Grace böyle kitapları açmanın kendisini dehşet ve felaket önsezisine boğduğunu hatırlıyordu; sanki her şeyin sonu gelip çatmış gibi görünürdü, hiçbir şeyin artık bir önemi kalmamış gibi; kitaplar, bazı bakımlardan son bir umut gibiydiler ve mademki dil adi bir mutfak havlusunun üzerindeki mazur görülebilir bir leke durumuna düşmüştü, geriye hiçbir umut kalmıyordu.
Böyle kitapları çok kolay ertelediğimi fark ettim, hatta genel olarak kendi acımıza, kendi mücadelemize, geçmişimize bakmayı nedense daha az tercih ediyoruz gibi geliyor. Halbuki Yu-Hua'nın Yaşamak'ını hepimiz okuduk, Germinal'i, Gazap Üzümleri'ni... Savaş ve Açlar Birinci Dünya Savaşı sırasında 9 kişilik bir ailenin yaşam mücadelesini Şakire adlı evin annesi üzerinden anlatıyor. Evin erkekleri bir bir askere çağrılırken evin nüfusu giderek azalıyor, yoksulluk, açlık, sefalet giderek artıyor. Cephede savaş sürerken evlerde de yaşam savaşı sürüyor. Çocuklar, bebekler açlıktan ölüyor, insanlar, özellikle de yoksul insanlar bir köşede kendi kaderlerine terk ediliyor âdeta... Etkileyici bir roman, hatta otobiyografi olduğu söyleniyor çünkü yazarın hayatıyla çok benzerlikler gösteriyormuş kitap, ki zaten cümlelerin her biri buram buram yaşanmışlık kokuyor. Evet, çok fazla acı, çok fazla melodram ama aynı zamanda gerçek, bunlar yaşanmamış ya da o dönem için yaşanmayacak şeyler değil neticede. Etkileyici bir kitaptı Savaş ve Açlar. Bence okunmalı.
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,200 okunma