spoiler !
Ahmet Ümit'in en sürükleyici romaniydi benim için. nasil bitti anlamadim. keşke canı katil yapmasaydi ve katil hep yakin cevreden çıkıyor o biraz sıktı galiba. ama yine de bu romani güzeldi.
KavimAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201920,7bin okunma
Güncelleme: Kampanya hakkındaki bilgilendirmeyi yoruma yazdık sevgili okurlar.
Güncelleme2: 17 Mart 2023 Bağışımız gerçekleştirilmiştir sevgili okurlar. Bkz: #199856120
--
Sizlerin de talebi üzerine, Şubat ayında aylık ve yıllık dahil 1000Kitap Premium aboneliklerinden elde edilen bütün gelirin en az %60'ını sizlerin belirleyeceği bir derneğe depremzedeler için bağışlayacağız sevgili okurlar.
Bağış yapılacak dernek: AHBAP, AFAD, AKUT veya bir başka derneği yorumlara yazarak bağış yapılacak derneği yorumlarla siz belirleyebilirsiniz.
Ayrıntılar: Ayrıntıları aşağıdaki fotoğraflarda bulabilirsiniz.
FAKİR BAYKURT: Orhan Kemal diyor ki: "Köydeki köylüyü yazmıyorum, köyünden şehire gelmiş köylüyü yazıyorum." Tabii böyle olacak. Biz hepimiz gerçekçi yazarlarız. Gerçekçi yazar; gördüklerini, yaşadıklarını, iyi bildiklerini, bir de bildiklerine dayanarak, tasarladıklarını, yani onlardan meydana getirdiği kompozisyonları yazar. Orhan Kemal, köy romanı yazarken, köyünde köylüyü, pek tabii, yazamaz. Metodu gerçekçilik olduğu için, şehirdeki köylüyü tanımış. Niyeti iyi diye, köyündeki köylüyü yazmıya kalksa, başarılı olabilir mi, olamaz mı?... Ben şüpheliyim.
Masumiyet Müzesi
Orhan Pamuk'tan okuduğum ilk eser ile karşınızdayım. Yazarın diliyle, üslubuyla henüz tanıştım. Eğer yazarın bu eserine başlamaya karar verirseniz size şunu belirtmek isterim ki, ağdalı, betimleyici anlatımlardan hoşlanmıyorsanız, banane milletin aşk hayatından, takıntılarından,müzesinden; böyle abartılı bir aşk mı olurmuş gibi düşünceleriniz de varsa hiç başlamayın derim. Çünkü roman elinizde sürünür durur. Kendinize şu soruyu da sorun : "Aşk benim için ne anlam ifade ediyor? Orhan Pamuk diyor ki : "Kitabım aşkı abartmak için değil, anlamak için yazıldı." Okuyacaksanız da yazarımızın bu sözü bir kenarda dursun.
Romanımız baş karakterimiz Kemal'in ağzından anlatılır. Kitapta betimlenen her bir cümle Kemal için birçok anlam ifade eder size her ne kadar zaman zaman sıkıcı gelse de...
Kemal, zengin kesimden, ismi anılır, şanı şöhreti bilinir bir adam olarak Sibel adlı hanımefendi bir kızımızla nişanlıdır. Lakin bir tesadüf ki nişanlısını bir o kadar seven Kemal abimiz uzak akrabası olan kendinden de küçük, henüz üniversite yıllarında güzel, alımlı bir kız olan Füsun kızımıza aşık oluverir. Yılları Füsun'a olan aşkıyla geçer, her şeye rağmen. Hem Füsun olmadan hem de Füsun ile. Ona ait ne varsa toplar, biriktirir ki onu hissetmek, onu bir kez daha yaşamak için. Daha sonra elinde olan her bir eşyayı müze açarak sergileme amacı vardır. Velhasıl bu aşkı bir takıntı mı dersiniz, sabırla sadık olmak mı dersiniz, bir hastalık mı dersiniz , orasını ben bilmem; siz de okurken kendi hislerinize göre yorumlarsınız! Bir insan aynı anda iki kişiyi sevebilir mi? Aşk nedir? Çok sevmek can yakar mı? Yoksa can yakan bir aşk daha da mı güzel olup, güçlü hissettirir?
Bu soruların cevabı sizlere kalmış bir şey. Kitabı alıp şu anda İstanbul Beyoğlu'nda olan aynı adlı müzeye
Masumiyet Müzesi
Orhan Pamuk'tan okuduğum ilk eser ile karşınızdayım. Yazarın diliyle, üslubuyla henüz tanıştım. Eğer yazarın bu eserine başlamaya karar verirseniz size şunu belirtmek isterim ki, ağdalı, betimleyici anlatımlardan hoşlanmıyorsanız, banane milletin aşk hayatından, takıntılarından,müzesinden; böyle abartılı bir aşk mı olurmuş gibi düşünceleriniz de varsa hiç başlamayın derim. Çünkü roman elinizde sürünür durur. Kendinize şu soruyu da sorun : "Aşk benim için ne anlam ifade ediyor? Orhan Pamuk diyor ki : "Kitabım aşkı abartmak için değil, anlamak için yazıldı." Okuyacaksanız da yazarımızın bu sözü bir kenarda dursun.
Romanımız baş karakterimiz Kemal'in ağzından anlatılır. Kitapta betimlenen her bir cümle Kemal için birçok anlam ifade eder size her ne kadar zaman zaman sıkıcı gelse de...
Kemal, zengin kesimden, ismi anılır, şanı şöhreti bilinir bir adam olarak Sibel adlı hanımefendi bir kızımızla nişanlıdır. Lakin bir tesadüf ki nişanlısını bir o kadar seven Kemal abimiz uzak akrabası olan kendinden de küçük, henüz üniversite yıllarında güzel, alımlı bir kız olan Füsun kızımıza aşık oluverir. Yılları Füsun'a olan aşkıyla geçer, her şeye rağmen. Hem Füsun olmadan hem de Füsun ile. Ona ait ne varsa toplar, biriktirir ki onu hissetmek, onu bir kez daha yaşamak için. Daha sonra elinde olan her bir eşyayı müze açarak sergileme amacı vardır. Velhasıl bu aşkı bir takıntı mı dersiniz, sabırla sadık olmak mı dersiniz, bir hastalık mı dersiniz , orasını ben bilmem; siz de okurken kendi hislerinize göre yorumlarsınız! Bir insan aynı anda iki kişiyi sevebilir mi? Aşk nedir? Çok sevmek can yakar mı? Yoksa can yakan bir aşk daha da mı güzel olup, güçlü hissettirir?
Bu soruların cevabı sizlere kalmış bir şey. Kitabı alıp şu anda İstanbul Beyoğlu'nda olan aynı adlı müzeye