…tam bizim tanrı’yla tanıştırılacakken birden hepsi bitiveriyordu. buraya ve şimdiye geri dönüyordunuz bir şekilde sızlanarak, çeneniz ühü ühü ühü demek için açılıyordu azimle. şimdi, bu çok güzel, ama çok korkakça. bu dünyaya sırf tanrı’yla bağlantı kurmaya getirilmediniz. böyle şeyler insanın tüm gücünü ve iyiliğini tüketebilir.
Hemşire bir telaş bebeği kaçırırken, Esme başının tepesin-deki sarmal saçları, denizyıldızına benzeyen sıkılmış yumru-ğunu görüp ühü ühü diye ağlayan sesini duyuyor oğlunun. İn-sanlar, adamlar, koca koca adamlar, ellerinde kayışlar, iğneler ve ceketlerle ona doğru koşuyor. Esme'yi ipsiz bir kukla gibi yüzüstü yere seriyorlar; elinde kalan tek şeyin battaniye, o yeşil battaniye olduğunu görüyor, ellerinde açılmış, bomboş kalmış, Esme karşı koyuyor, çığlıklar atıyor, başını kaldırıp bebeği alan hemşirenin ayaklarını görüyor, yürüyerek giden hemşire-nin ayakkabılarıyla bacaklarını görüyor ama bebeğini göremi-yor. Başını biraz daha kaldırıp onu görmek, son bir kez görmek istiyor ama biri yüzünü karolara bastırınca, o bağırış çağırışın ve alarm seslerinin arasında, koridorda uzaklaşan ve sonunda kesilen ayak seslerini dinlemekle yetinmek zorunda kalıyor.