_İnsan nasıl canını kurtarmak için kaçarsa bir ayıdan, ben de öyle kaçıyorum karım olduğunu iddia eden o karıdan. Ben artık kendimin değilim. Ben bir eşeğim. Bir kadının kocasıyım. Üstümde hak iddia eden kadına aitim. Siz nasıl atınız üstünde hak iddia ediyorsanız o da benim üstümde öyle. Bir hayvana sahip çıkar gibi istiyor beni. Hani beni bir hayvan gibi istemesinden geçtim, asıl kendisi fevkalade hayvan olduğu için benim üstümde hak iddia etmesine bozuluyorum. Öyle bir terliyor ki, o terin içinde insanın kunduruları batağa saplanır. Tohumu öyle. Nuh tufanı bile temizleyemez. Boyu ile eni aynı efendim. Bir küre gibi yusyuvarlak, üzerinde dünyanın bütün ülkelerini sayabilirsiniz. Saygı duyulacak hacimli bir gövdesi var, onu gören korkudan özür dilemeye kalkabilir. İrlanda, gövdesinin tam tamına kuyruk sokumunda efendim, bataklığa düşünce anladım. Kadın mutfakta çalışan bir hizmetçi, tepeden tırnağa yağ içinde yüzüyor. Onunla ne yapacağımı pek kestiremiyorum. Belki bir kandil yapılabilir ve onun ışığıyla ondan kaçılabilir. Sırtındaki iç yağlı paçavraların bütün bir kış lehistan'ı ısıtacağından eminim. Kıyamete kadar dayanırsa, muhakkak bütün dünyadan bir hafta fazla yanar.
_Dünyada mıyım, cennette mi, yoksa cehennemde mi? Uykuda mıyım, uyanık mıyım? Aklımı mı kaçırdım, yoksa sağduyum yerinde mi? Bunlar beni tanıyorlar, ben kendimi tanımıyorum! Ne derlerse onlara uyacağım, sonuna kadar dayanacağım. Bu belirsizlik içinde tüm serüvenleri göze alacağım.
_Söylentilere göre bu kent, düzenbazlıklarla doluymuş. Eli çabuk hokkabazlar, gözbağcılar, akılları çelen karanlık büyücüler, bedenleri sakatlayan ruh öldürücü cadılar, kıyafet değiştirmiş dolandırıcılar, yalan söyleyerek kazanç sağlayanlar. Buna benzer günahkârlarla dolu bir kentmiş burası. Eğer bu doğruysa, ne kadar