“…sık sık senin bir teline kıyamadığım saçlarını düşünüyorum burada. Kıvır kıvır, tel tel, yürüdükçe seninle birlikte havalanan, beni yer yüzünde başka bir ihtimalin olabileceğine inandıran saçların. Sıcakta topladığın, soğukta yüzüne düşürdüğün, yemek yaparken arkada bağladığın, denizden çıkarken geriye attığın, bana bakarken parmağının ucuyla oynadığın; ördüğün, taradığın, boyattığın; kestirince pişman olup ağladığın, uzatınca sevindiğin, sonra tekrar sıkıldığın, kırıkları kalbine batan…”
Sanırım bu grevi kaybedeceğiz. Fakat burada o kadar gürültü koparttık ki, herhalde pamukta greve gerek kalmayacak... belki Torgas Vadisi, bu vadinin büyük kısmı üç kişinin elinde kalmayacak artık. Bir işçi daldan elma kopardı diye hapse girmeyecek, anlıyor musun? Fiyatı yüksek tutmak için elmaları nehre dökemeyecekler. Hele senin ve benim gibi insanların bağırsaklarını çalıştırmak için elmaya ihtiyacı varken, anlıyor musun?