Hayattan umudunu kaybetmiş, yaşama hevesi kalmayan insanların uğradığı ve ölmek için eşya satın aldıkları bir dükkan. Dükkanı işleten Tuvache ailesi ve ailenin en küçük çocuğu Alan; ailesinin aksine pozitif, yardımsever, güler yüzlü, etrafına neşe saçan bir çocuk. Dükkana gelen müşterileri yaşamaya ikna etmesi ile birlikte babası sinirlenerek onu disipline etmek için bir kampa gönderir. Bir süre sonra ailesi Alan'ın o sert kampta ne durumda olduğunu düşünerek endişelenir ve onu özlerler. Oysa geri döndüğünde Alan pozitifliğinden hiçbir şey kaybetmemiş ve gittiği yere de neşe saçmıştır. Ailesi de onun dönüşünü sevinçle karşılamış ve yavaş yavaş dükkanın işleyişi değişmiştir. Artık umutsuz insanları öldürecek eşyalar yerine insanları güldürecek ve onları eğlendirecek eşyalar satmaya başlarlar. Fakat işin sonunda nesillerdir işlettiği dükkanın bu hale geldiğini gören baba oldukça sinirlenir ve Alan'a sertçe çıkışır. Kitabın sonunu söylemeyeceğim. Okuyacaklar bu sürpriz son karşısında kitabın kapağını kapatıp birkaç dakika duvarla bakışabilir. Ama beklenmedik sonuna rağmen kitap konusu ve diliyle oldukça sürükleyici ve etkileyiciydi.
Aslında bizler de Tuvache ailesi gibi olabiliriz. Belki çoğunlukla mutsuz ve depresifiz, belki hayatımız istediğimiz gibi gitmiyor ve yaşamdan zevk almıyoruz. Ama dışımıza vurduğumuz tüm bu negatifliğin aksine içimiz de hayatı ve insanları seven bir taraf var. Hepimiz zaman zaman bu hayatın yaşanmaya/sevmeye değer bir tarafının olmadığını söyleriz. Ama yine de bu hayatı yaşar ve onu severiz.
Herkese keyifli okumalar ^^