zero

zero
@thesafest
ᘞ*໑☆cas°𔓕. ݁ ₊
Puan vermedi·144 syf.··
2025 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 23:09
Henüz arkasına göz atmamışken bile sahip olduğu isimden dolayı ilginç bir okuma olacağını tahmin etmek zor değildi. Ki çokça karşıma çıkıyordu. Neredeyse her sezon kendini hatırlatan bir kitaptı benim için. Her şeyden önce zannediyorum nispeten daha popüler olan kitabı Dansa Davet'i okumakla iyi etmişim. Az çok yazarın ironik anlatımını o kitapta deneyimlemiştim. Ve yeri gelmişken Dansa Davet okuması her yönüyle çok keyifli bir kitaptı. Bu kitaba dönecek olursam yine konusu bakımından tam manasıyla beni cezbeden bir kitap. Ve yoğunluktan dolayı okuma hızım hayli düştü, kısa oluşu ve baskısı da yardımcı oldu bir nebze. Duru, akıcı bir anlatımı var. Çoğunlukla diyaloglar üzerinden kurulan dinamikler nedeniyle hep yüzeyde kaldığımız bir kurgu. Fakat bu kadar kısa bir eserde yığılan 5 karakteri derinlemesine incelemek çok da iyi bir seçim olmazdı. Ne de olsa odak noktası intihar dükkanı. İntihar gibi kötü çağrışımlı bir olguyu garip bir biçimde ilgi çekici hale getirmiş. Özellikle Tuvache ailesinin müşterilere ürünlerini pazarladığı kısımları okurken çok keyif aldım. Örneğin Death Kiss, İntihar kitleri gibi yaratıcı şeyler. Yazarın kalemini ve karikatürist olduğu gibi detayları bilmesem bu kaliteli fikrin daha da dallanıp budaklanmasını, kitabın ebatının şimdikinin üç katı falan olmasını isterdim. Özellikle karakterlerin her birini keşfedip dükkanda olan değişimi ağır adımlarla takip etmek. Öyleki potansiyeli yüksek bir konu. Özetle benim için ortalama, bununla beraber keyifli bir okuma deneyimi oldu. Listesinde olup elbet bir gün kapağını aralayacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum. (Kitabın son cümlesi son anda monotonluğun o hissiyatını tek başına yok etti.) -Normal şartlarda çok sevdiğim ya da asla ısınamadığım kitaplara inceleme yazarken neden aniden bu kitap
1000Kitap
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Okuduğum En Kötü Polisiye
1/10
·296 syf.··
2025 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 22:39
-Söyleyeceğim her şey kendi fikrim. Ayrıca bol Spoiler var- Uzun zamandır bu kadar isteksiz polisiye okumamıştım. Aşk çemberi üzerine dönen bir kurgu, aşk adı altında geçen şey ise bir adamın karısını aldatıp sevgilisini araması. "Birini yalnızca seviyorum diğerine ise aşığım" Ana karakter böyle bir zihin yapısında olup durmadan karısı ile sevgilisini kıyaslayıp üstüne romantize ettiği için katlanılamaz hale geliyor. Üstelik sevgilisinin de onu aldatması. Tamamen etik olmayan şeyler üzerine kurulu basit bir konu. Edebi bir zevk aşılamadığını söylememe gerek dahi yok. Dili basit. Sedat karakterinin ağzından anlatılıyor. Ve uzun zamandır herhangi bir karaktere karşı böylesine büyük bir öfke duymamıştım. Yaşadığı çarpık ilişkiyi romantize etmeye çalışması, çevresindeki insanlar hakkında olur olmadık düşünceleri, aniden saçma sapan konuşmaları. Kitapta tutunabilecek tek bir ilişki yoktu. Kurguda açıklar ve gereksiz tonla bilgi bulunuyordu. Karakterler derin olmaktan hayli uzak, durmadan aynı eksende davranışlar gösteriyorlardı. Ve inanamadığım bir diğer rezalet, polisiyede kitabın bitmesine 15 sayfa kala aniden bir sevişme sahnesi okuduk. Olayları öğrenip yavaş yavaş sona yaklaşmamız gerekirken o sahneyi okumak iğrençti. Betimlemelerden bahsetmiyorum bile, estetik açıdan berbat. Kitabın başlangıcı aşırı klişe, kaotik bir rüya ile başlıyor. Üstüne üstlük sonda okuduğumuz rüyalar, lüzumsuzdu. Normalde 150 sayfayla yetinebilecek bir kurgu. Gidişatı daha merak uyandırıcı hale getirmek için durmadan Sedat karakterini biri arıyor, "Telefonda söyleyemem yanıma gel, ... sizinle buluşmak istiyor önemliymiş, acil konuşmamız lazım." Ve buluşma gerçekleştiğinde öğreniyoruz ki aman aman hiçbir şey yok ortada. Merak ettiğim nokta böylesine kontrolsüz, rüzgarda savrulan bir kurgunun
Edebiyat
Sis ve GeceAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202324bin okunma
8/10
·222 syf.··
2024 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2024 03:27
Sabahattin Ali 'nin kaleminden okuduğum ikinci eser. Şimdilik kitaplarını belli bir sürecin ardından melankoliye bağladığını düşünüyorum. Şahsen daha bi' keyifle okuyorum çünkü hayatı çok realist bir biçimde ele alıyor. Halihazırda toplumcu gerçekçi bir yazar zaten. Taşrayı, insan tiplemelerini, sosyal düzeni ve genel olarak karakterin bulunduğu hayatı bütün çıplaklığı ile anlatıyor. Kısa bir roman olmasına rağmen karakterleri sığ olmaktan uzak. Ne iyi karakterler tamamiyle mükemmel ve kusursuz ne de kötü kurgulanmış karakterler -hikayeye alt mesaj oluşturan birkaç tipleme haricinde- tam manasıyla kötü. İnsanı her yönüyle ele alması kurguyu daha içten hissettiriyor. Bazı karakterlere bayağı öfkelensem dahi kitapların bana bir şeyler hissettirebilmesini seviyorum. Üstelik o eski küçük mahalle samimiyeti buruk bir sevinç yaşattı. Kitap, ortalarından itibaren başlayan olaylar silsilesi sayesinde akıcı bir şekilde kendini okuttu. Ancak finalde yaşananlardan bağımsız, bitme şekli bana çok doyurucu gelmedi. Karakterin direkt olarak harekete geçmesi kaçmak istediği için bir nebze anlaşılabilir ama yaşamının devamı hakkında sırf birkaç cümle yerine daha uzun soluklu bir son beklerdim. Belki böyle bitmesi kimine göre daha yerindedir ama benim beklentilerim farklı yönde olduğundan. Her şey bir yana Yusuf'un özgürlüğe düşkünlüğü ve ona bir türlü erişememesi, çaresizliği çok gerçekti. Bulunduğu toplumdan, durumdan dolayı hedefleri ve hayalleri doğrultusunda ilerleyememesi bana kalırsa kitabın asıl albenisi. Umarım yazarın diğer kitaplarında da bu karamsar atmosfer hüküm sürüyordur.
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,5bin okunma
Oscar Wilde Dönemine Kafa Tutuyor
10/10
·112 syf.··
2024 38. kitabı
Öncelikle kitabın ilgimi çekmesinin nedeni: 19. yüzyıl gibi eşcinsellik konusunda net yasaklara ve ön yargılara sahip Victoria dönemi Büyük Britanya'sında Wilde'ın Shakespeare'in yönelimi hakkında teorileri kaleme almasıydı. tabii okumadan önce bu kadar bilgiye sahip değildim ama genel hatlarıyla bundan dolayıydı. iyi ki ilgimi çekmiş diyorum çünkü çok tuhaf bir atmosferi var kitabın. Shakespeare'in sonelerinin Bay W.H.'ye yönelik ve yer yer ona ithafen bölümlerinin bulunması teorisiyle ilgili. aslına bakarsak bu 17. yüzyıldan beri merak konusu. ek olarak zaten halihazırda birçok yazar tarafından yorumlanmıştır bu soneler. Wilde'ın bunu özel ve güzel hale getirebilmesinin nedenlerinden biri bence bu teoriyi kanıtlama edasıyla yazmaması. kitabın çevirmeni önsözünde şöyle bir cümleye yer vermiş: "Wilde'ın bu romanı yazarken tasavvur ettiği okur, hakikati boş vermiş olmasına karşın, hakikatin peşinde koşma macerasından zevk alır." Wilde bunu düşünmesine rağmen kılı kırk yararak metne dökmüş düşüncelerini. okurken sürüklenip, yaptığı açıklamaların hülyasına kapılıyorsunuz. fakat aniden durumu realist bir biçimde ele alan karakterlerin çatışması ile bardağın boş tarafından bakıyoruz. böylelikle kitabı okurun insafına bırakıyordu, bize sunduğu şeylerin büyüleyici olduğunun bilincinde olarak. sanatı ele alışı ve sanatçıya eleştirisini de istediği şekilde içine yerleştirmişti bana kalırsa. son olarak, kitabın çok yönlü oluşundan sanırım, 16-17. yüzyıl tiyatrosu hakkında da oldukça bilgi içeriyordu. ilgi duymamı sağladı ve birçok araştırma yaptım oyuncular ve oyun yazarları hakkında. katmanlı okuma gerektirdiğini söylemeden geçemeyeceğim. özellikle Shakespeare'in soneleri Oscar Wilde 'ın açıklamaları ile birleşince okuduğum satırlara yeni pencereler açmamı sağladı...
Edebiyat
Bay W.H.’nin PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 2022434 okunma
8/10
·68 syf.··
2024 2. kitabı
Zweig'ın bir kez daha insanın iç karmaşasını yansıtma konusunda ne kadar iyi olduğunu fark ettim. Karakteri yalnızca 5 sayfa tanısam bile iç bunalımı ile çoktan yakınlık kurmuş oluyorum farkına varmadan. Kitaba gelirsem, yazarın diğer kitaplarına kıyasla neden sönük kaldığını anlamış değilim. Oysaki insanın hayattaki konumunu belirleme arayışında yaşadığı karmaşadan tutun toplulukların kendinden 'farklı' olarak gördüğü insanlara hissettirdiği birçok duyguyu gözler önüne sermiş. Kırmızı mürekkep ile ilgili sahne ve sonrasında olanlar kitabı bitirene kadar düşünmeme neden oldu. Öyle ki kitabı bıraktıktan sonra da... Bence yazarın el üstünde tutulan kitaplarının yanına konulması gerekiyor. Şahsen kendimden birçok parça bulduğum bir kitaptı. Farkındayım anlatılanlar 68 sayfadan ibaret fakat anlattıkları dolu dolu geliyor insana. "Hayattaki rolüm, amacım ne?" diye sorgulamaya çoktan başlamış herkese öneririm, başlamayanların ise bir an önce başlamasını. Çünkü hayat inanın zannettigimizden daha acımasız, size fırsat vermeden elinizden kayıp gidebiliyor. Kitap hakkındaki tek olumsuz eleştirim karakterler arasındaki yaş farkı oldu. Şahsen rahatsız oldum.
Edebiyat
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma