Bazen rast gelip hatta senden güzel bulduğum kadınlara bakıyorum da kendi kendime hiçbirisini senin kadar, senin gibi sevemeyeceğime yemin ediyorum. Sende bir şey var, öyle bir şey ki hiçbirinde rastlamıyorum... Öyle bir şey ki işte bütün endişelerim senin yanında yok oluyor. Ruhuma bir şifa, bir huzur geliyor! Dudaklarını gözlerime dokundurduğun zaman bütün canımın koşa koşa gelip toplandığını, orada sana kavuşmaktan mesut olarak kaldığını hissediyorum. En çok da şimdi bana öyle geliyor ki ben dünyada senden başka hangi kadını alsaydım hiçbirisiyle senin gibi olamayacaktım; senin gibi böyle samimi, ruhuma kadar, böyle canıma kadar samimi...
Gencin kıza dair yargısı tamamen tapınmakken, onda hiçbir kusur bulamıyorken, kızın bazı önemsiz şeylerde gence yönelik parça parça eleştirileri olabiliyordu. Ama ona dair bütünsel bir yargıya varırken bu parçaları toplamayı unutuyor, genci hayata anlam veren, uğruna seve seve yaşayabileceği ve seve seve ölebileceği harika bir varlık olarak görüyordu. Sık sık dalıp gittiği uyanık rüyalarda, kendini onunla ilgili çeşitli ortamlarda hayal ediyor, yaşarken yeterince dile getiremediğini hissettiği aşkını, sonunda hakkınca ifade etmiş olarak onun uğruna ölüyordu.