Her Ülkeden Bir Kitap - 48 Umman
9/10
·224 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 21:28
Her Ülkeden Bir Kitap okuma yolculuğumda bu sefer durağım Umman oldu. Yazarımız Jokha Alharthi; Dolunay Kadınları ile 2019 Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanmış. Umman edebiyatından dilimize kazandırılmış başka bir yazar bulamadım. Hikaye üç kız kardeşin etrafında dönen yüz yılı aşkın bir anlatımı kapsıyor. Kitapta sürekli zaman atlamaları ve farklı karakter ile anlatmalar mevcut. Üç kız kardeşin yanında, eşleri, eşlerin akrabaları, çocukları hatta köleler de anlatıcı konumunda oluyor. Bu anlatım türüne ne kadar alışık olmasam da keyifle okuduğumu belirtmem gerek. Kitapta dini baskı yüzünden zulüm gören kadınları görmeyi beklerken; yazarımız, daha modern bir ülke görüntüsü çizmiş. Tam modern de diyemeyiz. Daha çok “gelenek ile modernlik arasında denge kurmaya çalışan bir toplum” görüntüsü verilmeye çalışılmış. Kitaba edebi açıdan bakarsak “Mozaik Roman” diyebiliriz. Ne kadar üç kız kardeşin başrolde olduğu bir kitap gibi gözükse de farklı karakterlerin de katılımıyla Umman’ın yüz yıllık bir portresi çizilmiş. Kitabı tavsiye ediyorum fakat şu an baskısı yok. Umarım en kısa zamanda tekrar basılır.
Dolunay KadınlarıJokha Alharthi · Timaş Yayınları · 2021463 okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 150. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 12:52
"BATISIZLIK" "Zorla çalıştırmak için köle almak çok eski bir uygulamaydı. Örneğin Umman Sultanlığı, Zanzibar ve Mombasa'da imparatorluğunu kurarken Doğu Afrika kıyılarından esirler aldı. Ancak Avrupalılar açık ara en acımasız ve sistematik köle tüccarlarıydı ve Amerika'da Avrupalılar tarafından işletilen plantasyonlar Afrikadan gelen köle işgücü olmadan kârlı olamazdı. Portekizliler ve İspanyollar 1500'lerin başlarında Batı Afrika'dan aldıkları köleleri Amerika'da çalıştırmak için gemilerle taşıyorlardı. İngilizler ve Hollandalılar da çok geçmeden bu tüyler ürpertici işe dâhil oldular. John Hawkins, 1562'de Batı Afrika'dan Karayipler'e kraliyet tarafından onaylanan ilk İngiliz köle misyonunu yönetti. Bir asır sonra, İngiltere'nin Kraliyet Afrika Şirketi, transatlantik köle ticaretinde önemli bir oyuncu olarak kendini kabul ettirdi. Batı Afrika, Avrupalıların yerleşmek için mücadele ettikleri, çoğu zaman hastalıklara yenik düştükleri ve Yeni Dünya kolonilerindeki kâr artırmak için sistematik olarak insansızlaştırdıkları topraklardı." Batı’nın yüzyıllardır kurduğu düzenin çatırdamaya başladığı bir çağdayız. Bir zamanlar dünyanın ekonomik, kültürel ve siyasi merkezini temsil eden Batı, artık aynı mutlak güce sahip değil. Ve belki de ilk kez, dünyanın geri kalanı bu değişimi sadece izlemiyor; doğrudan şekillendiriyor. “Batısızlık” kavramı burada devreye giriyor. Bu durum, Batı’nın gerilemesi, dünyanın geri kalanının yükselişi, sesini daha güçlü duyurması ve küresel dengelerin çok merkezli bir yapıya dönüşmesi demek. Uzun yıllardır alıştığımız “Batı merkezli dünya” fikri artık sorgulanıyor. Çünkü ekonomik güç Asya’ya kayıyor, nüfus dengeleri değişiyor, kültürel etkiler çeşitleniyor ve yeni aktörler sahneye çıkıyor. Bugün Çin’in ekonomik yükselişi, Hindistan’ın demografik
Edebiyat
BatısızlıkSamir Puri · Yeditepe Yayınevi · 20252 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2026 176. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 15:18
Acılı ve sert günler yaşıyoruz milletimizin başı sağolsun. İnsanlar ve toplumlar birbirlerini böyle günlerde tanır kaynaşır ve acılarını bölüştükçe bir toplum olur. Kızılay'ın hala bölgeye yeterince ve zamanında çadır gönderemediğini bir düşünün.. Ellişer yüzer insanları birkaç çadıra tıkacaksın dahası var onca insanın tuvalet ihtiyacı onca insanın özellikle kadınların banyo ihtiyacı, yoksulluk dediğimiz şey bu, hepimizi düşündürmesi gereken ilk ve tek şey işte bu. Depremin altından şokla kalkmış dünya güzeli insanlarımızı gördünüz kamera kamera televizyon televizyon. Yaşadıkları suskunluk ve şok hepimize benziyor. 'nerde bu .mına koduğumun valisi diyen de tıpkı bizim refleksimizi gösteren bizim insanımız, 'Allah büyüktür ne yapalım' diyen de bizim kültürümüzün tıpkı bizim insanımız.
Hayata Dair
Bizi Kandırası Umman BulunmazNihat Genç · Cadde Yayınları · 201214 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 1. kitabı
Haricilerin içinde görece mutedil olan İbadilerin “alimlerinden” Salim bin Zekvan’ın muhtasar siyer/siret kitabı. Mutedil diye anılmasına rağmen Osman ve Ali radıyallahu anhuma’yı tekfir ediyor. Osman radıyallahu anh’ı zulümle suçlayıp tekfir ederken, Ali radıyallahu anh’ı ise Hakem meselesinden ötürü tekfir ediyor. Kitabın son bölümünde ise yine Haricilerden Ezarika taifesini ele alıp eleştiriyor. İbadiler bugün Umman’da resmi mezheptir. Umman halkı; Kral’ı müftüsü ve halkının çoğuyla Harici İbadi’dir. Yolunuz düşerse şaşırmayın. Günümüzde tekfir meselesine çokca atıf yapıp muasır Ehli Hadisi/Selefileri bu taifeyle bir tutanlar maalesef ki yalnızca tekfirden ötürü bir benzerlik kurarak bunu yapıyor. Oysa İslam, gayri İslami her inanç ve ehlini tekfir etmeyi dinin aslı/şiarı kılmıştır. Bununla beraber yine İslam’a müntesip olup sonradan hak yoldan sapanlarda tekfir edilmiştir. Dört mezhebin fıkıh kitapları “babul mürted” bahisleriyle dolu. Ama bugünün Mürcie’sine sorsanız İslam’da tekfir ya komple yoktur yahutta sadece fiile küfür denilir fakat faile kafir denilmez. O halde kime uygulanacak o mürted hükümleri? Bu anlayışta olan kimselere Mürcie deseniz hemen biz şöyle itikad etmiyoruz diyorlar, hakeza Kelam ehli olanlara siz Cehm bin Savfan ve Mutezile gibisiniz deseniz, hayır biz şöyle şöyle itikad etmiyoruz derler. Peki neden kendi sevmediğiniz tarafa gelince onlar Haricilerin herhangi bir kolu gibi itikad ediyor mu, mesela; büyük günah sahiplerini tekfir ediyorlar mı, sahabeyi özellikle de son 2 halifeyi tekfir ediyorlar mı, recm’i inkar ediyorlar mı, sünnetin hüccet olmadığını ve Müslümanların çocuklarının baliğ ve rüşd sahibi olana kadar Müslüman kabul edilmeyeceklerini söylüyorlar mı? Eğer bunlara bakmıyorsanız, bırakın bakmayı Haricilerin bu görüşlerinden
Din
Es-Sire Bir Harici -İbadi KlasiğiSÂLİM b. ZEKVÂN · ANKARA OKULU YAYINLARI · 015 okunma
9/10
·252 syf.··
2026 174. kitabı
Türk edebiyatı derin bir umman. Tafsilatıyla tanımak için bir yerden başlamak lazım. Divan edebiyatı daha uygun aslında başlangıç için ama ben es geçmiş bulundum. Tanzimat Edebiyatı, Servetifünun, İkinci Yeni, Fecri Ati gibi dönemlerin çoğu zaman yalnızca adını biliyoruz ve fakat arkaplanda cereyan eden olayların da bilinmesi bir zaruret halinde önümüzde duruyor. En azından edebiyat sahasında boy göstermek isteyenler için. Tanzimat Edebiyatı doğrudan doğruya 19.yy Osmanlı devrinin batılılaşma yıllarında attığı adımlarla ilintili. Siyasi gelişmelerin yön verdiği bir edebiyat dönemi. Tanzimat Fermanı, 1. ve 2. Meşrutiyetle beraber dallanıp budaklanan fakat Türk edebiyatının ciddi manada "kendi sesini aradığı" bir dönem. Kendi sesi çünkü, divan edebiyatının özümsendiği yaklaşık 600 yıllık bir imparatorluktan halkın konuştuğu, daha sade, anlaşılabilir, gerçekçi, günlük hayatın kaygılarını içeren bir edebiyat anlayışına dönüş çabası hakimdir. Dönem hakkında genel manada fikir edinmek için ideal. Tavsiye midir? Riskli. 9/10
Tanzimat ve Servetifünun EdebiyatıRauf Mutluay · Gerçek Yayınevi · 19883 okunma
Kasap | Joyce Carol Oates | Çeviren: Pınar Umman | Dedalus Kitap
Uygarlığın maskesi altında saklanan en vahşi arzular, bazen 'bilim' adı verilen o soğuk neşterin ucunda gizlidir. Joyce Carol Oates, Amerikan edebiyatının neden yaşayan en güçlü kalemlerinden biri olduğunu "Kasap" ile bir kez daha kanıtlıyor. 19. yüzyılın o puslu ve karanlık atmosferinde, New Jersey’deki bir kadın akıl hastanesinin steril ama kan donduran koridorlarına giriyoruz. Konusu: Kitap, sadece bir doktorun yükselişini değil; "gyno-psikiyatri"nin babası sayılan Dr. Silas Weir’ın kadın bedeni üzerindeki tahakkümünü ve etik sınırları yerle bir eden deneylerini anlatıyor. Oates’in dili her zamanki gibi: Soğuk, keskin ve tavizsiz. Acıyı yumuşatmak için fazladan tek bir kelime bile kullanmıyor. ​Bilimsel ilerleme uğruna feda edilen hayatlar, toplumun "farklı" olana duyduğu o gizli zalimlik ve bir babanın karanlık mirasını omuzlayan bir oğulun sesi... Okurken zihninizde sürekli şu soru yankılanıyor: İlerleme, vicdanın sustuğu yerde başlar mı? ​Dedalus Kitap’ın özenli baskısı ve Pınar Umman’ın akıcı çevirisiyle, bu sert ama etkileyici yüzleşmeyi mutlaka listenize eklemenizi öneririm.
1000Kitap
KasapJoyce Carol Oates · Dedalus Yayınları · 202545 okunma