Tek kelimeyle: Sürükleyici
10/10
·352 syf.··
2026 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 18:05
Imkansızın şarkısı her dinlediğinde bedel ödetir. Çok akıcı ve ustaca yazılmış bir kitap. Hayatındaki hayaletlere ümitler bağlayıp takılıp kalanlar kaçırdıkları gerçek canlı hayat içinde sürüklenip yitip gidiyor. Hepimize çarpıcı mesajlar var kitapta, elimizdeki fırsatları kaçırmadan uyandırıyor. Olmayacak hayalleri bırakıp yanımızda olanın kıymetini görmek.
1000Kitap
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 11:55
(arkakapakyazısı) “Yayımlandığı dönemde büyük ilgi gören ve sevilerek okunan Genç Kız Kalbi, İstanbul’a akrabalarını ziyarete gelen genç bir kızın günlüğünden aktarılan sayfalardan oluşur. Olayların merkezinde, platonik bir aşkın yer aldığı romanda, Pervin’in aşk ve evlilik konusundaki düşünceleri anlatılırken, Mehmet Rauf kadın erkek eşitliği, birey ve toplum eğitiminin önemiyle ilgili görüşlerini ve seçkin görünen zümrenin sürdürdüğü hayata dair eleştirilerini de dile getirir. Akıcı bir üslupla kaleme alınan Genç Kız Kalbi’nde, kahramanın iç dünyasında yaşadığı gelgitler, arayışlar ile sevinç, üzüntü, umut gibi duyguların dikkat çekici bir gerçekçilikle ifadesi Mehmet Rauf’un derin gözlem gücünü ortaya koyar.” Pervin’in büyük umutlarla geldiği İstanbul’da gözlemlediklerini yazdığı günlüklerle anlatılıyor tüm olaylar ile genç kızın bunlarla ilgili duygu ve düşünceleri. Yetiştirilme tarzı ile toplumun beklentilerinin uyuşmamasının yarattığı ikilem, kadının toplumsal kurallarla kısıtlanan hareket alanı ve baskıcı bir babanın egemenliği altında yaşayan bir ailenin rutini anlatılıyor genç kızın ağzından. Ailesinde ve amcasının ailesinde gözlemledigi farklı ilişki dinamiklerini, kadın erkek ilişkilerinde, kadının seçim hakkının olmamasının sonuçlarını ve İstanbul’da tanışıp fikirleriyle kalbini kazanan genç bir şairle ilgili umutlarını da öğreniyoruz bu günlükten. Aslında, çok basite indirgemiş gibi olmak istemiyorum ama, günümüz tabiriyle bu bir,“hayaller ve hayatlar” öyküsüydü diyebilirim kısaca. Toplumsal hayatla ilgili en çarpıcı tespitlerinden biri de, kişisel olarak fikirlerimiz ne yönde olursa olsun, bir noktada, toplumun dayatmalarına uyum sağlamak zorunda kalmanın yarattığı hayal kırıklığıydı kanımca. Toplumdaki aile ve kadın erkek ilişkileri ile ilgili yerinde
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202310,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yalanları ayarlama enstitüsü
9/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2026 88. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 22:41
​Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilanına ve sonrasındaki modernleşme çabalarına kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsayan bu eser, bu süreci bir tarih kitabı gibi değil, zihniyet değişimi üzerinden ele alır. Hikâye; absürtlük ve ironi ile Doğu ve Batı yaşam tarzı arasında sıkışmışlığın sembolüdür. Hayri İrdal; Osmanlı sonu ile yeni Cumhuriyet dönemi arasında sıkışmış bir karakterdir. Eski zamanda her şeyin bir anlamı ve ruhu varken, yeni gelen zaman ile modernleşme, ruhsuzluk ve bürokrasi hâkim olmuştur. Batılılaşma yenilik için gereklidir ama eser, halkın gerçeklerinden kopuk yürütülen bazı modernleşme adımlarının bir eleştirisidir. Enstitü, aslında hiçbir işe yaramayan bir kurumdur; çünkü zaten şehirdeki tüm saatlerin aynı olması imkânsızdır. Buna rağmen devasa bir bina tutulur, müdürler atanır ve halktan "ayar vergisi" toplanır. ​Romanın dört bölümü, Türkiye'nin değişim evrelerini temsil eder: ​Büyük Ümitler: Hayri’nin çocukluğu ve eski İstanbul. ​Küçük Hakikatler: Hayri’nin işsizliği, sefaleti ve "ayarsızlığı." ​Sabah Yürüyüşleri: Halit Ayarcı ile tanışma ve enstitünün "yalan" üzerine inşası. ​Her Mevsimin Bir Sonu Vardır: Enstitünün tasfiyesi ve gerçekle yüzleşme
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Boğazda Düğümlenen Bir Tatlı: Altı Harfli Bir Tatlı
10/10
·248 syf.··
2026 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 10:16
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatıp kenara koyamazsınız; içindeki karakterler sizinle yaşamaya devam eder. Şermin Yaşar’ın bu kitabı da benim için tam olarak böyle oldu. Kitabı bitirdiğimde şunu düşündüm: "Hep bırakılanları konuşuyoruz, bırakanları ise hiç dinlemiyoruz..." Yalnızlık ve Kimsesizliğin Kesişme Noktası Hikaye, bir köyde yolları kesişen Selime Teyze ve Meltem’in birbirine yaslanışını anlatıyor. Selime Teyze, eşini genç yaşta kaybetmiş, çocuklarını binbir emekle büyütmüş ama günün sonunda o çok özlediği "kalabalık sofralara" hasret kalmış bir kadın. Bir kızı evlenmemiş, diğeri boşanmış ve kendi sancılarıyla meşgul, oğlu ise eşinin baskısıyla annesine sırtını dönmüş... Selime Teyze sadece kapısının çalınmasını, torunlarının okul çıkışı gelmesini, sessizliğin sesle bölünmesini bekliyor. Öyle bir bekleyiş ki bu, sonunda her şeyi bırakıp bir köye taşınıyor; sırf "Acaba beni arayacaklar mı?" diye kendi içinde bir sınav veriyor. Meltem ise hayatı boyunca "bir yere ait olma" çabasıyla kavrulmuş. Annesi tarafından terk edilmiş, babasının kurduğu yeni ailede kendisine bir yer bulamamış, üvey annesi tarafından istenmemiş bir çocukluk... Babasının evine her gidişi bir umut ("belki bu kez kal der"), her dönüşü ise upuzun bir hayal kırıklığı. Onu büyüten babaannesi ve dedesiyle geçen akşamlar, erkenden uyuyakalan yaşlıların sessizliğinde kurulan hayaller ve her kapı çalışında "Annem mi geldi?" diye dolan o masum ümitler... Tatlıların Acı Hatıraları Kitapta beni en çok sarsan detay, yediğimiz tatlıların bazen en büyük acılarımıza şahitlik etmesiydi. Meltem, bazı tatlıları hayatı boyunca bir daha yiyemiyor; çünkü o tadın altında ezilen bir veda ya da bir hüzün var. Meltem’in evliliğinde de sadece "sevilmek ve dinlenmek" istemesi ama eşi tarafından bir
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
10/10
·232 syf.··
2026 5. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 23:14
‘Beklenti’ kelimesini öyle güzel anlatmış ki kitap. Koca bir ömür boyunca bir kalede gerçekleşmesi ihtimali çok az olan bir savaşın beklentisi. Bir askerin gündelik yaşamın zevklerinden kendisini -bir nevi tecrit- mahrum bırakarak görevini yerine getirmek amacıyla geçen bir ömrün hikayesi. Belki ciddi bir gelişme olur, düşman gelir ve biz asker olduğumuzu hissederiz umuduyla geçip giden yıllar… Düşmanın bırakın sesinin gelmesini yelinin bile esmediği, Tanrı’nın unuttuğu bir kalede ömrünün sonuna kadar aynı beklenti içinde yitip giden Drago’nun hikayesi… Üzülerek okudum. İnsanı acı,keder yıkmaz ama verilen ümitler, beklentiler yıkar diye düşünüyorum. Drago’nun, Ortiz’in ve daha nicelerinin durumu tam da böyle. Geçip giden zamanın senden de bir şeyler götürdüğünü fark ettiğinde ise beklentin/umudun gerçekleşse de giden gitmiştir. Sanırım en acısı da bu. Gençliğin, tazeliğin gittikten sonra hayatının anlamı da kalmamıştır bir nevi.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
9/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 00:11
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Elias Canetti'nin Körleşme eserinden sonra okurken zorlandığım eserlerden biri oldu. Bir çırpıda okunup kenara koyulabilecek bir eser değil, bazen oturup 20-30 sayfa okuduğum zamanlar da, 1-2 sayfa okuyup durup düşündüğüm zamanlar oldu. Bitirdiğimde anlamlandırabilmek için akademik makalelere baktım. İncelememi de makaleler doğrultusunda yazacağım. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı üzerine yazılan akademik makaleler, eseri genellikle modernleşme sancıları, zaman disiplini ve toplumsal ironi çerçevesinde ele almışlardır. Bu çalışmalar, romanın sadece bir kurum hikâyesi değil, iki uygarlık arasında bocalayan Türkiye’nin hicivli bir panoraması olduğunu vurgulamaktadırlar. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Türk edebiyatındaki mihenk taşlarından biri olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü, toplumun geçirdiği zihinsel ve yapısal değişimleri dört farklı evre üzerinden, ironik bir üslupla ele alır. Eserin olay örgüsü ve tematik gelişimi şu bölümlerden oluşmaktadır: I. Büyük Ümitler: Gelenek ve Hurafeler Dünyası Romanın ilk kısmı olan bu bölümde, Tanzimat öncesi dönemin ruhu Hayri İrdal’ın çocukluk anıları ve aile çevresi üzerinden yansıtılır. Bu dönemin temel karakteristiği, rasyonellikten uzak, batıl inançlara ve hurafelere dayalı bir toplumsal yapıdır. II. Küçük Hakikatler: Bocalama ve Arayış Dönemi Tanzimat döneminin yarattığı kültürel ikiliği merkezine alan bu bölüm, Hayri İrdal’ın savaş sonrası yaşam mücadelesini ve ruhsal savrulmalarını konu alır. III. Sabaha Doğru: Kurumsallaşan Taklitçilik Cumhuriyet'in ilk yıllarına odaklanan bu bölümde, toplumsal statü ve güç dengelerinin nasıl hızla el değiştirdiği eleştirilir.Yazar, bu kurum üzerinden içi boşaltılmış bürokrasiyi, köksüz devrim hareketlerini ve şekilsel Batı
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma