TTP ile aradaki bir başka fark, farklı Devlet türleri arasındaki görünür tarafsızlığıdır. TTP, insanlar arasındaki ilişkilerin orijinal şekli olarak betimliyordu demokrasiyi, ve monarşiden bahsettiğinde, ya tarihsel olarak, İbrani Devleti'nin çöküşünün ilk aşaması olarak gösteriyordu ya da analitik olarak, monarşi ve hurafe arasındaki yakınsamaya işaret ediyordu ("monarşik yönetimin en büyük sırrı ve başat çıkarı insanları aldatmaya ve onları geride tutacak korkuyu din özel adı altında maskelemeye dayanır, böylece insanlar kurtuluşları için savaşıyormuş gibi kölelikleri için savaşırlar"). Bu koşullara bakarak, Spinoza'yı cumhuriyetçi geleneğe kaydetmek kolaydır. Fakat Politik İnceleme'de (tam tersine), üç devlet tipinin her biri kendi yapılarına göre incelenir; ve her birinin nasıl ayakta tutulabileceği sorulur - ayakta kalmaları arzulanabildiğine göre, anlarız ki, iyi işlediğinde her biri barışı ve güvenliği sağlayabilir, ve özgürlük gayesini üstlenebilir. Bir evrim mi yoksa çelişki mi görmek gerekir burada? Aslına bakılırsa, başka türden bir cumhuriyetçilik çıkar gün yüzüne: Tüm devlet tiplerinde özgürlüğün koşullarını aramaktır artık mesele.
"İnsanların ortak kusuru, gizlilik gerektiği zaman bile, düşündüklerini başkalarına açmalarıdır." (TTP: 285) Kendisinden yaklaşık 250 yıl sonra bugün psikoloji olarak adlandırdığımız disiplini kuracak olan Freud, insanların bilinçaltı gizlerini hiç de ayırdına varmaksızın açığa vuruvermelerine yol açan dil sürçmelerini analiz edecek,üstü örtülmek ya da saklanmak istenenin konuşmacının ağzından bilinçsizce dökülüverdiğini gösterecektir. Spinoza bu analizleri çok erkenden sezmişçesine, insanların düşündüklerini isteseler de mutlak bir disiplinle saklayamayacaklarını öngörür. Dolayısıyla, bir siyasi bütünü, belli biçimde düşündürmek, üstelik o bütünü oluşturan bireyleri salt üstün gücün arzusuna göre konuşturmak (ya da susturmak) olanaksızdır.
Sayfa 260·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Üstelik, Spinoza, törenler ve ibadet pratiklerini aşırı önemsemenin, bunları aklın doğal gücüyle Tanrı'nın yasasını anlamanın önünde engele bile dönüştürebileceğini söylemeye eğilimlidir. Emre itaati, aklın ışığıyla erdemi bulma ve izlemeye yeğleyen bir tür bağnazlık Spinoza'nın açıkça eleştireceği bir tutumdur; eleştirisinde, doğrudan Moşe ben Maimon'dan bir alıntı yaparak, onun kutsal buyruklara salt Musa kanalından vahyedildiği için uyulması gerektiğini, buyrukların gerekçelerini akılla temellendirerek onlara uyanların inananlar arasında yerinin olmayacağını söylediğini anımsatır. Spinoza buna şöyle yanıt verir: Sanırım dikkatli her okur, bütün bunların uydurmadan başka şey olmadığını ve onları ne mantıksal nedenlerle, ne de Kutsal Kitap'ın otoritesinin desteklediğini açıkça kabul edecektir. Bu yüzden savın ortaya atılması bile hemen reddedilmesi için yeterlidir... Tabii ışık, gerçek kurtuluşa ilişkin sağlıklı hiçbir şey öğretemezmiş... Elbette, sağlıklı aklı kendilerine yakıştıramayanlar, hiçbir şeyi akla dayanarak kanıtlayamazlar. Akla üstün herhangi bir yeteneğe sahip olmakla övünüyorlarsa, bu düpedüz bir uydurma olduğu gibi, akılla da uzaktan yakından ilgisi yoktur. (TTP: 117)
Sayfa 235·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Spinoza'ya göre peygamberler aslında çoğu zaman yalnızca yüksek bir hayal gücünün etkisiyle konuşmakta, kendileri de aynı gerekçeyle sözlerinden her zaman emin olamamaktadır. Etika'da açıklanan üç türden bilginin en az kesinlikli olan birinci türü çoğu zaman bulanık fikirler üretir; bu tür bilgi, kaynağı akıl yürütmede olan ikinci tür bilgiden tümüyle farklıdır. Spinoza peygamberlerde görülen ve hayal gücüne dayanan bu bilgi üzerine şunları söyler: Salt hayal gücü, tabiatı gereği, emin olunabilecek bir kesinlik içermez; açık ve belirgin her idede olanın tersine... Kesinliğinden emin olabilmemiz için, hayal gücüne mutlaka bir şey eklemek gerekir: Akıl yürütme... Böyle olduğuna göre, peygamberlik kendiliğinden emin olunabilecek bir kesinlik içermez... Paygamberler vahyin kendisinden emin değillerdir. (TTP: 68)
Sayfa 226·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Spinoza'nın kendi adıyla yayınlatabil­diği tek eser olan bu kitabın yayıncısı, daha sonra TTP'yi de yayınlayacak olan Rieuwertsz'dir.
Peki bu denli sert eleştiri ve baskılara maruz kalan TTP'nin içeriği nedir? Bu incelemede, büyük ölçüde, Ethica'nın, Tanrı ve Tabiat özdeşliği, tek töz ve tabii zorunluluk düşüncesi, anlama yeteneği (intellectus) ve hayal gücü (imaginatio) ayrımı, tanrısal ve yaratıcı iradenin reddi, olumsallık karşıtlığı, amor Dei intellectualis öğretisi gibi temel konularının, daha özel bir çerçevede ele alındığı söylenebilir. TTP'de, politik gücü teolojik temellerinden bütünüyle koparmayı amaçlayan Spinoza, aynı zamanda, bireyi hem dinsel baskı hem de dünyevi otorite karşısında korumaya çalışmaktadır.