“iki kişiden birinin aym sozcükler karsisinda
diğerinden farklı hissettiği, düşündüğü, sezinlediği, arzuladığı, korktuğu fark edilirse bu tür bir ilişki kalıcı olmaz.”
Nietzsche yaramaz çocuk gibi ona buna sataşıyor. Kendinden önceki ve çağdaşı birçok filozof ve psikolog nasibini almış sataşmalardan. Hatta sevdiği arkadaşı Wagner de. Alman düşüncesine, Alman yazınına, Alman felsefesine ve Alman müziğine katlanılamayacak kadar ağdalı deyip verip veriştiriyor. Haklı olduğu yanları elbette var. Ama o çocuksu tavrı, hiciv dolu dili ciddiyetini bir nebze azaltmış. Kitapta kadınlar da maalesef nasiplerini almışlar. Özellikle kadınların sadece görünüm olarak kendilerini iyileştirmeye çalışmaları ve bilime ve felsefeye dair neredeyse katkılarının sıfır olmasından dem vuruyor. Hele bir yerde kadınlar bile birbirlerine katlanamazlar, birbirini öven bir çift kadın bulamazsınız diyor. Düşündürücü.
Kitap fazlasıyla aforizma içeriyor. Bir çok şeye ışık tutmakla
beraber otur anlat deseler ne kadarını nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Hayli zor yine Nietzsche’yi okumak. Ama eğlenceli.
İlk kez hiç araştırmadan tamamen içgüdüsel olarak aldığım bir kitabı bu kadar beğendim. Yazarın dili çok akıcı. Olay örgüsü ve ters köşeleri ile muhteşem olmuş diyebilirim. Ayrıca karakterlerin tasviri de başarılıydı. Özellikle Annabelle karakteri eti ve kemiğiyle karşımda idi sanki. Psikolojik tahlilleri yeter düzeyde idi. Ayrıca doktor olmama rağmen taşıyıcı annelik hakkında birçok şey öğrenmiş oldum.