Ölümü düşünmek birçok insanı huzursuz eder. Huzursuzluktan kurtulmak için, bazıları düşünmemeyi seçer. Ne var ki tam da düşünülmemiş düşünceler, da ha fazla huzursuzluğa yol açabilir. Bunun alternatifi, kendi ne sorular sormaktır: Beni huzursuz eden ne? Hayatın sınırlı, ölümün anlamsız olması mı? Lakin hiç kimse bunları bilemez, o zaman da bunları düşünmek iyice önemlidir: Ölüm, sonunda ölüm olmayan bir hayat yaşanabilir olmadığı için bir anlam kazanıyor olabilir mi? Hayatın güzelliği, ancak fanilikle yüzleşerek algılanabilir hale gelmiyor mu? O zaman, ölmek üzere bir varoluş değil, yaşamak üzere bir varoluş olur meselemiz; hayat, sınırlı olduğu için değer kazanır. Sınırsızca tasarruf edilebilir olan şey, değerinden kaybeder. Ayrıca ölüm başka bir hayata geçiş de olabilir belki; madem biten her şey başka bir şeyin başlangıcı. . . ôlüm üzerine düşünmüş olan insan, taze bir kaygısızlıkla yol alabilir hayatın içinde.