Bence onların beni çekiştirmeleri dağ keçilerinin dağa tos vurmalarına benzer.
Duvarları Yıkmak
Shevek'in önce eski dünya'ya, Urras'a, sonra yeniden yeni dün-ya'ya, Anarres'e, tabir caizse bir "ring seferi" yapması bir kısırdön-gü, bir kuyruğunu yiyen yılan hikâyesi değil. Dönülen yeni dünya, bırakılan yeni dünya değil, Shevek'ten sonra eski dünya da aynı ka-lamayacak. Çünkü bu yolculuk birkaç duvarı yıkmayı gerektiriyor. İnsanları, dünyaları, ülkeleri, kültürleri birbirinden, bugünü dünden, bugünü yarından ayıran duvarları. Le Guin'e göre ikide bir gelip tos-ladığımız duvarlar, bugünümüzü yaşanmaz kılan engellerdir. Bir bi-rey olarak çevremizi saran, devletin, kapitalizmin ya da yalnızca "kamuoyu önyargısının", çoğunluk kanaatinin duvarlarını yıkmak yeterli değildir. Ulusları, ülkeleri, dünyaları ayıran duvarları yıkmak da yeterli değildir. Kendimizi kendimizden, an'ı zamandan, ve han-gi toprak parçasında, hangi gezegende yaşarlarsa yaşasınlar tüm canlı varlıkları birbirinden ayıran duvarlar (ki bunlar sonsuza uza-nıyor) yıkılana kadar her birimizin birer "olumsuz, tersine duvarcı ustası" olmamız gerek Le Guin'e göre. Bu duvarları etrafımıza dev-letin, bürokratların, kapitalistlerin, askerlerin mi ördüğü, yoksa bi-zim mi kendimizi duvarlar arasına hapsettiğimiz, sonuçları açısın-dan fark etmiyor. Çünkü, Tau Ceti yıldız sisteminin Anarres geze-geninde Kuzeybatışı Bölgesi'nde doğan fizikçi/isyancı Shevek'in dediği gibi, içeri kapamak, dışarıda bırakmak, aynı şey.
Sayfa 334 - Bülent Somay, Sonsöz, 1990·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Hani sokaklarda satarlar ya, içinde mekanizması, dışında da anahtarı olan küçük teneke adamlar vardır, anahtarını grr grr kurarsın, bırakırsın yürür gider ya kardeşlerim. Ama düz çizgide gider ve tabii bir şeylere toslar, düz gider tos tos toslar, yaptığından vazgeçemez. İşte genç olmak bu küçük makineler gibi olmaktır.”
Sayfa 170 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
“Benim fazilet sahibi bir hekim olmamı çekemiyorlar.Kendilerinin cahilliği karşısında benim faziletlerimi görmek onlara ağır geliyor.Onlar kendi akıllarınca beni çekiştirmekte,didiklemekte olduklarını ve bana bir fenalık yaptıklarını zannediyorlar.Bence onların beni çekiştirmeleri dağkeçilerinin dağa tos vurmalarına benzer.Bir kimse kendisinin ne olduğunu bildikten sonra kendisini bilmeyenlerin onun hakkında söylemekte oldukları sözlerin, onun nazarında hiçbir ehemmiyet ve tesiri yoktur. “
Sayfa 9·Kitabı okudu
Yazılı kaynaklara göre, kurt ongunu İç Asya’da, Çinliler’in “Wu- sun” (veya “U-sun”) dediği ve sarışın bir europeoid kavim olarak tasvir ettiği boyların hükümdar soyuna ve Köktürkler ile Kağnılı boylar ve Uygurlar’ın kagan sülalesine atfedilmektedir. Zuev, Çinliler’in “A-shi-na” (Aşina) dediği Köktürk Kagan soyunun asıl adının “Uy­ sun” olduğunu sanmaktadır. Nitakim Çin kaynakları sarışın Köktürkler’in “Wu-sun”lardan indiğini söylerler. “Wu-sun”lar MÖ. 150 sıra­larında Çin sınırlarından Isık-köl’ün güneyine göç etmek zorunda kalmışlar ve efsaneye göre hükümdarlarının oğlunu bir dişi kurt kurtarmıştı. Trever’in araştırmalarına göre, Köktürkler’in kurt başlı bayrağına benzer şekilde bir kurt başı ve kuyruğundan ibäret bir alamet, M.II. yüzyılda, Dakialılar ve Teuton ırkından “Markomann”- lar tarafından kullanılmakta idi. Yine Trever’in araştırmasına göre, “Parth”larında böyle bir bayrağı olup, bu bayrak bir yılan şekli ile tasvir ediliyordu. Çin metinlerinde, Köktürkler’in, tanrıların keçe ve deriden tasvirini yaparak, bunları direklerde taşıdıkları bildirilmektedir. Bu şekil­de ongunlara bugünkü İç Asya Türkleri, “ruh” manasına eski Türkçe’deki “töz” kelimesine benzer şekilde, “tös” demektedirler. “Tös- ’’lerin Milâttan önceki son bin yıldan beri, bayrak mahiyetinde kullanıldığı hakkında geniş bilgi vardır. Köktürk Batıtürk ile Uygur kağanları da “böri” (kurt) ana ve atalarının hatırası olarak, tepesinde altından bir “böri” başı bulunan bayrağı hükümdar otağının önüne dikerlerdi. Türkler’in “böri” bayrağının da Kağnılı “Ting-ling”ler ve Hunlar’a atfedilen Noyn-ula mezarında bulunan kalıntılara benzer bir tös olduğu, sanat eserlerinden anlaşılmaktadır. “Böri” bayrağı, madeni bir kurt başı ile ejder gövdesi şeklinde bir keçe veya deri torbanın direğe geçmesinden ibaret
Sayfa 34·Kitabı okudu
Anasının sütünü bırakıp sağa sola koşuşan, eğlenmek için kendine tos vuran kuzular gibi olmayın.
Sayfa 674·Kitabı okudu
Alıntı