yirmi beş yüzyıl boyunca duygulanımların tam anlamıyla dişil unsur, aklın ise eril unsur olduğunda ısrar edilmiştir. Carla Lonzi’nin gayet güzel özetlediği gibi, “Erkek logos, kadın eros”tur. Bu hikâye o kadar çok ve o kadar ısrarla anlatıldı ve vurgulandı ki, en sonunda pek çok kişi buna inandı ve hâlâ da inanıyor; üstelik inananlar arasında pek çok kadın da var ki kendilerine (kahve gibi) fokur fokur duygu ve his dünyasının, erkeklereyse (buz gibi) soğuk rasyonellik ve mantık dünyasının düştüğüne inanıyor.
• Ama öyle şeyler oluyordu ki, ben istediğim bahaneyi uydurayım, istediğim çiçeği ekeyim, balkonu botanik parkına çevireyim, “Canım evim” diye duvarlara falan sarılayım, kapıyı pencereyi dışarının çirkinliğine istediğim kadar sıkı sıkı kapatayım, dışarıda fokur fokur kaynayan cinnet açık unuttuğum bir aralık bulup içeriye süzülüyor, beni ağılı bir duman gibi sinsi sinsi zehirliyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yani burası baştan aşağı fokur fokur kaynayan bir kıskançlık ve nefret kazanından ibaretti; burada sadakate ve ahlaka yer yoktu, tek bir dolar bile bir adamdan daha önemliydi. Ahlakın olmamasından da fenası, dürüstlükten eser olmayışıydı.
Sadece kitap ölümsüzdür, sadece onun kapakları dalgaların üzerinde yükselecek, sadece fokur fokur hayat kaynayan sayfalarının arasındaki mahluklar hayatta kalacak.