O gece saçlarım ağarmaya başladı.
Her şeye olan güvenimi kaybettim; herkesten şüpheleniyordum.
Dünyanın işleyişindeki tüm umut, sempati ve neşe kavramlarına sonsuza kadar yabancılaştım.
Bu, gerçekten hayatımda belirleyici bir andı.
Sanki kafam yarılıp açıldı ve o andan itibaren insanlarla kurduğum her türlü etkileşim değişti.
Tarihin tüm zamanlarında bütün zorbalar, krallar, imparatorlar yeniden kırbacı ellerine almadan önce
biraz soluklanması için halkın önüne nihayet bir parça ekmek atacakları zamanı daima şaşmaz bir şekilde
hesaplayabilmişlerdir.
Şu birini çok sevme olayı, benim de başıma geldi. Kötü bir deneyim
Çünkü bana bir yalanı yaşamayı öğretti.
İçimden gelmezken gülmeyi, çalışmaya inanmazken çalışmayı, yaşamak için bir neden yokken yaşamayi öğretti.
Onu unuttuğumda bile, inanmadığım şeyleri yapma alışkanlığını, aldatmacasını sürdürdüm.Ona rastladığımda hayatı yakaladığımı, ısırabileceğim bir şeyi elimde tuttuğumu sandım.Oysa hayatı bütünüyle elimden kaçırdım. Bağlanabileceğim bir şeye uzandım ve hiçbir şey bulamadım.
Yakalama çabasıyla, bağlanma çabasıyla ona
uzandığım ve sap gibi ortada kaldığım sırada
aramadığım bir şeyi buldum ama. "kendimi."