Bana kalırsa, reenkarnasyon diye bir şey var ve bütün kimlikler aynı hayatta yaşanıyor. İnsan bir ömür içinde öyle çok defa başka birine dönüşüyor ki, dönüp geriye baktığında hangisinin kendisi olduğunu bulup çıkarmakta zorlanıyor. Kimdim ben? Şenlikli alkışlar eşliğinde doğum günü pastasını kesen gamsız çocuk mu? Büyüyünce yazar olmak isteyen hayalperest ergen mi? Çok mutlu sandığı annesini salonun tavanında sallanırken gördükten sonra artık hiçbir şey istemediğini fark eden bahtsız liseli mi? Her sabah kalkıp neden gittiğini bile bilmediği fakültenin yolunu adımlayan umutsuz üniversiteli mi? Sefil bir bankonun ardında oturup bütün gün banknotları ve saniyeleri sayan bezgin bankacı mı? Aile kurmakla yarım kalmış bir şeyleri tamamlayabileceğini umarak apar topar evlenen eksik kadın mı? Önce çocuk istediğine karar verip hamile kalan, sonra içinden bir anne çıkaramayacağını anlayıp kürtaj olan yarım kalmış anne mi? Beklenmedik bir aşkın kollarında, uzun zaman evvel emekliye ayırdığı yaşama sevincini arayan aptal âşık mı? Neşesini ararken kendini kaybeden aşk kurbanı mı? Hangisi bendim? Aşk acımı unutmak için bunların hangisini affetmeliydim?
Sayfa 166·Kitabı okudu
Alıntı
Çaresizlerin çaresi Allah'tır!
O gün bu sözü anlayamamıştım tam, bir nevi anlık teselli cümlesi gibi gelmişti. Lakin büyüdükçe anladım ki insan nefes aldığı sürece Allah'tan ümit kesmemeli, hiçbir derdin aşılmaz olduğunu düşünmemeliymiş. Gerçekten de inanan insan için çare bitmez çünkü. Madem ki Allah var, çıkacağız düze, madem ki Rabbimiz bize yâr, çare gösterecektir dertlerimize. İmanla, sabırla, dua ve niyazla arayışa devam daima. İnsan görünmez acılar içinde, gizli saklı dertlere müptela olmuş durumda, bir sıcak ilgiye muhtaç vaziyette. Her şeye kâdir olan Mevlamıza güvenerek ve O'ndan medet umarak, birbirimizle yardımlaşmak, dayanışmak zorundayız. Çaresizlerin çaresi Allah'tır, kullarının dertlerine bizleri çare olarak vesile kilarsa ne mutlu, dert seferberliği mühim, dile getirdiğimiz ele gelsin, amin.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
1000Kitap
Reklam
Takva Allah'ın mükafatını umarak Allah'tan gelen bir nur (anlayış hidâyet) üzere Allah'ın emirlerini yerine getirmendir. Ve takva Allah'ın cezasından korkarak Allah'tan gelen bir nur üzere Allah'a isyan etmeyi terk etmendir.
İyi Adamların ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olmak yerine, gizli sözleşmeler ve bakıcılık yalnızca hayal kırıklığına ve kızgınlığa yol açar. Bu hayal kırıklığı ve kızgınlık yeterince uzun sürdüğünde, genellikle o kadar da hoş olmayan şekillerde ortaya çıkar. Almak için vermek, kurban üçgeni adı verilen bir çılgınlık döngüsü yaratır. Kurban üçgeni öngörülebilir üç diziden oluşur: 1) İyi Adam, karşılığında bir şey almayı umarak başkalarına verir. 2) Verdiği kadar almıyor gibi göründüğünde veya beklediğini alamıyor gibi göründüğünde, hüsrana uğramış ve kırgın hisseder. Unutmayın, İyi Adam skoru tutan kişidir ve tamamen objektif değildir. 3) Bu hayal kırıklığı ve kızgınlık yeterince uzun sürdüğünde, öfke atakları, pasif-agresif davranışlar, somurtma, öfke nöbetleri, geri çekilme, utandırma, eleştirme, suçlama, hatta fiziksel istismar şeklinde ortaya çıkar. Döngü tamamlandıktan sonra, genellikle her şey yeniden başlar.
“Çok büyük aşkla başlayan duygusal ilişkilerin neden çok kötü sonlarla bittiğini biliyor musun? Çünkü karşımızdaki kişinin eksikliklerimizi tamamlamasını bekliyoruz, değil mi? Tatmin olmamış ihtiyaçlarımız üzerinde çalışmadığımız sürece, sevdiğimiz kişinin beklentilerimizi karşılayacağını umarak onu kafamızda idealize ediyoruz. Sevdiğimiz kişi bizim aksaklıklarımıza cevap verme ve onları besleme rolünü üstleniyor. Böylece büyü ortadan kaybolduğunda çoğu zaman bir felaketle sonuçlanan, karşılıklı bağımlılık üzerine kurulu bir ilişki içine giriyoruz.”
Sayfa 216·Kitabı okudu
Zayıf bir zehri düzenli olarak alırcasına ağır ağır öldüm. Bu benim uzun soluklu in­tiharımın özetidir. Kurum ve kuruluşlardan özgürlük umarak geçirdiğim yıllar öldürdü beni. Hiçbir şeysiz­liğimin açıklaması: zaman içerisinde bitti hayatım.
Sayfa 140
Reklam
Reklam