Keşke çok daha önce okusaydım!
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:00
Kapağını kapattığım an tam olarak bu cümleyi kurdum. Fakir Baykurt, kalemine ve duruşuna her zaman büyük saygı duyduğum, edebiyatımızın koca çınarlarından biri. Ancak Eşekli Kütüphaneci ile aramdaki bağ, salt bir okur-yazar ilişkisinin çok ötesine geçti. Benim için Fakir Baykurt sadece büyük bir yazar değil; aynı zamanda TÖS'ün (Türkiye Öğretmenler Sendikası) efsanevi kurucusu, aydınlanma mücadelesinin yılmaz bir neferi. İkimizin de hem öğretmen hem de sendikacı olması, onun satır aralarına gizlediği o "örgütlü mücadele" ve "toplumu aydınlatma inadı" ile çok daha derin, çok daha kişisel bir bağ kurmamı sağladı. Kitabı okurken, bürokrasinin hantallığına ve imkânsızlıklara karşı verilen o tanıdık kavgayı adeta iliklerimde hissettim. Ürgüp'ün tozlu yollarında, eşek sırtındaki o tahta sandıklarda sadece kitap değil; umut, aydınlık ve özgürlük taşınıyor. Mustafa Güzelgöz’ün şahsında vücut bulan bu hikâye, aslında cehalete karşı yakılmış bir çoban ateşi. Bugün biz öğretmenlerin kara tahta başında verdiği emek de, meydanlarda omuz omuza verdiğimiz sendikal mücadele de tam olarak o eşeğin heybesindeki ışığı çoğaltmak, o aydınlanma bayrağını daha ileriye taşımak için değil mi? Eğer hâlâ okumadıysanız, bu muazzam Anadolu destanını bir an önce kitaplığınıza (ve kalbinize) ekleyin. Yorgun düştüğünüz, umutsuzluğa kapıldığınız anlarda size omuz verecek harika bir yoldaş olacak.
İnceleme
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
8/10
·172 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 22:44
Gençliğinde her türlü kötülüğü yapan, sonrasında ise türlü türlü işkencelere maruz kalan ve 'iyilik yapmaya zorlanılan' Alex'in hikayesi. Gerçekten çok etkileyici,düşündürücü bir kitaptı. Bir solukta okunabilecek bir kitap. Tavsiye ederim🪻 "Evet, evet, evet olan bu. Evet, gençlik, gençliğini yapacaktır. Ama gençlik, hayvanlar gibi davranmaktır. Hayır, tam olarak hayvanlar gibi değil de, daha çok şu küçük oyuncaklar gibi davranmaktır. Hani sokaklarda satarlar ya, içinde mekanizması, dışında da anahtarı olan küçük teneke adamlar vardır, anahtarını grr grr grr kurarsın, bırakırsın yürür gider ya kardeşlerim. Ama düz çizgide gider ve tabii bir şeylere toslar, düz gider tos tos toslar, yaptığından vazgeçemez. İşte genç olmak, bu küçük makineler gibi olmaktır. Oğlum, oğlum. Oğlum olduğunda ve anlayacak çağa geldiğinde tüm bunları ona anlatacağım. Ama bileceğim ki anlamayacak ya da anlamak istemeyecek ve benim yaptığım şeyleri o da yapacak. Hatta belki de miyav miyav kedileriyle birlikte yaşayan zavallı bir kocakarıyı öldürecek ve ben onu engelleyemeyeceğim. O da kendi oğlunu engelleyemeyecek ve dünya sonuna kadar hep böyle dönecek, dönecek, dönecek. Sanki kocaman devasa biri, mesela Koca Tanrı, dev elinde kokmuş, pis bir portakalı döndürüyor, döndürüyor, döndürüyor."
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·624 syf.··
2026 4. kitabı
BİR TÖS VARDI / FAKİR BAYKURT Başkanı olduğu Türkiye Öğretmenler Sendikası'nın neredeyse tüm toplantılarında yaptığı konuşmalarda öğretmenin tarihi sorumluluğunu dile getirirken "Öğretmenler, toplumun en duyarlı kesimi olup Kurtuluş Savaşı’ndan önce ve sonra yurt sorunlarına herkesten önce sahip çıkarak tarihe iz bırakıp bu günlere gelmiştir." diyerek çok yerinde bir tespit yapmıştır. Şimdiye dek öğretmenliğin kutsallığı üzerine çok şeyler söylense de Fakir Baykurt, "Tarih, krallardan önce eğitimcileri yargılar." diyerek eğitimin, öğretmenin önemini ve sorumluluğunu anımsatıyor bizlere… Baykurt, öğretmenin tarihsel sorumluluğunu anımsatırken, "Öğretmen eğilmez, bükülmez…" diyerek mesleğin onurunu bir manifesto gibi dile getirir. Yetim ve yoksul bir köy çocuğunu topluma kazandıran Köy Enstitüleri, okuma yazma bilmeyen anaların çocuklarını dünya dillerine çevrilen yazarlar hâline getirmiştir. Bunlardan biri de Fakir Baykurt’tur. Baykurt, açığa alınmalara, sürgünlere, saldırılara ve cezaevlerinin zor koşullarına karşın ilkelerinden ödün vermedi. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nı mahkeme kararıyla değil, yasa değişikliğiyle kapatılmasına karşı verdiği mücadele, yol arkadaşlarına örnek oldu. Fakir Baykurt’un 615 sayfalık bu anı kitabı, "Bir Tös Vardı" yalnızca bir sendika tarihini değil, öğretmenliğin toplumsal vicdanını da anlatır. Aradan yarım yüzyıldan daha fazla bir zaman geçmesine karşın Baykurt’un kalemi, öğretmenin vicdanını tarihe kazıyan bir ses olarak hâlâ yankılanıyor… Hazırlayan: Salih Koç Editör: Seher Uslu Truva Edebiyat Dergisi
1000Kitap
Bir TÖS VardıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 201867 okunma
7/10
·576 syf.·
2025 175. kitabı
Kitap yurtdışında çıktığından beri inanılmaz popüler çünkü Sarah tarafından yazıldığına dair spekülasyonlarla çok güzel bir pr yapıldı. Türkiye’ye de yayınlanma sürecini öğrenince çevre haliyle okumayı tercih etmiştim ama keşke bunu tercih etmeseydim. Konu itibarıyla güzel akıcı ve çabuk okunan bir kitap ama yaratıcı ve mükemmel diyebileceğim bir kurgu değil açıkçası çok daha iyileri yapıldı ve buna benzer bir çok kitap var. Zaten kitabı okurken size hep bir şeyleri çağrıştırıyor sanki bir çok kitaptan bir şeyler alınarak bir evren yaratılmış ve toplama ve kitap okuyormuşsunuz hissi veriyor. Karakterler kötü müydü hayır değil ama orijinal ya da kendine özgü de değildi bence. Keyif alarak okudum devamını da muhtemelen okurum ama beni gerçekten heyecanlandırmadı. Kendini farklı kılan bir kurgu değildi açıkçası benim için. Bunun dışında Türkçe çevirisi bence kötüydü çünkü geniş zamanla çevrilmiş Türkçede genelde geniş zamanlı çevirme pek yok ve bence güzel de durmuyor İngilizcede güzel durmasına rağmen, bir de çevirmen kötü bir çevirmen değil çevirdiği pekçok kitap aslında güzel ama bence bu kitap çevirmenin de tarzı değildi ve çok baştan savma bir iş yapmış. G*toş yani ısrarla bu ifadeyi kullanması bana açıkçası çok mantıksız geldi çünkü evrendeki herkes bu ifadeyi kullanıyor aslında bence Türkçe en doğru çevirisi pislik olabilirdi. Çünkü sizi pislikler diyor bir yerde karakter ama bunun çevrilmişsi sizi gotoşlar. Ne okuyoruz biz sokak arası Türkçe mi? Yani bu tarz deyimler eski tip dilin kullanılması ve Türkçe Argonun olması kesinlikle sempatik hissettirmedi ayrıca bazı ifadelerin daha net daha basit çevrilmiş olmasını tercih ederdim.
Edebiyat
Gümüş ElitDani Francis · Yabancı Yayınları · 2025152 okunma
Raşōmon'u Okudum ve Ne düşünüyorum
8/10
·95 syf.··
2025 22. kitabı
Kitap çok akıcıydı. Basımın kapak tasarımı çok hoşuma gitti. Fakat hikaye çok yarım kalmış. Bence başrolün işlediği bir suç veya büyük bir günah var. Sürekli bir yanlız kalmanın peşinde. Karısı ve çocuklarının yanında olduğunda da genelde şüpheli şeyler söylüyordu zaten. Sürekli bir şeyler yazıyordu. Garipti yani. Yazar çok fazla alıntı yapmış. Kitaplardan, kitaplardaki karakterlerden. Ben çok kitap okumadığım için bazen bomboş baktım sayfalara. Benim düşüncelerim bu. Ama alıpta okuyabilirsiniz. (yazar intihar etmiş bu arada) "Buralarda pek sakin..." "Tokyo'dan daha sakin denebilir, evet." "Buralarda da mı olaylar var yoksa?" "𝖤𝗁, 𝗂𝗇𝗌𝖺𝗇ı𝗇 𝗈𝗅𝖽𝗎ğ𝗎 𝗁𝖾𝗋 𝗒𝖾𝗋 ö𝗒𝗅𝖾 𝖽𝖾ğ𝗂𝗅 𝗆𝗂?"
RaşōmonRyunosuke Akutagava · Tokyo Manga Yayınevi · 20232,426 okunma
Puan vermedi
Perili Köşk, Ömer Seyfettin’in hem güldüren hem de insana küçük bir “hayat dersi” bırakan hikâyelerinden biri. . Okurken, sanki mahallenin bir köşesinde anlatılan eski bir şehir efsanesine kulak veriyormuşum gibi hissettim; sıcak, tanıdık, hafif muzırlık kokan bir anlatı. İnsan bazen görmek istemediği şeye “perili” der, duyduğu küçük bir sesten bile koca bir korku çıkarır ama işin aslında gerçek çok daha basittir. Ömer Seyfettin bunu öyle güzel bir mizahla veriyor ki, bir yandan gülüyorsun, bir yandan da “biz de böyleyiz işte” diye içinden geçiriyorsun. Köşkün perili olduğuna körü körüne inananlar, işine geldiği için korkuyu büyütenler, hiçbir şey sorgulamadan söylentilerin peşine takılanlar… Hepsi aslında hayatımızda var. Belki mahallede, belki iş yerinde… Yani hikâye yazıldığı dönemi aşmış, hâlâ kalbimizin orta yerine denk geliyor. Ben bu öyküde en çok insanların hem merakını hem korkusunu hem de fırsatçılığını aynı çatı altında izlemeyi sevdim. Ömer Seyfettin’in dili yine akıcı, yine yalın, yine insanı kendine çeken bir tatlılıkta. Sonunda ortaya çıkan gerçek ise tam “Ömer Seyfettin’lik”: Hem şaşırtan hem güldüren, hem de biraz düşündüren.. Kısacası Perili Köşk, basit görünen ama içinde küçücük bir hayat aynası taşıyan bir hikâye. Okuduğumda “önyargı nasıl da büyüyormuş” diye düşündüm. Ve belki de en güzeli, bunu asla sıkmadan, tatlı bir mizah eşliğinde anlatmasıydı. ---
Perili Köşk - Kıskançlık - TosÖmer Seyfettin · Akçağ Yayınları · 2018311 okunma