Ey aziz! Cimrilik, cehennemde ebediyen yanmaya sebeptir. Cömertlik ise, cennette ebediyen zevk ve sefa içinde yaşamaya. Cimrilik şeytanîdir, cömertlik ise Rahmani. Kişi cömertlik yapmak istediğinde, elindekini Hak yolunda harcamayı dilediğinde, şeytan yanına yaklaşıp şöyle der: “Elindekini sıkı tut, dağıtma. Değilse, sonraki zamanlarda fakir düşersin; halk içinde izzetin gider, zelil olursun. İnsanlar arasındaki itibarın dünyalık malına bağlı. Bu malı dağıttığında, seni kim tanır? Hastalanabilir, yaşlanıp el ve ayaktan düşebilirsin. Başına neyin geleceği bilinmez. Malını böyle dağıtırsan, bu durumda ne yapacaksın? Yarın, âciz birine muhtaç kaldığında aşağılanırsın. Ölümden sonrasını düşünme, ne olursa olsun, dünyalığını dağıtma.”
Şeytan, cömertlik yapmak isteyenlere işte böyle vesvese verir. Maksadı onları cimriliğe sürüklemek, böylelikle cehennemde kendileriyle birlikte yanmaktır. O, zahid de olsalar, cimrilerin cennete giremeyeceğini bilir. Marifetin kaynağı Resul-i Ekrem (sav), “Cimri, zahid bile olsa cennete giremez.” buyurur. Cimrilik, nefs-i emmarenin çirkin sıfatlarındandır. Sana düşen, şeytanın vesveselerine kanmamaktır. Fakirlikten korkma. Yiğitlikle şeytanı kahret ki Hak yolunda fakirlerin gönlüne girebilesin. Onlara yediğinden yedir, giydiğinden giydir, paracıklarını kendileriyle paylaş. Zira Hak Teâlâ, saklaman için dünyalık vermedi. Aksine, “Ölüm size gelmeden malınızdan verin.” buyurdu. Cömert ol ki cömertlerin yurdu olan cennete eresin. Resulullah (sav), “Cennet cömertlerin evidir.” buyururken, Hak Teâlâ şöyle buyurur: