Allah Mubarek eylesin...
“Evleneceğiz kilisede… Yeni giysilerimiz olacak… Bir yivli tüfek.”
Sayfa 36 - Kino , Xuana·Kitabı okuyor
Türkler hiçbir zaman yerinizden edilmediniz, Türkiye'ye hükmettiniz ve diliniz, Rusça veya İngilizce gibi bir Hint Avrupa diline dönüşmeyip, muhteşem bir dil olan Türkçe olarak kaldı.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
CANER KARA PORTRE BURSALI MEHMED TAHİR BEY
1877 yılının Temmuz ayında Plevne surları önünde kızıl kanlar akıyordu. Osmanlı ordusu, Tuna'yı geçerek ilerlemeye çalışan Rus kuvvetlerine karşı direniyordu. Teliş (Dubnik) cephesinde her siperde bir Türk, her Türk'ün elinde bir tüfek vardı. Devamı diğer alıntıda
Biz Amerikalılar sık sık Alman ve Japon sanayilerinin süper etkili sanayiler olduğu, verimlilikte Amerikan sanayilerini geride bıraktığı gibi garip düşüncelere kapılırız. Gerçekte bu doğru değildir: Bütün sanayiler temelinde Amerikan sanayisinin ortalama olarak verimlilik oranı Japonya'dakinden de, Almanya'dakinden de yüksektir
Sayfa 695·Kitabı okudu
hangi soruyu yanıtlasam yetersiz kalıyor yanıtım günün tarihini bile söylemiyorum o yüzden sorulunca suya dönüşmesi ne demekse kar billurlarının o demektir sanki zamanın çalışkan tedirginliği ........ neyi kanıtlasam bilmiyorum azgın bir tüfek gibi başka ne verebilir haydi soruyorum o diriliği göğüs kafesini zorlaya zorlaya çığlığa hazırlayan kulağı en uzak su sesini duymaya hazırlayan çakıltaşları geliyor elime hayat kadar olumlu ve hayvan
Sayfa 531 - Hangi soruyu, niye·Kitabı okuyor
Hastane kapısında başçavuşumuz, "asker misin, peşmerge mi?" diye soruyor, "yüzün gözün kan içinde" diyerek dalga geçiyor. "Peşmergeyim" dedim. Adama saldıracağım, tutuyorlar beni. Tırnaklarını sökeceğim, o kadar sinirlendim. Badimi hemen ameliyata aldılar, ayağı kestiler, çıktığında yarı baygındı. Askeri hastanelerde lo kal anestezi yapıyorlar. Uzun bir süre bir şey yiyemedim. Mayın patla dığında badimin ayağından kopan et parçaları yüzüme vurdu, ağzıma doldu. Devamlı tükürdüm. Alışkanlık oldu. "Arkadaşlarım, ae öyle makineli tüfek gibi tükürüyorsun" diyordu. Ben yutkunmaya çalışıyorum. Arkadaşımın ayağından kopan et parçaları hep ağzımda gibi. Ameliyattan çıktı, elimi tuttu, "hiçbirini sağlam bırakma, hepsini gebert" dedi. Sonra onu Diyarbakır'a götürdüler, protez yapmışlar, sevgilisi vardı ayağı koptu diye bırakmış onu, hep "dönünce evleneceğim" derdi. Şimdi çok içki içiyor..
Sayfa 242 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı