Bir ışık gösteren olsaydı eğer, tek bir ışık,Biz o karanlıkları bin parça edip çıkmıştık.İki üç yüz senedir serpilemiyor bizde gençlik;Çünkü zavallının geleceğine inancı bitik.
"Burjuva bir uygarlık bizimkisi. Bu terimi Marksçı anlamıyla kullanmıyorum. Tavuk! Modern sanat ve din sözlüklerine göre, evrenin biz gönül rahatlığıyla kullanalım diye; bize huzur, rahat ve destek sağlaması için yaratıldığı yolundaki görüş bir burjuva görüşüdür. Işık saniyede üç yüz bin kilometre hızla yol alır ki, biz saçlarımızı görerek tarayabilelim ve gazetede jambonun düne göre daha ucuz olduğunu okuyabilelim.."
### I.
olmadım!
dağların sabrına sığındığımdan beri
olduğum yok artık benim.
bulamadım, taş neden yüzünü döndü bana
ne söyleyecekti eğilip baktığım su
rüzgâra kapılmış sağrısı o atın
bana ne dileyecekti?
âh ki durmadım dünyada soluklanmak için.
koyun koyuna uyuduğumuz
tepedeki çimenlikten beri
çok vaadiyle dünyanın
çok gözler gelip geçti canımdan
ama
olmadım!
hepsi birdi sevgilim
nasılsa sonunda hepsi birdi.
### II.
filizkıran fırtınasıydı hayatım!
iyi hatırla!
kimin yüzüyle gelmiştin bana
bir begonvil, bir serçe, bir sabah ıslığı
kimin yüzüyle hayatım?
ayrıldığımızda kimdik
şimdi hangi gövdenin içindeyiz
küçük bir çıngırak çalarken sabahları..
bağışla!
bazı zamanlar unutuyorum
yola uzun bakmayı.
bazı şarkılardan geçmeyi örneğin:
Örnek vermek gerekirse, soğuk ve sıcak her ne kadar “zıtlar” olsa da gerçekte aynı şeydir; farklar yalnızca aynı şeyin farklı derecelerinden kaynaklanır. Bir termometreye bakın ve sıcağın bitip soğuğun başladığı yeri bulmaya çalışın! Mutlak sıcak veya mutlak soğuk diye bir şey yoktur. “Sıcak” ve “soğuk” terimleri yalnızca aynı şeyin farklı derecelerini işaret eder ve kendini sıcak veya soğuk olarak gösteren bu “aynı şey” sadece titreşimin bir oranı, çeşidi ve biçimidir. Demek ki sıcak ve soğuk, ısı dediğimiz şeyin iki kutbundan başka bir şey değildir, burada görünen fenomenler Zıtlık İlkesinin tezahürleridir. Aynı ilke, aslında aynı şeyler olan, farkın fenomenin iki ucu arasındaki derece farkına dayandığı “Işık ve Karanlık” tezahürleri için de geçerlidir. “Karanlık” nerede bitiyor, “ışık” nerede başlıyor? “Büyük ve Küçük” arasındaki fark nedir? Sert ve yumuşak? Siyah ve Beyaz? “Keskin ve Küt”, Ses ve Sessizlik? Yüksek ve Alçak? Artı ve eksi? Kutupluluk prensibi bu paradoksları açıklar, başka hiçbir prensip onun yerini alamaz. Aynı prensip Zihinsel Plan’da da geçerlidir.