8/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Bazı kitaplar bir hikâye anlatır, bazıları ise bir vicdan sorgusu bırakır. Kuşlar Cinayeti Çabuk Unuttu tam olarak ikinci grupta. Roman, daha ilk sayfalarda güçlü bir hitabetle beni içine çekiyor. Masalsı ama bir o kadar sert bir atmosfer kurulmuş. İktidar, ihanet, toprak, sadakat ve korku… Her şey büyük bir mücadelenin içinde eriyor. Ancak asıl çarpıcı olan, düşmanın her zaman dışarıda olmaması. En büyük kırılma anı, güvenilen birinin ihanetiyle geliyor ve hikâye o noktada epik bir anlatıdan psikolojik bir sorgulamaya dönüşüyor. Finalde adalet tam anlamıyla yerini bulmuyor. Hayat devam ediyor. Kuşlar yeniden uçuyor. Ve biz, olanları geride bırakmaya ne kadar meyilli olduğumuzu fark ediyoruz. Kitap boyunca şunu düşündüm: İnsan gerçekten neyi hatırlamak ister? Ve neyi bilinçli olarak unutur? Yazar, karakterleri siyah-beyaz çizmemiş. İhanet edenlerin bile korkuları var. Bu gri alanlar romanı daha gerçek kılıyor. Yer yer daha derin karakter arka planı görmek isterdim ama anlatımın akıcılığı bunu gölgede bırakıyor. Bu roman bir olaydan çok bir metafor. Ve başlık, kitabın en güçlü cümlesi: Bazı cinayetleri kuşlar kadar çabuk unutuyoruz.
Kuşlar Cinayeti Çabuk UnuttuNurlan Nazlı Kaya · Demos Yayınları · 2018338 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 72. kitabı
Ben hep masal tarzı şeyleri, fantastik dünyaları ve bazen biraz garipliği de seven bir insan olduğum için bu kitabı beğeneceğimi tahmin ediyordum ama düşündüğümden de daha keyifliydi. Kitabın büyük kısmının geçtiği hiçbiryer her ne kadar farklı ve güzel bir dünya olsa da beni biraz şaşırttı. Çünkü bu hikayeyi aynı zamanda bir animasyon olarak hatırladığım için birilerini öldürme tarzı olayların çok fazla geçmeyeceğini, olsa bile üstü kapalı olacağını düşünmüştüm ama öyle olmadı. Ki hiçbiryer tamamen çocuklarla dolu olduğu için de birilerini öldürmekten bu kadar zevk almalarına şaşırdım. Hiçbiryer ne kadar güzel veya farklı olursa olsun benim için bir harikalar diyarı olamaz o ayrı. Başka bir konuya geçecek olursam karakterlerden çok bahsetmek istiyorum. Özellikle de Peter ve Kaptan Kancadan. İkisiyle de tuhaf bir şekilde bir love hate ilişkim oldu. Peter her ne kadar baş karakter olsa da bazı davranışları beni arada bir kendisinden soğuttu. Her şeyi kısa süre içinde unutması ve küstahlığı bu davranışların başını çekiyor. Ama bazen onun için çok üzgün hissettiğim de oldu. Özellikle annelik ile ilgili dönen olaylarda çok üzüldüm. Kaptan Kancaya gelecek olursak tam benim tarzımda bir kötü karakterdi. Yine aklımın köşesinde bu hikaye aynı zamanda bir Disney filmi olduğu için kaptan kancayı “saf kötü”, kötülükten başka hiç bir şey düşünmeyen, hiç bir şeyden korkmayan bir karakter olarak beklemiştim. Ama kaptan kanca kötülükten başka da hayatta önemsediği veya düşündüğü şeyler olan ve en önemlisi korkuları olan bir karakterdi. Ve yine birçok kötü karakter gibi herkesten durduk yere nefret etmiyordu, Peter’a olan nefretinin sebepleri vardı ve bu sebepler iyi yansıtılmıştı. O yüzden her ne kadar kötü karakter olsa da onu daha iyi anlayabildiğim ve hatta sempati duyduğum anlar
Peter PanJ. M. Barrie · İş Bankası Kültür Yayınları · 20199,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·366 syf.··
2025 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 10:01
Yıllar yıllar önce okuyup bugün tekrar okumaya cesaret ettiğim koca klasik Suç ve Ceza Öncelikle her kitap okunduğu zamana (okunulan yaşa) özgü bir izlenim bırakıyor ve farklı bir zaman diliminde okunduğunda sanki hiç okunmamış gibi bambaşka, yepyeni izler bırakıyor insan zihninde onu anladım. Nasıl ve nereden başlayacağımı bilemesem de kesinlikle bir not bırakmadan rahat edemeyeceğim bir eser bitirmiş bulunuyorum. Benden başkasında da aynı izlenimi vermiş midir diye de düşünerek sürekli aynı soru vardı kafamda: Neden öldürdü? Parasının tamamını çalmadı, aldıklarını da kullanmadı. Üstelik eline yasal yollardan geçen bütün parasını yardım etmeye harcarken onları neden kullanmadı? Tamam kullanmasın tabiki ama o zaman öldürmesin de, neden kendine bunu yaptı? Hem fazlasıyla gururlu hem bu kadar insan ruhunu alçaltan bir şeyi neden yapıyor? Hem suçunu gizliyor hem de kendini ele verecek sözler ve davranışlarla nereye varmaya çalışıyor? Bunların hepsi sadece hastalığı ve içinde bulunduğu buhrandan mı kaynaklanıyor? Bunu ikinci ciltte çok daha iyi anladım ve üzerine 1969 da çekilmiş olan eserin filmini izlemek te oldukça pekiştirici oldu benim için. Filmin linki de şurada duruversin: m.youtube.com/watch?v=71-0lR9... Psikolojisini anlatmak için eserdeki bazı pasajları paylaşmak en iyi yol sanırım. (SPOİLERDİR- Eseri okuyanın aşağıyı okuması faydasınadır) İlk olarak R.R.Raskolnikov’un Sonya’ya itirafında der ki; -Mesele şu ki: Bir gün kendi kendime şöyle bir soru sordum: Mesela, benim yerimde Napoléon olsaydı ve mesleğine başlamak için elinde henüz ne Toulon, ne Mısır, ne Mont Blanc'dan geçiş olmasaydı da, bütün bu güzel ve tarihsel şeyler yerine düpedüz gülünç bir kocakarıcık, hem de üstelik sandığından paraları aşırmak için öldürülmesi gereken
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Engin Yayıncılık · 1993194,6bin okunma
Yavaşla
Puan vermedi·246 syf.··
2025 3. kitabı
Türkiye'de bir değersizlik buhranı yaşanıyor. Geçmişin değerlerine hayat hakkı tanınmıyor ama toplumsal hayata rehberlik edecek yeni değerlerde silsilesi de oluşmuyor. 60 'lı yılların dünyayı değiştirebileceğine inanan iyimser insanların yerini, 2000 'li yıllarda şüpheci, ümitsiz, bitkin ve karamsar bir kuşak almış durumda. Kendi hayatını efsaneleştirerek , kendi benliğine tapınanarak anlam bulma buhranına çare arayan bir kuşak karşısındayız. Hayat "ben'le başlıyor ve ben'le nihayet buluyor. Psikiyatrist olan Kemal Sayar en yalın haliyle insanlığı anlatıyor unutulan insanlığı. Hız çağı ile duygular köreldi artık her şey o kadar hızlı olurken tahammülümüz herkese ve her şeye azaladı. Emek kavramı yerle bir oldu kolay olan ve hızlı olana talep arttı fast -food yiyecekler, hızlı kargolar, hızlı internetimiz... Geçmişini silip atan bir neslin çökmek üzere olduğu; ben kavramı biz yerine daha çok kullanıldıkça dağıldık ,bir evin içinde telefonlara gömülüp birbirimizden uzaklaştıkça dağıldık. ilk aile kavramı yıkıldı kale içten fethedildi aslında böylelikle toplum kendisini özünü unuttu . Hız çağının tükenmiş insanlarıyız hepimiz birazda ruhlarımız çok geri de kaldı soluk soluğa kalan nesil oysaki bir o kadar da hala geç kalmış hissediyor ondandır belki de bu öfkemiz .
Edebiyat & Roman
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,3bin okunma
İmparator/ Dark Verse #3
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2024 61. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2024 02:31
Ay çok güzeldi... İlk iki kitapta Tristan ve Morana beklentilerimi zirveye çıkardıkları için Dante ve Amara'yı bu kadar seveceğimi asla düşünmezdim ama mükemmellerdi... Mükemmellerdi yani onları tanımlayacağım başka bir kelime yok. İlk sayfasından son sayfasına o kadar güzeldi ki eğer bitirdiğimde gecenin 3'ü olmasa oturur ağlardım güzelliğinden. Tabi sinirimi bozan ve yazara saydırmak istediğim bir kaç mesele de vara ama önce size bu kitabın mükemmel çiftinden bahsedeyim; Dante: izninizle Best Boy listemin en yeni ve sonsuza kadar listede yerini koruyacak bir başka üyesi:))) Tristan'la karşılaştırma yapanları görüyorum, kızları sakin olun ikisini aynı anda sevebilirsiniz neden ayrım yapıyorsunuz?? Şaka maka bir yana, Dante mükemmeldi. Çevresine gösterdiği acımasız, kibirli, umursamaz tavrı ve Amara'ya gösterdiği tavrı bambaşkaydı. O kadar merhametli, o kadar anlayışlı, o kadar güzel seviyordu gözlerimden kalpler fışkırdı kitabı bitirene kadar. İnsanlara karşı 'dirty' halleriyle Amara'ya karşı 'dirty' halleri bile başkaydı yani:D ben senden razıyım Dante, inşallah benim de 1 tane Dante'm olur. Ve Amara, sizi Kraliçe'mizle tanıştırayım: Güçlü kadın karakter deyince aklına hemen kalkan kılıç kullanan, ya da tam olarak srtük gibi davranan kızlar gelenlere sesleniyorum, lütfen Amara'yı okuyun. Çünkü gücün vücut bulmuş hali. O kadar mükemmeldi ki... Bütün yaşadıklarına rağmen ayakta durmaya çabası, sırf sevdiklerini daha fazla üzmemek için yine yine kendinden taviz vermesi, aşkını içinde tutma şekli, sabrı, merhameti, yani daha ne diyeyim, mükemmel bir kadındı. Keşke sana sımsıkı sarılabilsem diyeceğim de Dante onu hepimizin yerine yapıyor:) Amara ve Morana arasında da karşılaştırma yapmayın lütfen, ikisi de mükemmel. Onların arkadaşlığını istiyorum :") Şimdi
İmparatorRuNyx · Martı Yayınları · 2024582 okunma
9/10
·492 syf.··
Beğendi
·
2023 58. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2023 00:00
Kıyamet diyince aklınıza ne gelir? Dünya savaşları, yıkım, sefalet, ayaklanma, neslin yok oluşu... Bu kitapta bir nevi bu sorunun cevabını veriyor: Unutmak, işte asıl kıyamet bu. Nasıl mı gerçekleşiyor? Gölgelerini kaybederek, tüm yaşamımız boyunca bize eşlik eden, her anımıza tanıklık eden gölgelerimizi kaybederek. Bu kitapta ise karşılabileceğiniz tek düzen bu: Gölgesini kaybeden unutmaya mahkûmudur. Benliğimizi, etrafındakileri, eşyaları, düzeni, evrenin işleyişini unutmak. Bahsedilen unutuş hafıza kaybı gibi basit bir şey değil, mesela hayvanların konuştuğunu unutan bir gölgesiz hayvanlarla konuşabiliyor. O düzeni unuttu ve artık onun için bir düzen yok. Ana karakterlerimiz Max ve Ory de unutuşa kapılmamaya çalışıyorlar, kitap da onları ve arkadaşlarının bu amansız direnişini anlatıyor. Kitabın konusundan tutalım yan karakterlerine kadar her şey o kadar ince ve muazzam işlenmişki sevmemeniz çok zor. Kitapta değinilen bir diğer konu da bu günlerimizin tadını çıkarmak. Bu da çok hoş bir ayrıntıydı. Evet, bu kadar sevmeme rağmen neden bir puan kırdım? Benim kitabı 2 kere yarım bırakıp spoiler yedikten sonra bitirmemin sebebi, başlarının bir tık sıkıcı yazılmış olması. Bunu da sanırım ayrıntıların çokluğuna alışık olmamama bağlayabiliriz. Her şeye rağmen fantastik ve bilim kurgu hayranlarının kesinlikle okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Umarım hayal kırıklığına uğramazsınız.
Edebiyat & Roman
The Book of MPeng Shepherd · William Morrow · 20182,803 okunma