Edward Bellamy’nin 1888 yılında kaleme aldığı Geriye Bakış (Looking Backward: 2000–1887), ilk bakışta Geç Viktorya Dönemi Amerikasının sınıfsal anksiyetelerine ve vahşi kapitalist üretim ilişkilerine getirilmiş safi bir alternatif düzen tasarımı gibi görünse de, alt metinlerinde barındırdığı ideolojik aygıtlar bakımından oldukça katmanlı bir felsefi/sosyolojik manifestodur. Julian West’in hipnotik bir uykuyla 19. yüzyılın rekabetçi kaosundan koparılıp 2000 yılının pürüzsüz Boston’ına uyandırılması, sadece edebi bir zaman yolculuğu teması değil; aynı zamanda Batı düşüncesinin aydınlanmacı, ilerlemeci ve pozitivist tarih anlayışının kurgusal bir doruk noktasıdır. Bellamy, endüstrileşmenin yarattığı toplumsal anomiyi ve yabancılaşmayı sağaltmak adına, seküler bir kurtuluş miti (eskatoloji) inşa eder. Ancak bu mit, insanlığı özgürleştirmekten ziyade, rasyonel bir makinenin kusursuz işleyen dişlileri haline getirmeyi amaçlayan teknokratik bir kolektivizmin provası niteliğindedir.
Romanda sunulan ve tüm toplumsal yapıyı dikey bir hiyerarşiyle organize eden "Endüstriyel Ordu" kavramı, Foucaultcu bir perspektifle ele alındığında, biyo-politik bir disiplin toplumunun en steril modellemesidir. Bellamy, serbest piyasanın yarattığı sömürüyü ve yıkıcı rekabeti ortadan kaldırırken, üretimin, dağıtımın ve hatta beşeri emeğin tamamen devletleştirildiği (Büyük Tröst) bir sistem kurar. Buradaki ironik ve demagojik kırılma tam olarak bu noktada başlar: Yazar, mülkiyet ilişkilerini radikal bir biçimde dönüştürerek kapitalizmi tasfiye ettiğini iddia etse de, aslında kapitalizmin en temel fetişi olan "endüstriyel verimlilik, büyüme ve makineleşme" mantığını mutlaklaştırır. Ortaya çıkan yapı, ortodoks bir sosyalizmden ziyade, devletin tek ve mutlak işveren haline geldiği, bürokratik