"BATISIZLIK"
"Zorla çalıştırmak için köle almak çok eski bir uygulamaydı. Örneğin Umman Sultanlığı, Zanzibar ve Mombasa'da imparatorluğunu kurarken Doğu Afrika kıyılarından esirler aldı. Ancak Avrupalılar açık ara en acımasız ve sistematik köle tüccarlarıydı ve Amerika'da Avrupalılar tarafından işletilen plantasyonlar Afrikadan gelen köle işgücü olmadan kârlı olamazdı. Portekizliler ve İspanyollar 1500'lerin başlarında Batı Afrika'dan aldıkları köleleri Amerika'da çalıştırmak için gemilerle taşıyorlardı. İngilizler ve Hollandalılar da çok geçmeden bu tüyler ürpertici işe dâhil oldular.
John Hawkins, 1562'de Batı Afrika'dan Karayipler'e kraliyet tarafından onaylanan ilk İngiliz köle misyonunu yönetti. Bir asır sonra, İngiltere'nin Kraliyet Afrika Şirketi, transatlantik köle ticaretinde önemli bir oyuncu olarak kendini kabul ettirdi. Batı Afrika, Avrupalıların yerleşmek için mücadele ettikleri, çoğu zaman hastalıklara yenik düştükleri ve Yeni Dünya kolonilerindeki kâr artırmak için sistematik olarak insansızlaştırdıkları topraklardı."
Batı’nın yüzyıllardır kurduğu düzenin çatırdamaya başladığı bir çağdayız. Bir zamanlar dünyanın ekonomik, kültürel ve siyasi merkezini temsil eden Batı, artık aynı mutlak güce sahip değil. Ve belki de ilk kez, dünyanın geri kalanı bu değişimi sadece izlemiyor; doğrudan şekillendiriyor.
“Batısızlık” kavramı burada devreye giriyor. Bu durum, Batı’nın gerilemesi, dünyanın geri kalanının yükselişi, sesini daha güçlü duyurması ve küresel dengelerin çok merkezli bir yapıya dönüşmesi demek.
Uzun yıllardır alıştığımız “Batı merkezli dünya” fikri artık sorgulanıyor. Çünkü ekonomik güç Asya’ya kayıyor, nüfus dengeleri değişiyor, kültürel etkiler çeşitleniyor ve yeni aktörler sahneye çıkıyor.
Bugün Çin’in ekonomik yükselişi, Hindistan’ın demografik