir detayı ve insanın büyük bir yanılgısını netleştirmek gerekir: Koruyucu melek Arcade yeryüzünde ilk somutlaştığında, aslında insanların kafasındaki o klasik, kanatlı ve görkemli melek tasvirlerine hiç benzemez, tamamen cinsiyetsizdir. Onu gören kadın ve erkek bunun nasıl mümkün olduğunu şaşkınlıkla sorduğunda, melek onlara adeta bir tokat gibi şu cevabı
Meleklerin İsyanıAnatole France · Dorlion Yayınevi · 2023109 okunma