Şiire ait bir kadın Kadına ait bir adam Adama ait bir sevda Aşkına sahip çıkmak haysiyetli adam işidir Lakin haysiyet dediğin, bıçak sırtı bir coğrafya. Yürürsün, ayaklarında paslı bir çivi, kalbinde eski bir töre. Kimse sormaz adama: "Bu yokuşu neden tırmandın?" Kimse bilmez, aşk, bir infazın başlangıcıdır bazen. İnsan, kendi uçurumuna kendi eliyle kurar darağacını. Bak, şafak söküyor yine, İstanbul'un sırtında bir yorgunluk. Sokaklar tenhalaşır, korkular billurlaşır. Bir adam, kendine dönen bir sürgün gibi bakıyor aynaya. Eğilse boynu, sevdası kanayacak.. Doğrulsa, göğü delen bir kederin tam ortasında kalacak. Eskidi dünya, kelimeler bile pas tuttu. Ama unutma, sevmek bir meydan okumadır çağa. Ve haysiyet, o meydanda dimdik durabilmektir. Bir kadının bakışında saklı olan o kadim yangını, kendi küllerinle yeniden tutuşturup yenilginin zırhını, zaferin gömleği gibi giyinmek! Zira, sadece kaybedenler bilir aşkın ağırlığını. Ve haysiyetli adam, o ağırlığı taşımak için ömür boyu, kendi gölgesini bile kendine düşman eder. Haysiyetli adam haysiyetli sever. Ve sevdası meze olmaz masalara. Lâldir aşkın dili, sırdır aşk Anlatılmaz masallarla. ✍️ Murat
1000Kitap
"İSLÂM'A SÖYLETMELİYİZ ÇAĞIN İDRÂKINI!"
(...) “Çağın İslâm idrâkı” demek yerine “İslâm’a göre çağın idrâkı” demek daha doğrudur. Zîrâ şu iki şey birbirinden farklıdır: Mehmet Âkif Ersoy şöyle der: -“Asrın idrâkına söyletmeliyiz İslâm’ı!” Üstad Necip Fazıl Kısakürek ise onu şöyle tashih eder: -“İslâm’a söyletmeliyiz çağın idrâkını!” Şu hâlde İslâma Muhatab Anlayış, Mısır Selefîliği çevresinde çıkan “tarihselcilik” şeklindeki temelsiz perspektiften bakılabilir bir şey değildir. İslâm’ın çağa bakış ve eleştiri ölçülerinin sistemli bir bütünüdür, demek belki daha doğrudur. İçinde yaşadığımız çağın İslâmî sorumluluğunun yerine getirilişinde bir “vasıta sistem”dir. İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’nun ifâdesiyle, “bütün üstüne örtülü parça”… İslâma Muhatab Anlayış‘ın üstüne örtülü olduğu bütün ise, açıkça bilmek gerekir ki, Sünnet ve Cemaat Ehli yolundan İslâm’a bakış sistematiğidir. Çünkü İslâm’ın en doğru, en dolaysız, özüne en uygun bir temsil liyâkatini, ancak Sünnet ve Cemaat Ehli büyükleri ortaya koymuşlardır. İslâm tarihi, Sünnet ve Cemaat Ehli tarihi olmuştur; bunun dışında kimsenin ne derinliğine (kültürel ve fikrî), ne genişliğine (sosyal ve siyasî) İslâm’a bir katkısı olmamıştır. Fakat burada bir istismarı düzeltmekte fayda var: Ben Sünnet ve Cemaat Ehli yolundan söz edince, burada bazı gevezeler çıkıp beni mezhebçilikle, Alevî düşmanlığıyla falan suçluyor. Bunun sebebi tabiî esasen benim onların mezhebçiliklerini ve düzen bağlılıklarını yüzlerine vurmamdır. Kendileri, toplumun bütününe hitab etmek yerine komünizm ayağına mezhebçilik yapıyorlar ve böylece düzenin suçlarını aklama görevi görüyorlar ya; bunu yemezsen, aynı şeyle seni suçluyorlar. Belki biraz ağır olacak ama, konuyu derinlemesine anlamak isteyenlere Orhan Pamuk‘un Kara Kitab’ını tavsiye ederim… __Ciddi olmak gerekirse; İslâma Muhatab
Akademya Yazıları
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir bedevi çadırında kahve keyfi Çöl töre kahve bedeviler çölün katı töresinin belirlediği bir yaşam kahve içmekten konuk ağırlamaya düğünden ölüme ıssız çöllerde hırçın vadilerde hayat sürdüren konar göçer bedeviler Atlas sayı 103 ekim 2001 Kul Nefsani az gitti uz gitti çöllerin katı ve bozulmayan törelerini aciz kalemi ile yazmaya çalıştı şehirlerde parklarda mola verdi kahve telvesini çayın demini tattı ve en son bir bedevi çadırına konuk oldu Nefsani şöyle anlatıyor hatıratlarını torunlarına bırakacağı yadigarlarını kadınlar peçe takmıştı çadır kuruyorlardı kadınlar her zamanki gibi çilekeşti koskoca çadırları açıp ıssız çöle onlar kuruyordu deveci mukhsininin geleneğe bağlı bir yaşamı vardı kahve içmekten hoşlanır her gelen misafire köpüklü iki şekerli muhabbetin en koyusundan kahve pişirtir misafiri aç bırakmaz yolda koymaz İkram edene ikram edileceğini iyi bilir konar göçer bugün var yarın yokuz diyip gittiğimiz yerde bizede ikram edilsin dedikten sonra misafire ikramı bol tutmak bir bedevi yasasıdır derdi iki kahve iki şeker dedi Hadija kadın bir çok milletin töresinde örfünde göçebelik vardır nasıl siz türklerde yörükler varsa biz araplarda bedevilik vardır ağam diyordu arap muhsin oldukça zor bir hayat sürer doğanın zor şartlarına direnmeye gayret gösteririz kıl çadırlar soğuğu keser kimi bedevi zor şartlara dayanamayıp şehre yerleşmiştir biz bedeviler Allaha ve ahiret gününe inanır harcayacaklarımızı onun yoluna harcar onun yakınlığını dileriz
Din
Bozkırdan Turana
Ateşten kefen kuşandık Bozkır gibi dimdik durduk Karanlığı yara yara yürüdük Töreyi alnımızda taşıdık Göklerden kut alan bir milletin Sarsılmaz evlatları olduk Gökbörü yoldaşın olsun Türk dünyaya hükümdar olsun Demir dağı iradeyle deldik Zincir vuran çağı devirdik Turan diye and içip Şehitlerin izine diz çöktük Bir yanımız Ötüken Bir yanımız Anadolu Bayrağı yere düşürmedik Altaylardan Tuna’ya uzanan sesimizle Tek millet, tek yürek yürüdük biz Mazlumu saran Zalimi kıran eller var olsun Türk dünyaya hükümdar olsun At sırtında çağ aşanlardanız Kılıcı adalet için kuşananlardanız Ne korkuya boyun eğdik Ne düşmana diz çöktük Adımızı tarihe kanla değil Şerefle kazıyanlardan olduk
Metehan'ın askeri bir tatbikat esnasında, at binmesini beğenip "çağırın yanıma gelsin" diye buyruk verdiği binicinin, genç bekar bi kız olduğunu anlaşılınca... KIZIN; "töre mi değişmiştir ki hatunlar er kişilerin ayağına gidecektir?" çıkışı üzerine, metehan'ın kızın gitmesi olayı.
Cemile
"İnsan kalbi bir kez uyanmaya görsün; artık hiçbir töre, hiçbir yasak ve hiçbir zincir onu eski karanlığına geri döndüremez." Cemile; bozkırın ortasında, savaşın soğuk yüzüne inat sıcacık, samimi ve cesur bir başkaldırının öyküsü. Geleneklerin duvarlarını yıkan, aşkın ve özgürlüğün peşinden gidenlerin romanı. Aytmatov'un kalemi yine kalbimin en hassas yerine dokundu. Kalemine sağlık koca çınar. 📚💚
Duygu ve Düşünce