"Ben de bir süre boyunca pişmanlık çekmiştim. Keşke öyle yapmasaydım, keşke söz dinleseydim demiştim. Ancak günün sonunda bu pişmanlıkları nasılsa geri dönemeyeceğimi bildiğim için çektiğimi fark ettim. Aslında geçmişe dönebilsem aynı şekilde davranırdım."
6.5/10
Evet, sonunda Mevsim Yenice'nin kalemiyle tanıştığıma memnun oldum. Herkes kadar sevmedim, bence bazı öykülerde anlatım zayıf kalmıştı ama keyifli bir okumaydı diyebilirim. Son öyküdeki mizahı çok hoşuma gitti, mezarlıktaki ânları gözümde canlandirinca epey güldüm, oysa çok üzücü bir hikâyeydi. Diğer öykülerde de mizahî anlatım yer yer kendini gösteriyordu ama en çok bu öyküde sevdim o dili. Bunun dışında Açık Artırma, Tilkiler Aç Mı Kalsın, Burada Bir Yerde Olmalı, Okyanus Sesi, Yalandan Kim Ölmüş Ltd Şti öykülerini de sevdim. Sanırım tek sevmediğim öykü kitaba ismini veren Tekme Tokatlı Şehir Rehberi oldu. Diğerleri de keyifli öykülerdi. Ancak şöyle bir maruzatım olacak, kadın yazarların ana karakterlerini erkek yapması bir tek beni mi rahatsız ediyor? Bu kitapta da birçok öykünün ana karakteri erkekti. Türk Edebiyatı'nda kadın karakterleri yalnızca farkındalık metinlerinde görüyoruz gibi geliyor bana, beni biraz rahatsız ediyor bu durum. Neyse, öyle işte. Tahmin ettiğim kadar sevmesem de keyifli, hoş bir kitaptı.
Bu kitaba yorum yazmak istemiş ama becerememiştim. Şimdi denemek istiyorum.
Kurgusu çok hoşuma gitmişti ve bu "basit" kurgunun hikâyeye birçok cümleden daha fazla şey kattığını düşünüyorum. Şöyle ki; kitabın en başında Bayan Caldwell adlı bir kadının akıl hastanesinde tuttuğu elyazması notları bulduğunu söyleyen bir anlatıcı var, tıpkı Tutunamayanlar'ın kurmaca bir yayınevi notuyla başlaması gibi. Direkt bir kadının ölmüş oğluna yazdığı notlar, mektuplar olarak da verilirdi ama bu şekilde en baştan akıl hastanesine gidecek kadar acısıyla baş edememiş bir kadının karalamalarını okuyacağımız bilgisi mektuplara mektupların kendisinden daha fazla şey katıyor bence. Bunun dışında bir de mektupların dilinin, içeriğinin sürekli değişmesi hoşuma gitti çünkü yas da sabit ya da lineer şekilde azalan bir duygu değildir. Böyle bakınca yası hakikaten güzel anlatmış bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Yalnızca her mektubu ta yüreğimde hissedemedim, bu okuma deneyimi olarak beni tereddüte düşürdüğü için 7, yoksa 8 falan aslında bu kitabın hakkı.