Çocuklarla konuşmayı tercih ediyorum; zira onların sağduyu kazanacaklarından hala bir umut var da, bir de buna sahip olanlar var ki! Tanrı korusun! Aman Allahım!
Bu örgütün adı "Ulu Kan'dı." Akaylar dâhil, içindeki herkesi yöneten ve kontrol eden kirli yapı. Fakat toplum ve medya önünde, kendilerini "vakıf" ya da "dernek" adı altında umut vadeden projelerle tanıtmayı başarmışlardı.
Kısaca anlatacak olursam, dünyanın çeşitli yerlerini kendi gözlerimle görmek istedim. Farklı olasılıklara şahit olmak istedim. Başkasının değil, yalnızca kendi hayatımı öğrenmek istedim.
Sayfa 31 - Athica Yayınları Haziran 2026- Satoru·Kitabı okuyor
“İnsan bu kadar büyük bir sevmenin içinden nasıl oluyor
da öylece çıkıyor?”
“Hemen çıkamıyor sanırım. Adım adım oluyor. Her gün biraz. Geri dönmek çok sık çeliyor insanın aklını, unutmanın yolu mayın tarlası gibi bir șey. Her şey sana onu hatırlatıyor, hep bir acaba yeniden denesek nasıl olur hissi yokluyor kalbini. ‘Bir mesaj mı atsam?’ diyorsun. Kapısına gitsem. mesela, ne der? Duramıyorsun yerinde. Ama giderek uzaklaşıyorsun ondan. Geri dönmek anlamsız bir hayale dönüşüyor bir noktada. Umut bitince dönmenin pek bir anlamı kalmıyor çünkü. Bakıyorsun, dönebileceğin bir yer değil attık orası, kendini mecburen yeniden düzenliyorsun. Kendini başka bir ihtimale ikna ediyorsun. Kalp de soğuyor bir gün. Yaşamaya devam edebilmek için buna mecbur çünkü.”
Hiçbir deneyimin boşa olmadığını sonunda anlamaya başlıyordum. Başımıza gelen her şeyin bir sebebi vardı, biz onun görünür önemini fark etsek de edemesek de bu böyleydi. Hayatımızdaki her şey en nihayetinde bizi bir yere sürüklüyordu.