Taner Kirpi

Ying yang!
10/10
·736 syf.·
2019 13. kitabı
Kitap bittiğinden beri kaç defa oturdum başına inceleme yazmak amacıyla... Kaç kez tekrar tekrar sayfaları çevirip göz attım işaretlediğim yerlere... Olmuyor dedim yazamayacağım hiçbir şey çıkmayacak yapamıyorum. Oysa ki yazmalıyım. Bilinsin az da olsa okumak isteyenler olsun. Sonunda bir şekilde cümleler çıkmaya başladı işte... Böyle bir yapıta inceleme yazacak kabiliyetim kesinlikle yok. Neden mi? İçinde romanla beraber o kadar çok bilgi var ki... Geçmişten günümüze gelen hepimizin bildiği insan kıyımları var. Soykırımlar işkenceler... Peki ya o caniler o insanlara işkence edenler mi kötü gerçekten yoksa sen mi kötüsün? Evet evet sen! Normal görünen hatta bir melek olan sen! Sen kötüsün insan! Bunu sorguluyor işte kitap. Bunu kanıtları ile bir bir seriyor önümüze. İyi ile kötü kavramları birbirine geçiyor. Haliyle kafa da birbirine dolaşıyor. Tamam duruyorum biraz! Nefes alıyoruz. Yazardan bahsedeyim biraz: Danimarkalı olan yazar, iletişim ve sosyoloji alanında yüksek lisans yapmış. Bununla kalan birisi değil ama. Öyle çok bilgi birimine sahip ki. Bunu kitapta bulunan bazı teorik bölümlerde kendisi bize gösteriyor. Kitapta yer alan en önemli konulardan birisi, insanın çalışma arkadaşları tarafından uğradığı psikolojik baskı ile birlikte taciz... Bu konu yazarın bir dönem çalıştığı iş yerinde yaşadığı sorunlardan birisi... O dönem çok aşırı baskı yaşamadığını söylese bile derinden iz bıraktığı belli baskıların. Çünkü kitaptaki karakterle öyle bütünleşmiş ki... Gerçi yazarın şöyle bir cümlesine de denk geldim: “Bu, hayatımın en mutsuz ve en yaratıcı şekilde engellendiği bir dönemdi” Nedir bu baskılar? Senin gibi olmadığını gördüğün insanı dışlama. En temel şey bu... İşin acı yanı ise bunun farkında olmama... Karşındakine yükleme bu durumu. "Sorunlu olan o! Hasta
İstisnaChristian Jungersen · Ayrıntı Yayınları · 2021130 okunma
Taner Kirpi
“bizlerde varız elbette” tam olarak ne demek? Umarım anladığım ve yalan olduğu ispatlı olan bir kara propagandadan bahsetmiyorsunuz.
Reklam
9/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2022 51. kitabı
Prater Baharı(16) Avare(7) Stefan Zweig Yazrın aylakadamyayinlari tarafından çıkarılan üçlü setinin 3. kitabından seçtiğim iki hikayesiyle geldim. Bugün payalaşacağım yorumlardan ilki Zweig olacak. Prater Baharı; Lise, Prater'de yapılacak derbiye onur konuğu olarak çağrılmıştır. Özel olarak hazırlattığı elbisesi terzi tarafından gönderilmeyince bu hayatı seçmeden önceki kıyafetlerini giyerek rastgele biri olarak gitmeye karar verir. Orada Hans'la karşılaşır ve bir geceliğine eski saf haline döner. Avare; Liebmann, her zaman ki gibi derse geç kalır. Profesörle yaşadığı tartışmanın sonunda kendini sulara bırakır. Zweig, yedi sayfada yazsa elli sayfada yazsa kendine hayran bırakıyor. Keşke okumamız için daha fazla eser bırakabilseymiş. Zweig'ın kalemiyle tanışmadıysanız hemen tanışmalısınız.
Toplu Öyküler 3Stefan Zweig · Aylak Adam · 201968 okunma
Taner Kirpi
Genel olarak iş kültür ve can yayınları çevirileri tavsiye ediliyor. Aylak adam kültür için çevirmenler kim aslından mı yoksa ingilizcesinden mi çeviri, bu yayın evini önerir misiniz?
4/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2020 77. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2020 00:24
İlgili eser kutsal kitabımız Kur’an ın henüz indirilmeye başlamadığı yıllardaki toplum yapısını, toplumun sahip olduğu gelenek ve görenekleri anlatarak başlıyor. Hatta Tevrat ve incil ile benzerliklerini belgeliyor ki zaten onlarda aynı yaratan tarafından indirildiği için bu da gayet normal. Nuh kavmi olayının Sümer tabletlerinde de yazdığı belirtiliyor. Ama anlatım tarzı, kutsal kitaplar bu tabletlerden kopya çekmiş, aslında kutsal kitap yoktur algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Bunun belgeli olması aslında kutsal kitaplarda yazanların yalan olmadığının göstergesi değil mi? Kitabın tamamını okudum, ayetleri eleştiriyor ama kelime oyunlarıyla eleştirdiğini farkettim. Örneğin Hz Muhammed’in okuryazar olmadığını belirten ayet için Peygamberimizin bunu bir taktik olarak uyguladığını söylüyor. Okuryazarlık farklı birşey okuma yazma bilmek farklı... Bu şuna benzer “Gezen tavuk yumurtası vardır.” yazısını gören bir Türk, doğal ortamında yetişen bir tavuğun yumurtasının organik olduğunu anlarken, Türkçeyi gramerleriyle yeni öğrenmiş bir yabancı aynı yazıda yumurtanın gezdiğini anlayabilir. Hatta yumurtayı kutsal bir varlık olarak bile algılar. Yazarın Arapçayı bu şekilde değerlendirdiğini düşünüyorum. Daha bir çok yerde yanlış tespitte bulunduğunu da gördüm. Yazar, Peygamber için geçmişi ve geleceği bildiğini söylüyor, oysa Kuran gaip yalnız Allah tarafından bilinir diye üzerine basa basa tekrarlıyor. Ben alim değilim, buna rağmen benim bile bu kıt bilgilerle birçok yerinde yanlışını tespit ettiğim bu kitabı maalesef çok fazla beğenmedim, çok ta fazla tavsiye etmem.
Din
Kur'an'ın KökeniArif Tekin · Berfin Yayınları · 2012349 okunma
Taner Kirpi
Arif Tekin’in milyonda biri kadar bile Arapça ya da Kuran bilmiyorsanız atıp tutmayın bence, bu sadece cehaletinizi insanların gözüne sokar.
Osmanlı'da denizaltı
6/10
·160 syf.··
2022 71. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2022 08:31
Tiamat incelemesini yapmayı düşünmüyordum fakat Osmanlı'yi da ilgilendirdiği için kendime zaptolamiyorum, bu yazdıklarım sert bir eleştiriden ibaret olacak. Daha Avrupa'da denizaltı diye bir araç bilinmezken 1719'da 3. Ahmet döneminde "Tahtelbahir" adı verilen dünyanın ilk denizaltısı üretilmişti. Bizler için ve dünya için bunun ne kadar önemli bir konu olduğu muhakkak. Fakat gelgelelim romandaki "tahtelbahir" gemisine; gözlerini altın bürümüş, sürekli sarhoş, dillerinde hep bir küfür ve daima argo konuşan adı üstünde bu roman kahramanları, bizim ecdadımiz olan Osmanli gemi mürettebatından çok çok çok uzaktalar. Bizim ecdadımızın dilinden tekbirlerin ve duaların eksik olmadığı bilinse de romanda güya jolemsi, sabunsu yaratığı görüp sadece korkudan dua eden insanlarla karşı karşıyayız ve birkaçı hırsızlıktan çekinmeyen, küfürden başka laf bilmeyen insanlar. Romanda, trajikomik ve bir o kadar da çalkantılı bir kurgu işlenmiş. Asıl soru şu, madem Osmanlı dönemi bir roman yazılacak neden içki, küfür, yobazlık, korkaklık ve cahillik üzerine kurulu bir roman yazılıyor.Özellikle hırsızlık gibi insanın onurunu zedeleyen bir mefhumu, yazarın Osmanlı askerine atfetmesini hiç doğru bulmadım. Biz kendi milletimizi ve ecdadimizi ne zaman yüceltecek romanlar yazacağız. @calikusu_okur_
Roman
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Taner Kirpi
Yazarın başka kitabını ve divan edebiyatına olan ilgisini bilmiyorsanız böyle suçlayıcı bir yorum yapmamalısınız. Ayrıca Osmanlı bir hanedandı bizim ecdadımız onların yabancılarla evlilikleri ve entrikaları içerisinde hayatta kalmaya çalışan ve cahil bırakılan halktır. Ve, hasbahçeleri bir araştırın derim, tarihi kanıtlar nettir.