9/10
·116 syf.··
2026 48. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 00:27
James M. Cain’in Postacı Kapıyı İki Kere Çalar adlı eseri, Amerikan edebiyatının "hard-boiled" (sert polisiye) ve kara film (noir) türünün en sarsıcı başyapıtlarından biri olarak, kontrol edilemeyen tutku, açgözlülük ve kaderin kaçınılmazlığı üzerine kurulu karanlık bir portre çizer. Serseri bir ruhu olan Frank Chambers’ın, Nick Papadakis’in işlettiği "Twin Oaks" adlı yol kenarı lokantasına gelişiyle başlayan hikâye, Frank ile Nick’in karısı Cora arasında doğan ve cinayete kadar uzanan yıkıcı bir çekimi konu alır. Cain’in yalın, hızlı ve amansız üslubu, karakterlerin kendi yarattıkları cehennemden kaçamayacaklarını vurgular; öyle ki, ilk cinayetten kurnaz bir avukat sayesinde kurtulmayı başarsalar da, talihin ironik bir cilvesi onları en beklemedikleri anda yakalar. Romanın sonunda Frank, Cora’nın gerçekten bir kaza sonucu ölmesiyle, aslında işlemediği bir cinayet suçundan idama mahkûm edilir. Bu durum, suçun bedelinin eninde sonunda -belki ilk seferde değil ama ikinci kez kapı çalındığında- ödeneceğini simgeleyen etkileyici bir metaforla noktalanır. Eser, kusursuz cinayet fikrinin insan doğasının zayıflıkları ve tesadüflerin acımasızlığı karşısında nasıl parçalandığını gösteren, ahlaki gri alanlarda gezinen soğuk ve etkileyici bir klasiktir.
1000Kitap
The Postman Always Rings TwiceJames M. Cain · Vintage Crime/Black Lizard · 2022112 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2021 14:00
Edebiyat ve Medya kitabı, Gürsel Aytaç tarafından yazılmış ve 2005 yılında yayınlanmış bilimsel içerikli bir kitaptır. Kitabın adından da yola çıkılacağı üzere, kitabın içeriği, medya içerisinde yer alan edebi unsurların ve medya içerisinde edebiyatın hangi noktada olduğunun anlaşılması üzerinedir. Kitap kapağında bulunan resimde, bir ‘A’ harfinin tepesine yerleştirilmiş kamera görülmektedir. ‘A’ harfi, burada edebiyatı temsil etmektedir. Yazılı kültürün ‘A’ harfiyle temsil edilmesi, bu harfin alfabenin ilk sırasında olmasının bir sonucudur. A harfi, bir şeyin ilk adımını temsil eder, temelini, kökünü temsil eder. Alfabe ‘A’ harfi ile başlar. Barry Sanders da ‘Öküzün A’sı’ kitabında, sözellikle okuryazarlık arasındaki geçişin ‘A ‘ harfi ile başladığını belirtir. Kapakta da görüldüğü üzere, ‘A’ harfinin tepesine bir kamera yerleştirilmesi, medyanın, yazılı kültüre dayanarak varlığını sürdürmesi anlamına gelmektedir. Yazılı kültürün medyada bir ‘tripod’ görevi görmesi, aslında onun gücünü göstermektedir. Çünkü yazı, her şeydir. Bir filmin, bir dizinin, bir haberin ve medya ile ilgili daha birçok şeyin oluşumunun temelinde yazı yatmaktadır. Dolayısıyla kapak fotoğrafında, medyanın, oluşum ve gelişim sürecinde edebiyata yaslandığını söylemek mümkün. ‘Edebiyat ve Medya’ kitabı, giriş ve sonuç bölümleri hariç, 11 ana bölümden oluşmaktadır. Bu 11 ana bölüm, kendi içerisinde 10 alt başlık barındırmaktadır. Kitap içeriği, genel olarak, edebiyatın medyadaki yansımaları şeklinde özetlenebilir. Edebiyat, milletlerin kültür tarihi açısından oldukça önemli bir alandır. Yazılı kültürün edebiyatla ilişkilendirilmesi konusunun bu noktada belirtilmesi yerinde olacaktır. Yazar, giriş bölümünde de edebiyatın medya ve televizyondaki yerini ve en önemlisi de edebiyat bilimi ile iletişim
Edebiyat ve MedyaGürsel Aytaç · Hece Yayınları · 20065 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Spoiler içerir!...
Puan vermedi·224 syf.··
2024 2. kitabı
A) Postman TV öldüren eğlence kitabını esprili yöntem olarak gören 2 faktör; 1- İroni: Postman, televizyon ve popüler kültürün etkilerini eleştirirken ironi kullanır. Televizyonun bilgi alışverişini basitleştirdiği ve kamusal tartışmalardaki kaliteyi düşürdüğü konusunda sık sık ironik bir tavır takınır. Bu yaklaşım, okuyuculara mesajı daha etkili bir şekilde iletmeye yardımcı olur. 2- Mizah: Kitap, medyanın etkileri hakkında ciddi konuları ele alırken mizah unsurlarını da kullanır. Postman, medya kültürünün etkilerini ve iletişimdeki değişimleri anlatırken mizahı bir araç olarak kullanarak okuyucuların dikkatini çeker ve düşündürür. Mizah, ciddi konuların daha anlaşılır ve akılda kalıcı bir şekilde sunulmasına yardımcı olur. B). TV öldüren eğlence ana konusu ana fikri? Televizyonun tüm kamusal yaşamı, (eğitim, din, politika, gazetecilik) nasıl eğlenceye dönüştürdüğü görsellerin diğer iletişim formlarının altını ve özellikle de yazılı dünyaya nasıl zayıflattığını tv'ye beslediğimiz dipsiz iştahın nasıl bağlamı hiçe sayıp içeriği bollaştırdığını, böylece anlamda her şey kayboluncaya ve artık eğlendiğimiz müddetçe kaybettiğimiz şeyleri umursamaz bir noktaya gelinceye dek bilgi bolluğunun altında nasıl ezildiğini anlatıyor. (amusing ourselves to death public discourse in the age of show business) Aİ - Televizyonun ve eğlence endüstrisinin, bilgi iletişimindeki değişimlere ve toplumsal düşünceye nasıl zarar verebileceği ve bunun demokratik süreçler üzerindeki etkileri üzerine odaklanmaktadır. Postman, kitabında televizyonun görsel, kısa ve eğlenceli doğası nedeniyle toplumun düşünme tarzını ve bilgi alışverişini olumsuz etkilediğini iddia eder. Ayrıca, televizyonun bilgi iletişimini eğlence ve görsel şova dönüştürdüğünü ve bu durumun kamusal tartışmaların kalitesini
Edebiyat
Televizyon Öldüren EğlenceNeil Postman · Ayrıntı Yayınları · 2020729 okunma
Bu kitap bana aittir!
Puan vermedi·240 syf.·
2022 24. kitabı
The Postman (Il Postino) filmini bilir misiniz? Orada postacının bir sözü geçer -ki film o replikle tanınmıştır desem yeridir- "Şiir, yazana değil ihtiyacı olana aittir." Bu kitap İsmet Özel'in kitabı değil benim kitabım. Şiirleri ona değil ihtiyacı olan bana ait! Benim gibi belki binlerce okura da.. Şiir kitaplarından çoğu insanın beklentisi sıcak, tatlı bir üslupla genel temasının aşk olacağı şiirlerle karşılaşmaktır - ben de severim aşk şiirleri okumayıne yalan söyleyeyim :) - Bu şiirler bize bağırıyor arkadaşlar! Bu şiirler bizi delik deşik ediyor! Kıyıdan bizi denizin içine çağırıp öfkeli fırtınasıyla bedenimizi kan revan içinde bırakıp elde kalan parçalarımızı sahile sürüklüyor! Ben beni döven şiirleri severim, beni paramparça eden şiirleri, şairleri severim. Ben İsmet Özel'i severim. 40 yılın öfkesini boşalttığı şiirlerinin yükünü yüklenmeyi sahipleniyorum, içimi delik deşik eden kelimelerini de.. Silahsız, bir şiire giriş yapamadım; tüm şiirlerini namluyu kendime doğrultarak okudum. Şarjörü boşaltıp anın tadını çıkardım. Şiirle kutsandım. Girişle başlıyordu vuruluşum, adımımı kesiyordu ama üstüne üstüne yürüyordum... "Yıkılma Sakın" "Yaşamak Umurumdadır" "Geceleyin Bir Koşu" "Partizan" "Bir Ağrı Yakıldıkça Sevilmeli" gibi başlıklarla beni korkutacağını sanma sakın "elbet bir hinlik vardır seni sevişimde" #158979335 kavgaya devam!!!
Şiir
Erbainİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 201211,6bin okunma
8/10
·360 syf.··
2020 31. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2020 22:07
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 43. kitap oldu. Her ne kadar Postacı isimli bu eser, İthaki Yayınları tarafından bilimkurgu klasikleri içerisinde yer almışsa da bilimsel yönü oldukça zayıf olan bir eserdir. Oranlama yapmam gerekirse; bilim yönü %5, kurgu yönü %95 diyebilirim. Aynı zamanda eseri distopik bir eser olarak nitelemek de mümkün. Postacı isimli bu eserde, kıyamet sonrası hayatta kalan insanların zorba insanlara ve feodal savaşçı insanlara karşı verdiği yaşam mücadelesi anlatılmaktadır. Kitapta anlatılan zaman dilimi, "kıyamet"ten sonraki 16. yıldır. Bu arada "kıyamet"in sebebi, kitabın içerisinde tam olarak anlatılmamış ve detaylandırılmamıştır. Bu konu sanırım okurun hayal gücüne bırakılmış. Çünkü bahsedilen "kıyamet"in tek bir somut sebebi yok. Salgın hastalıklar, nükleer savaşlar, kıtlıklar ve iklimsel değişiklikler gibi sebepler Dünya'nın o bilindik düzenini yok etmiş ve geriye kalan insanlar arasında "güçlünün zayıfı yendiği" bir hayat mücadelesi başlamıştır. Kitabın baş kahramanı Gordon Krantz ise, düz bir insandır. Herhangi bir baskın yönü veya kahraman olacak bir karakteri yoktur. Yine zorbalardan kaçtığı bir gün tesadüfen terk edilmiş bir posta aracı bulur ve posta aracının 16 yıl boyunca hiç kimse tarafından fark edilmediğini anlar. Hemen içerisine sığınır ve aracın içerisinde Amerikan Postası'na ait bir görevlinin cesedini bulur. Ölü postacının kıyafeti hala üstündedir ve arabada sahibine ulaşmamış yüzlerce posta bulunmaktadır. İşte o andan sonra Gordon Krantz kendisini postacı olarak ilan eder ve postaları sahiplerine ulaştırmaya başlar. Bunu yaparken, "Yeni Amerika"nın postacısı olduğu gibi yalanlar söyleyerek karnını doyurmak ister. Kıyamet öncesi hayata dönme konusunda umudunu tamamen yitirmiş olan insanlar, sahte postacıyı
PostacıDavid Brin · İthaki Yayınları · 2019256 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2019 79. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2019 10:28
"Kitapları yakmaktan daha büyük bir suç varsa, o da onları okumamaktır." i.hizliresim.com/r77doo3.jpg Amerika'da ilk kez 1953’te yayımlanan ve hızla bütün dünyada ün kazanan Fahrenheit 451 devlet sansürünün, totaliter rejimlerin dehşetini anlatan temel yapıtlardan biri sayılmasına rağmen, Ray Bradbury, romanı hakkında şöyle der: "Romanım hep yanlış ya da eksik yorumlandı. Fahrenheit 451, sansür ve de otoriter devleti eleştirmenin ötesinde, aslında televizyonun okumaya, özellikle de edebiyata ilgiyi nasıl yok ettiğini anlatıyordu." Nitekim, Neil Gaiman‘ın sunuş yazısında belirttiği üzere , “Fahrenheit 451, spekülatif kurgudur. ‘Bu böyle sürerse…’ öyküsüdür. (Bu böyle sürerse; yani dünyanın her yerinde görüntünün tahakkümü altında, zihin kontrolü vasıtasıyla ve subliminal mesaj bombardımanlarıyla insanlar kitapları terketmek hatta onları yok etmek suretiyle git gide daha da eblehleşerek, yozlaşacak olursa vs.) Ray Bradbury bizim geçmişimiz olan şimdiki zamanı hakkında yazıyordu. Bizi bir şeyler konusunda uyarıyordu; bunların bazıları barizdir, bazılarınıysa aradan yarım yüzyıl geçtikten sonra görmek daha zor. 1950’lerde şu espri yapılıyordu: ‘Eskiden kimin evde olduğunu ışıklarının açık olmasından anlayabilirdiniz; şimdiyse ışıklarının kapalı olmasından anlaşılıyor.’ (O zamanlar televizyonlar küçüktü, siyah beyazdı ve net bir görüntü elde etmek için ışıkları kapamak gerekiyordu.) Ray Bradbury ‘Bu böyle sürerse… artık kimse kitap okumayacak diye düşündü ve “Gelecekte kitapların yakılmasıyla ilgili bir roman yazmak için kütüphaneden daha iyi bir yer olur mu?” diyerek UCLA kütüphanesinin bodrumunda
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,5bin okunma