Ruhunda sükunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir,ama hakikatin peşindeki insanlar iç huzurundan vazgeçip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadır.
Bütün insanlar kısmen kendi, kısmen de başkalarının düşüncelerine göre yaşar ve davranırlar. Aslında insanlar arasındaki en temel fark, insanların ne kadar kendi düşüncelerine göre davrandıklarındadır.
Yapıyorlar, ama ne yaptıklarının bilincinde değiller, birtakım alışkanlıklar edinmişler, ama bunun nedenini bilmiyorlar; ömürleri boyunca dolaşıp durdukları halde yollarını bulamıyorlar: Kitleden ayrılamayan, koyun gibi onların peşinden gidenler için doğaldır bunların tümü.
Biri sağlıklı, soyunun karnı tok sırtı pek rahatlığı ve uzun tembellik yılları içinde yiyip içip semirmişti;öbürü ise babadan oğula sürüp giden yüz yıllık emeğin ve açlığın sonunda eriyip bitmiş her yanı su toplamış, yorgunluktan ayakları tutulmuş bir hayvanın içler acısı çirkinliğine bürünmüştü; her ikiside birbirinin çekiciliğine kapılmışçasına karşı karşıya duruyorlardı.