Türkler hiçbir zaman yerinizden edilmediniz, Türkiye'ye hükmettiniz ve diliniz, Rusça veya İngilizce gibi bir Hint Avrupa diline dönüşmeyip, muhteşem bir dil olan Türkçe olarak kaldı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
1877 yılının Temmuz ayında Plevne surları önünde kızıl kanlar akıyordu. Osmanlı ordusu, Tuna'yı geçerek ilerlemeye çalışan Rus kuvvetlerine karşı direniyordu. Teliş (Dubnik) cephesinde her siperde bir Türk, her Türk'ün elinde bir tüfek vardı.
Devamı diğer alıntıda
Biz Amerikalılar sık sık Alman ve Japon sanayilerinin süper etkili sanayiler olduğu, verimlilikte Amerikan sanayilerini geride bıraktığı gibi garip düşüncelere kapılırız. Gerçekte bu doğru değildir: Bütün sanayiler temelinde Amerikan sanayisinin ortalama olarak verimlilik oranı Japonya'dakinden de, Almanya'dakinden de yüksektir
hangi soruyu yanıtlasam yetersiz kalıyor yanıtım
günün tarihini bile söylemiyorum o yüzden sorulunca
suya dönüşmesi ne demekse kar billurlarının
o demektir sanki zamanın çalışkan tedirginliği
........ neyi kanıtlasam bilmiyorum azgın bir tüfek gibi
başka ne verebilir haydi soruyorum o diriliği
göğüs kafesini zorlaya zorlaya çığlığa hazırlayan
kulağı en uzak su sesini duymaya hazırlayan
çakıltaşları geliyor elime hayat kadar olumlu ve hayvan
Hastane kapısında başçavuşumuz, "asker misin, peşmerge mi?" diye soruyor, "yüzün gözün kan içinde" diyerek dalga geçiyor. "Peşmergeyim" dedim. Adama saldıracağım, tutuyorlar beni. Tırnaklarını sökeceğim, o kadar sinirlendim. Badimi hemen ameliyata aldılar, ayağı kestiler, çıktığında yarı baygındı. Askeri hastanelerde lo kal anestezi yapıyorlar. Uzun bir süre bir şey yiyemedim. Mayın patla dığında badimin ayağından kopan et parçaları yüzüme vurdu, ağzıma doldu. Devamlı tükürdüm. Alışkanlık oldu. "Arkadaşlarım, ae öyle makineli tüfek gibi tükürüyorsun" diyordu. Ben yutkunmaya çalışıyorum. Arkadaşımın ayağından kopan et parçaları hep ağzımda gibi. Ameliyattan çıktı, elimi tuttu, "hiçbirini sağlam bırakma, hepsini gebert" dedi. Sonra onu Diyarbakır'a götürdüler, protez yapmışlar, sevgilisi vardı ayağı koptu diye bırakmış onu, hep "dönünce evleneceğim" derdi. Şimdi çok içki içiyor..