Atatürk'le aynı sofraya oturmuş, Atatürk'ü yakın çevresinden dinlemiş, döneme tanık olmuş yazarlardan Mustafa Kemal'i okumak...
Zekası, cesareti ve bilgisi duygusal zekasıyla da birleştiğinde mucizeler yaratan Tek Adam...
Keşke 3 cildin her bir satırını paylaşabilseydim...
İdam fermanlarının üzerine yürüyen, tutuklama emirlerini kararlığına hapseden, son kuruşuna kadar vatanına harcayan, azminin gücünü millette birleştirerek halkıyla mücadele eden, vefatından sonra aynı meydanda savaştığı kumandanları bile ağlatan bir dünya lideri...
Bugün lime lime satılan, her kuruşu sömürülen, fikirlerin yasaklı, adaletin tutsak olduğu bu topraklarda hala bir kurtarıcı bekliyorsak eğer, biz hiç Mustafa Kemal'i anlamamışız demektir.
Elinde asker bile yokken kazandığı savaşların, cebinde tek kuruş yokken kurtardığı vatanın, halka rağmen aydınlığa çıkardığı milletin tarihini masal gibi okuyor, hikaye gibi dinliyoruz demektir.
O'ndaki idealist zihniyete, mücadeleci ruha, azimli duruşa sahip olmadıkça kimse bu ülkeyi kurtaramayacaktır.
Oysa ki rehber karşımızda, harita elimizde...
Küçük bir çocuğun hayallerinden doğan cumhuriyet; yetişkin sayılan yetişmemişlerin bencilliğinde, aç gözlülüğün bağnazlığında boğulmuş zihniyetlerde, vatan değil koltuk sevdası taşıyan ellerde hırpalanıp eriyor...
Siyaset ticaretinin, din sömürgeciliğinin işgali altındaki bu ülke Mustafa Kemal Türkiyesi'ne kavuşmayı bekliyor.
Çünkü Atatürk'ün ilericilik zihniyeti sloganlaşmak, inkilap anlayışı geçmişi aramak değildi. O'nun bıraktığını daha ileriye taşımaktı.
Peki Mustafa Kemal'in bu vasiyetini yerine getirerek, mücadelesinin hakkını ödemeye çalıştık mı?
Atatürkçü olmak onun ideolijisini, duygularını, duruşunu, mental yapısını anlamak ve yaşatmaya çalışmaktır. Hatta konuşmasıyla, kurduğu iletişimle,