'' Bayezid, Timur'un gülümsediğini görür, -Benim felaketimle alay etmek sana yakışmıyor.- der. Timur ;
- Hayır, senin felaketinle alay etmiyorum. Düşünüyorum da Allah-u te'ala bu dünyayı ciddiye alsaydı senin gibi bir körle benim gibi bir topala bırakmazdı.- diye cevap verir. ''
Yavuz Sultan Selim döneminde, Timur devletinin dağılması ile minyatür sanatının 15. yüzyıldaki en önemli merkezleri olan Tebriz ve Heratlı ustaların İstanbul’a gelmesi; 1514 yılında Safevi zaferi ile yine sanatçıların İstanbul'a davet edilmesi Saray Nakkaşhanesi'nin üslubunun çeşitlenmesinde ve eserlerin zenginleşmesinde çok önemli bir rol oynamıştır.
Âlemi böyle görmek ne kadar zor olsa da
Yaşamak yüreğini acıtıyor olsa da
Vereceğin imtihan elbet dünkü kadar zor.
Lakin içinde hâlâ o yüksek kan akıyor,
O yüzden yürüdüğün yolda dikleşmelisin,
İstikbal karanlıksa tarihi deşmelisin.
Deştikçe bulacaksın orada eşsiz deniz
İlteriş, Timur, Yavuz, Çağrı, Alparslan, Çengiz
Bir büyük harp ilahı gibi sıralanmakta
Her birinin burcunda birer ışık yanmakta
Emir Timur, Herat'ta "Bağ-ı Cihan'da Şahruh Mirza ile sohbet ederken, oğlunun kumandanlarından hangisinin daha güvenilir olduğu yolundaki sözlerine alaylı bir şekilde gülmüştü:
-Bu kumandanlara inanma oğlum!- demişti. -Onların sadık olmalarını istiyorsan, kılıcını elinde sıkı tut!
Türkler olmasa tarihin bir nehir olduğunu söylemek mümkün olabilirdi. Fakat Türkler varsa her şey belirsiz demektir. Her an yeni bir şey olabilir demektir. Birkaç bin askere hükmetmekle kendilerine kral, imparator diyen küçük Avrupalı senyörlerin hikâyelerini yazan küçük tarihçiler ne derse desin 15. yüzyılda dünyanın zikredilmeye değer hemen bütün topraklarına Türkler hükmediyordu. Biri dışında: Çin! Ve Timur şimdiden kendisini oranın yeni hükümdarı olarak görüyordu