5/10
·200 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:35
İsmiyle dikkatimi çeken, sonra da arka kapak yazısını da okuyup iyice merak ettiğim bir kitaptı. Ancak okurken oldukça zorlandım. Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış bu roman, tramvay yolculuğuna çıkan bir kadının hikâyesi. Hayatındaki önemli noktaları, travmalarını, korkularını tekrar hatırlayarak derin sorgulamalar yapan ana karakterin iç dünyasını okuyoruz. Olaylar karışık şekilde anlatıldığı için hangi zamanda neler olduğunu da anlamakta ve okurken karakter ile hayatı arasında bağlantı kurmakta zorlandım. Otobiyografik bir eser olduğu da söylenen bu kitap, Herta Müller'in zorlu hayatı hakkında da bilgi veriyor. Büyük bir merakla başladığım ancak keyif almadan bitirdiğim bir kitap oldu. Herkese iyi okumalar diliyorum.
Keşke Bugün Kendimle KarşılaşmasaydımHerta Müller · Siren Yayınları · 2015621 okunma
Mithat Cemal Kuntay - Üç İstanbul
Puan vermedi·648 syf.··
2026 16. kitabı
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar. Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer. Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,386 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·64 syf.··
2022 84. kitabı
Üvercinka, Cemal Süreya’nın 1958’de yayımlanan ilk şiir kitabıdır ve İkinci Yeni şiirinin en önemli eserlerinden biridir. Kitap, adını taşıyan ünlü şiirle özdeşleşmiştir ve Türk şiirinde modern bir kırılma noktası yaratmıştır. Kitabın Genel Özellikleri ve Önemi Temalar: Aşk, erotizm, tutku, kadın bedeni, yalnızlık, özgürlük, modern yaşam ve toplumsal/politik eleştiri iç içedir. Şiirler bireysel deneyimi evrenselleştirirken, ironik ve şok edici bir üslup kullanır. Süreya, “şok” etkisini ön plana çıkarır. Yayımlanma ve Etkisi: 1953-1957 arası şiirlerden seçilen 29 şiirle (sonraki baskılarda artmıştır) çıkan kitap, kısa sürede tükenmiş ve 1959 Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanmıştır. İkinci Yeni’nin öncü eserlerinden biri olarak kabul edilir; alışılmadık imgeler, dil oyunları, erotizm ve bireysel duyarlılıkla Garip şiirine tepki niteliğindedir. Dil ve Biçim: Serbest vezin, yeni kelimeler (neologizmler), imge yoğunluğu, konuşma dili unsurları ve anlam çok katmanlılığı öne çıkar. Şair, kelimeyi zorlayan bir şiir anlayışı benimser. Kitap, Süreya’nın erotizmi direnç ve özgürlük aracı olarak kullandığı, bireysel ile toplumsal olanı harmanladığı bir dönüm noktasıdır. “Üvercinka” Şiirinin Analizi Şiir, kitabın kalbidir ve Süreya’nın otobiyografik bir deneyiminden beslenir. “Üvercinka”, şairin eşi Seniha hamileyken tanıştığı ve tutkulu bir ilişki yaşadığı bir kadına taktığı isimdir (gerçek kimliği gizemini korur). Şiir, bu tutkulu aşkın, ayrılık kararının ve duygusal karmaşanın yansımasıdır. Aşk ve Erotizm: Şiir, bedensel tutkuyu (boyun, saç, sevişmek) çarpıcı imgelerle betimler. Kadın figürü hem fiziksel hem simgeseldir; özgür, cesur ve hayat vericidir. “Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor” gibi dizeler, sevgiliyi canlı ve çoğul kılar. Özgürlük ve Dayanma: “En uzun
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 78. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:10
İstasyon... Kelime anlamı olarak state yani beklemekten geliyor. Farsça îstgâh...îstâden mastarından... beklemek...Durak...durmaktan... Durmak, beklemek...pasif bir hal insan için. Kendilik sınırlarını yoklamaya çıkan insan hangi duraktan yola çıkıyor? Otobüs, tren, tramvay, metro bekliyoruz duraklarda. Vapurları beklemek yeri ise iskeleler... Her nerede beklersek bekleyelim yolculuğun gölgeleri içimize düşüyor. Ve beklemek kaderimizde en çok payımıza düşen şey. Bir halden bir hale geçiş için vize hükmünde beklemek eylemi. Başkentler başkenti... Mırıldanıyorum Sezai Karakoç'tan..."Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine"... Deniz...bir özel isim ve yarı örtülü bir özne olarak denizler ortasında bir adaya gelir sürgün olarak... beklemek için. Bir halden bir hale geçmek için...bir başkentte...bir başkente bağlı bir adada...akıl almıyor değil mi? Başkenti ikiye bölen bir ada! Ancak hayal ülkelerin başkentinde ada olur...belki Kasım İstanbul'da... Hikaye kısmına hiç girmiyorum...çünkü beni heyecanlandıran...bir özel isim olarak değil, cins isim olarak denizdi...denizler ortasında bir başkent gettosu bir adaydı...ne yaşanırdı be....ne yazılırdı be....
İstasyonBirgül Oğuz · Metis Yayınları · 2020321 okunma
Puan vermedi
Benim okuduğum kitap, Anonim Yayıncılık'a ait 2024 baskısı. Eğer gerçekten aynı konu, aynı kitap günümüz Türkçe'si ile paylaşılmışsa; diye düşünerek yorum yapacağım: Günümüz Türk dizilerine benzer bir hikaye :) . Kitabın ana karakteri yerine çoğunlukla başka şey veya kişilerden bahsediliyor. Okurken gerçekten midem bulandı, defalarca kez. Ayrıca kitaptaki bilgiye göre, kitap 1800-1900 yılları arasında yazılmış olmasına rağmen 1300 yılından bahsediyor ve yazar resmen kendi yıllarındaki teknoloji ve yaşama göre anlatmış Osmanlı zamanını. Bildiğim kadarıyla piyango, tramvay gibi şeyler, özellikle de anlatıldığı şekilde o zamanda yoktu. Ya yazarın tarih konusunda pek bilgisi yok, ya da hikayeyi fantastikleştirmek gibi bir istekte bulundu herhalde. Veya eğer kitap normalde böyle değilse ve yayıncı tarafından düzenlemeler sırasında değiştirildiyse de vebali kendi boyunlarına... Yani kısaca tavsiye etmiyorum.
ZehraNabizade Nazım · İskele Yayıncılık · 201815,3bin okunma
Şehir Mektupları
10/10
·192 syf.··
2026 2. kitabı
Ahmet Rasim, bazen güldüren, bazen düşündüren anlatımıyla 1900 lerin başlarındaki İstanbul’u önümüze seriyor. Bazen dönemin gazetecilerine değiniyor, bazen tramvay beygirlerine, bazen sokak satıcılarını, bazen seni hamamlarına, bazen belediyenin faaliyetlerine, bazen de at arabasına binen konak sakinlerine vb güzel bir anlatımla değiniyor.
Hayat ve İnsan
Şehir MektuplarıAhmet Rasim · Bilge Kültür Sanat · 20061,424 okunma