Pusula

Pusula
@theoverthinker
İflah Olmaz Bir ASOSYALİM : Yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derce garip gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü kötü bir fantezi.
LİSE
İSTANBUL
İSTANBUL, 3 Aralık
1067 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Cihad üç türlüdür. Birincisi kâfirlerle savaşmaktır ki, bu zahirî cihaddır. Ulu Allah’ın (c.c); “Allah yolunda cihat edenler…” ayet-i celilesinde, cihadın bu çeşidine işaret edilmiştir. İkinci çeşit cihat ilimle ve inandırıcı deliller ile batılın taraftarlarına karşı verilen cihaddır. “En iyi usulle onlara karşı koy!” ayet-i kerimesi, bu çeşit cihada işaret eder. Üçüncü çeşit cihat, kötülüğü emreden nefse karşı verilen cihaddır. Bunun hakkında Allah şöyle buyurur; “Bizim uğrumuzda cihat edenlere yollarımızı gösteririz” Peygamberimiz (s.a.v) de bu konuda şöyle buyurur; “En faziletli cihat, nefse karşı verilen cihaddır.” Nitekim sahabîler (Allah onlardan razı olsun) kâfirlere karşı verilen bir savaştan dönünce; “Küçük cihaddan büyük cihada döndük” derlerdi. Nefse, şeytana ve azgın isteklere karşı verilen cihada “Büyük cihad” ismini vermelerinin sebebi şudur; Nefse ve azgın arzulara karşı verilen cihat aralıksızdır, oysa kâfire karşı ara sıra savaş verilir. Öte yandan cephe savaşçısı düşmanını görür, fakat şeytan görünmez, görünür düşmana karşı cihat vermek, görünmez düşmanla cihat etmekten daha kolaydır. Bir de şeytana karşı savaşırken onun, senin nefsinde bir destekçisi vardır, bu destekçi nefsin azgın arzularıdır, oysaki kâfirlerle yapılan savaşta onların senin nefsinde öyle bir yardımcıları yoktur, bu yüzden şeytana karşı verilen cihat daha çetindir.
Sayfa 34 - Çelik Yayınevi
Din (İslam) , Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Çok yiyip içerek kalbi öldürmeyin. Çünkü çok sulanmış bitkinin kuruması gibi oburluk da kalbi öldürür.” Sâlihlerden biri mideyi, kalbin altında kaynayan ve buharı kalbi saran bir kazana benzetir, buharın çokluğu kalbi lekeler, hatta karartır. Oburluk, anlayış ve bilgi azlığına yol açar, mide şişkinliği, zekâ keskinliğini giderir.
Sayfa 30 - Çelik Yayınevi
Din (İslam) , Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar
Nefsin aşırı arzuları padişahları köle yaptığı gibi sabır da köleleri padişahlığa yükseltir. Hz. Yusuf (a.s) sabrı sayesinde Mısır meliki oldu. Buna karşılık Züleyha, nefsinin azgın arzusu yüzünden, Hz. Yusuf’a (a.s) karşı duyduğu aşkı gemleyemediği için zavallı, düşkün, yoksul, yaşlı ve gözlerinden mahrum bir duruma düştü. Ebul Hasan er-Razi’nin (rahimehullahu) anlattığına göre, ölümünden iki yıl sonra babasını rüyasında görür, üzerinde katrandan bir elbise vardır. Ona sorar, “Babacığım, niye seni cehennemliklerin kılığı içinde görüyorum.” Babası; “Yavrum, nefsim beni cehenneme sürükledi! Sakın nefsine aldanma!” der. Şairin biri bu konuda şöyle der; Başıma dört belâ sarıldı. Sapıklığım ve iradesizliğim yüzünden düştüm pençelerine; Şeytan, dünya, nefsim ve sonu olmayan arzular. Hepsi de düşmanım, acaba kurtuluş nasıl? İhtiras ve kuruntuların karanlığında,
Sayfa 33 - Çelik Yayınevi
Din (İslam) , Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar
Yahya İbn-i Muaz er-Razi (rahimehullahu) der ki, “Allah’ın emirlerine uyarak ve nefsinin azgın arzularına karşı koyarak nefsinle cihad eyle.” Riyâzet; az uyumak, az konuşmak, canlıları incitmemek ve az yemektir. Çünkü az uyku, irade kararlılığı sağlar, az konuşmak, birçok belâları önler, canlıları incitmemek, insanın amacına ulaşmasını kolaylaştırır, az yemek nefsin azgın arzularını öldürür. Çok yemek kalbi katılaştırır, nurunu giderir, hikmetin nuru açlıkla bağdaşır. Oburluk, Ulu Allah’tan uzaklaştırır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor; “Kalplerinizi açlıkla aydınlatınız. Açlık ve susuzlukla nefsinizin azgın isteklerine karşı koyunuz.
Sayfa 29 - Çelik Yayınevi
Din (İslam) , Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar
Çocuklarının, karının ya da dostlarının sonsuza kadar yaşamasını istiyorsan delirmişsindir. Çünkü kendi elinde olmayan bir şeyin sana ait olmasını ve başkasına ait olan bir şeyin sana ait olmasını istiyorsundur. Kölelerinin herhangi bir hata yapmamalarını istiyorsan da delirmişsindir. Kötülüğün kötülükten başka bir şey olmasını istiyorsun. İsteklerinden uzak kalmak istemiyorsan bunu sadece elinde olanlardan isteyerek yapabilirsin. Herkesin gerçek efendisi isteklerimizi bize veren istemediklerimizi bizden uzaklaştırandır. Bu durumda özgür bir insan diğerlerine ait olan şeyleri istememeli ve onlardan kaçmalıdır. Bunları yapmıyorsa köle olarak kalacaktır.
Sayfa 21 - Say Yayınları
Araştırma İnceleme Felsefe Düşünce