Annemi değiştiremezdim ya da onu anlamlandırmak benim elimde değildi; bu yüzden kendimi değiştirmeye, kendimi anlamaya çalıştım. Eğer değişebilirsem, annemin yeniden benden memnun olacağını umut ettim. Şimdi onu mutlu edemeyeceğimi biliyorum. O ihtimali kaybetmenin yasını tutmalıyım. O umuda veda etmeliyim.
İşten ilk döndüğüm günü hatırlıyorum; Aydın'ın vefahnın üzerinden kaç gün geçmişti bilmiyorum ama anahtarla açmıştım kapıyı. O kadar zorlandım ki ... Aradan yıllar geçince kayıplar unutulmuyor ama acılar külleniyor. İnsan her şeye uyum sağlıyor. Hayat insanların duygularını tıpkı dağlar tepeler gibi zamanla erozyona uğratıyor. Hiçbir şey çok uzun sürmüyor; ne keder ne sevinç ne de mutluluk ... Aydın'ı kaybettiğimiz yıl torunum Aydın dünyaya geldi.
Şimdi artık yalnızlığımla da barıştım ve özgürlüğün tadını çıkarıyorum