Pusula

Pusula
@theoverthinker
İflah Olmaz Bir ASOSYALİM : Yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derce garip gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü kötü bir fantezi.
LİSE
İSTANBUL
İSTANBUL, 3 Aralık
1070 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Koşullar ne olursa olsun, insanın daima daha fazlasını arzu edeceğini konuşmuştuk. Durdurulmazsa, felsefi olarak bunun varacağı yer, tanrılaşma arzusudur. Ah, eski dindarlar olsaydı firavunlaşma demeyi tercih derler. Bu meseleyi evle, arabayla, tatille falan değerlendirmek, tam anlamıyla bönlüktür; çünkü kapitalizm, insana tanrı olmayı önerir. Genetik mühendisliğinin, nanoteknolojinin ve yapay zekanın nereye doğru gittiğine, dikkatle bakan, bunu görecektir.
Sayfa 66 - İz Yayıncılık
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Evde, televizyon veya internet; dışarda AVM'ler, eğlence merkezleri, oteller, havuzlar. Başka bir yaşam formu kurabilen neredeyse yok. Sosyalleşme konusuna gelince; evet, insanlar yalnızlıklarına sosyal ortamda çare ararlar, oysa sosyal ortamlar yalnızlıklarına çare olamazlar. Bir süre başkalarıyla vakit geçirirsiniz ve tek başınıza eve dönüp başınızı yastığınıza koyduğunuzda kendinizi daha yalnız hissedersiniz. En eğlenceli ve eksantrik sosyal ortam bile yalnızlığı, anlayışlı bir eş ve sevgi dolu çocuklar kadar etkili ve kalıcı bir şekilde gideremez: Yalnızlığın tek çaresi mutlu bir ailedir.
Sayfa 107 - İz Yayıncılık
Edebiyat

Pusula

, bir kitap okudu
8/10
·416 syf.·
2025 20. kitabı
Rita Carter
8.4/10 · 175 okunma
Selman-ı Fârisî(ra) hastalanır. Sa’d bin Vakkas(ra) onu görmeye gider. Selman’ı ağlarken bulunca sorar: “Niçin ağlıyorsun ya Selman? Halbuki Peygamber Efendimiz(sav) senden razı olarak vefat etti.” “Ey Sa’d! Öleceğim için, ölüm korkusuyla ağlamıyorum. Dünyaya karşı bir hırsım var diye de. Resulullah(sav), ‘Sizden birinin azığı, bir binicinin azığı kadar olsun.’ buyurdular. Halbuki işte çevremde şu kadar eşya var. Bunların hesabını nasıl verir, halim ne olur, diyor, bunun için ağlıyorum.’ Sa’d bin Vakkas, “Dönüp evin içine baktım. Dünyalık adına ağaçtan yapılmış bir çanak ve bir su tulumundan başka bir şey görmedim.” diyor. Bunun üzerine merakla sorar: “Ey Selman! Bu eşyadan ne olacak ki?” “Ey Sa’d! Allah’tan utanıyorum.” Görüyorsun, Hz. Peygamber’in(sav) sahabileri dünyadan bu derece korkarlardı. Onlar böyle iken sen, kese ve kasa doldurmak, paranın muhabbetiyle gönlünü öldürürsün. Buna rağmen en ufak bir endişe duymuyor, kaygılanmıyorsun. Anlaşılıyor ki sende dinin derdi yok. Allah korusun, peygamber ahlakı ve edebi de kalmamış.
Sayfa 62 - Sufi Kitap
Din
Enes bin Malik(ra) anlatıyor: “Resûlullah(sav) bir gün Ebu Zer’i(ra) dışarı çağırıp elinden tutar ve ona şöyle buyurur: ‘Ya Eba Zer! Önümüzde çok sarp ve dik bir yokuş var. Yükü hafif olanlardan başkası bu yokuşu tırmanamaz.’ Ebu Zer: ‘Ya Resulallah! Yükü hafif olanlardan mıyım, yoksa ağır olanlardan mı?’ ‘Evinde bugünlük yemeğin var mı?’ ‘Vardır ya Resulallah!’ ‘Peki, yarın için ayırdığın bir yemek var mı?’ ‘Yoktur ya Resulallah!’ ‘Ebu Zer! Yarın için ayırdığın bir yemeğin olsaydı, yükü ağır olanlardan olurdun.’” Enes bin Malik’in rivayetinden şu anlaşılmalıdır: Dünyada bizim gibi zayıf olanlara kâfi miktarda dünyalık yeter, fazlası zahmete sokar. Dünyanın zahmet ve sıkıntılarını kaldırabilecek durumda değilken, ahiretin zahmetine nasıl katlanacağız?
Sayfa 61 - Sufi Kitap
Din