-Söyleyeceğim her şey kendi fikrim. Ayrıca bol Spoiler var-
Uzun zamandır bu kadar isteksiz polisiye okumamıştım. Aşk çemberi üzerine dönen bir kurgu, aşk adı altında geçen şey ise bir adamın karısını aldatıp sevgilisini araması.
"Birini yalnızca seviyorum diğerine ise aşığım"
Ana karakter böyle bir zihin yapısında olup durmadan karısı ile sevgilisini kıyaslayıp üstüne romantize ettiği için katlanılamaz hale geliyor. Üstelik sevgilisinin de onu aldatması. Tamamen etik olmayan şeyler üzerine kurulu basit bir konu.
Edebi bir zevk aşılamadığını söylememe gerek dahi yok. Dili basit. Sedat karakterinin ağzından anlatılıyor. Ve uzun zamandır herhangi bir karaktere karşı böylesine büyük bir öfke duymamıştım. Yaşadığı çarpık ilişkiyi romantize etmeye çalışması, çevresindeki insanlar hakkında olur olmadık düşünceleri, aniden saçma sapan konuşmaları. Kitapta tutunabilecek tek bir ilişki yoktu.
Kurguda açıklar ve gereksiz tonla bilgi bulunuyordu. Karakterler derin olmaktan hayli uzak, durmadan aynı eksende davranışlar gösteriyorlardı. Ve inanamadığım bir diğer rezalet, polisiyede kitabın bitmesine 15 sayfa kala aniden bir sevişme sahnesi okuduk. Olayları öğrenip yavaş yavaş sona yaklaşmamız gerekirken o sahneyi okumak iğrençti. Betimlemelerden bahsetmiyorum bile, estetik açıdan berbat.
Kitabın başlangıcı aşırı klişe, kaotik bir rüya ile başlıyor. Üstüne üstlük sonda okuduğumuz rüyalar, lüzumsuzdu. Normalde 150 sayfayla yetinebilecek bir kurgu. Gidişatı daha merak uyandırıcı hale getirmek için durmadan Sedat karakterini biri arıyor, "Telefonda söyleyemem yanıma gel, ... sizinle buluşmak istiyor önemliymiş, acil konuşmamız lazım." Ve buluşma gerçekleştiğinde öğreniyoruz ki aman aman hiçbir şey yok ortada.
Merak ettiğim nokta böylesine kontrolsüz, rüzgarda savrulan bir kurgunun